hüseyin karataş: “nenem’in milleti”, çoğunluk olmayı istemedi!…

63054_357392507699807_856300199_n

mesela; namaz kılan, oruç tutana “nenem’in milleti”, “yezid” demez; kıldığı namazı, tuttuğu orucu, namaz kılmayana, oruç tutmayana zulüm yapan yobaza “nenem’in milleti”, “yezid” der…

nenem’in milleti”, çoğunluk olmayı istemedi!…

 

gerek islam’ın ortodoks damarı, gerekse yahudi ve hıristiyan inancının ortodoks damarları, bu dünyada, tanrı’nın mülkü üzerinde, yaratanın yarattıklarının üzerinde, egemen ve çoğunluk olmaya çalışmıştır; işte bu egemen ve çoğunluk olma dürtüsü, dünyanın en uzun ve en kanlı düşmanlaşmalarına sebep oldu; bu itikatler hala bu tarihleriyle gerçek anlamda yüzleşemediler; şimdi biz alevi-kızılbaş itikatinde olanlar, bu zihniyetlerin, ne içinde olduk ne de içinde olmak için istekli olduk; bu zihniyetteki islam’da, hıristiyanlık’ta ziyadesiyle bizim zihniyetimize uzaktır;

 

ama mesela, hallac-ı mansur’un, beyazıd-ı bistam’ın zihniyetindeki muhammed mustafa ve islam, bize yabancı durmaz; mesela, thomas münzer’in, katharlar’ın zihniyetindeki isa mesih ve hıristiyanlık ziyadesiyle bizdekine yakındır; ama mesela, vatikan’da oturan papaların zihniyetindeki isa ve hıristiyanlık, ziyadesiyle bizdekine ıraktır…

17358971_1352565944809338_169231539304288464_o

Mercan Vadisi; Munzur Dağları, Désim.

 

***

 

yani; biz herhangi bir dinin yada peygamberin talib’i değiliz; biz kendi kendimizdeki ibadeti, inancı, itikati talib-i hakk olarak görüyoruz; yani biz kendimiz, hakk’a talibiz; hakk’a talib’lik ne bizim üktemizdedir ne de bizimle sınırlıdır; bu evrenin her yerinde, her yaratılmışta, her varlıkta hakk tecell etmekte; işte, biz bu hakk’ın kendisindeyiz;

 

hakk’ın kendisinde olanın, kendisini, itikatini, inandığını yaymak diye bir zihniyeti olamaz; ondan, biz kendimizi yaymak için savaşmadık; ve böyle bir şiddeti ve zorlamayı itikat olarak reddettik; egemen ve çoğunluk olmak için, zalimleşmedik, silahlanmadık ve can incitmedik; çünkü, egemen ve çoğunluk olmayı istemedik;

 

benim nenem’in milleti, mesela, yoldan geçene, sofrasında yemek yiyen yabacıya, misafire, komşusuna, kimsesize karşı hiç bir zaman çoğunluk oluşturmadı; inancını, itikatini, ibadetini egemenliğe ve çoğunluğa dönüştürmedi; bilmezliğimizden değil, inandığımız için böyle yaşadık; mesela katarlar da egemen ve çoğunluk oluşturmayı istemdiler; çoğunluk olmayı istemedikleri gibi, egemen ve çoğunluk olanlara iltica etmeyi bile, ne arzuladılar ne de bunun için şiddetten yana oldu…

 

Sembolik resim.

sembolik resim: otantik giysileri ve başını bağlama şekliyle bir Désimli kadın.*

***

 

mesela biz; bütün dinlerin, inançların dışında olan müstakil bir din de değiliz; biz sadece kendi kendimiziz; biz, sadece bu evrenin iyilerine, iyiliklerine kendini yabancı görmeyenleriz; biz kendimiz, kendimizi diğerlerinden üstün de görmüyoruz; biz kendimiz, kendimizi birlikte olduğumuz, birlikte yaşadığımız varlıklara dost ve eşit görüyoruz; mesela, meyvesini yediğimiz ağaca dost ve eşit olmak istiyoruz…

 

***

 

sorun; başkalarının bize bakışında; mesela, bizi tartışıyorlar, bizi tartıştırıyorlar; bizi bi’şeylerin içine, dışına yerleştirmeye çalışıyorlar; bütün bunları bize sormadan yapıyorlar; sanki biz, kendimizi, yerimizi, ne ve kim olduğumuzu bilmiyormuşuz gibi, tarif etmeye çalışıyorlar; bize, illa bir isim verecekler, illa ki bi yere yerleştirecekler;

 

mesela biz, bir dine sığmayız, bir ideolojiye yerleşemeyiz, bir görüşe tapınamayacak kadar büyüğüz; biz sadece, olduğumuz yere yerleşmeye çalışıyoruz; içtiğimiz suyun içinde olmaya çalışıyoruz; tarlamızın yılanıyla akraba olmaya çabalıyoruz; komşularımızın gönlüne mihman olmak istiyoruz; biz, işte buyuz; meyvesini yediği ağaca minnet eden bir halkız; biz de bu evrenin bir halkı olmak istiyoruz; ne dünyanın sahibi ne de bu mülkün efendisi olmak, yalnızca halk olmak istiyoruz…

 

cila-yakma-638x303***

 

bize yaklaşanlar, bize dokunanlar, dokunurken diyorlar ki, “biz sizin kıymetinizi biliriz”, “biz size kıymet veririz”; bize kıymet biçenler, bizi olduğumuz gibi, bu halimizle kabullenmiyorlar; biri bizi camiye davet ediyor, biri kiliseye, bi başkası hiç bir yere; biz mesela camiye gitmekten yüksünmeyiz, kilisede olmak bizi rahatsız etmez; ama, bizi bu zihniyetimizle taşlayan, bu camiydi; bu camilerin minberinde vaaz veren imam değil miydi, bize “küfür” diyen(?);

 

tarihimizin hiç bir devrinde, bi tek camiye taş atmadık; ama bu camiden çıkanlar bizi hem taşladı hem de ateşe verdi; bütün zamanlarda saklanarak yaşamak zorunda olan bizdik, kendimiz hep koruyarak, kollayarak yaşamak zorunda olan bizdik; biz kimden saklandık, kimlere karşı kendimizi kolladık(?); camiye karşı, camii cemaatinin zihniyetine karşı, hep kendimiz saklamak ve kollamak zorunda kaldık…

 

1897973_190693751302429_5001128872898706091_n***

 

işte bu zihniyet bizim ne varlığımıza ne de itikatimize kıymet biçemez; eğer bunlar kıymetini bilselerdi, katarların, karmatilerin, malakanların, ezidilerin, türkmenlerin kıymetini bilirlerdi; lafı söylemeden önce bi aranıza bakın, aranızda, mahallenizde, köyünüzde kaç türkmen kaldı, kaç ezidiye komşu olma hakkı tanıdınız, kaç malakanın ağacının dalını kırmadan meyvesini aldınız, kaç süryaninin sofrasına ziyankar olmadan komşu olabildiniz?…

 

***

 

işte, “nenem’in milleti”; meyvesini yediği ağacın dalını kırana “yezid” der; nenem’in milleti aralarında yaşayan ezidi’ye, aralarında yaşayan türkmen’e, aralarında yaşayan ermeni’ye komşu olamayana “yezid” der; mesela, namaz kılan, oruç tutana “nenem’in milleti”, “yezid” demez; kıldığı namazı, tuttuğu orucu, namaz kılmayana, oruç tutmayana zulüm yapan yobaza “nenem’in milleti”, “yezid” der;

 

mesela; “nenem’in milleti’nin” seceresinde namaz kılan da var, oruç tutan da; bizim seceremizde yer alan ali, hasan, hüseyin, beyazıd-ı bistan, hem oruç tutarlardı hem de namaz kılarlardı;

dersim-göl

Gola Buyeré; Munzur Dağları, Désim.

 

demek ki “nenem’in milleti” namaz kılandan yüksünmemekte, inandığı kitab’ı, inandığı peygamber’i, ibadet ettiği tanrı’yı, insanlıkla, diğerleriyle, komşularıyla savaş haline getirenin varlığına ve zihniyetine “yezid” der…

 

hüseyin karataş

 

kelepcera10@gmail.com

 

*görsel seçimi: editör.

(Visited 1.523 times, 1 visits today)

Yanıt hüseyin karataş: “nenem’in milleti”, çoğunluk olmayı istemedi!…

  1. ibrahim akarcay 05/05/2017 de 18:37

    yine utangac bir ifade ile yazilmis bir yazi alevi kizilbas itikatini ALEVI MILLETININ KIMLIGI 0LDUGUNU s0yleyememis ,gizledigi ALEVI MILLETINE m0nte edecek seyleri varmis gibi

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2.469 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone