hüseyin karataş: “zillet”…

“dünya’da bir benzeri var mı, devletin gücüyle insanın yurttaş olduğuna örnek; devletin ve çoğunluğun gücü otoriterdir, siyaseti diktatörlüğe götürür; devletin ve egemen çoğunluğun gücüyle demokrasi olmaz, adalet olmaz, özgürlük olmaz…”

“zillet”… 

 

insan; hiç bir menfaatin, siyasi ve dini yargıların, tarafgirliğin ve ön yargıların bozamadığı, şartlandıramadığı, çarpıtamadığı gerçeği, ancak kendi adına düşünmeyi başarabildiği anda bulabilir;

 

işte; bu şekilde, kendi adına düşünmeyi başarabilenler ancak toplumların kalabalığına, siyasi ve kültürel zihnine ve bilimsel aklına ivme verebilir; çoğunluğun üzerinde toplum olanlar, ümmet ve millet olanlar, hem zamanda yobazlaşır hem de zalimleşir;

 

çoğunluk üzerinden partileşenler, siyasallaşanlar, devletleşenler, milletleşenler, hangi niyette olursa olsunlar, bu çoğunluk olma zihniyetiyle yol aldıkları müddetçe, insana, kadına, çocuğa, millete, ümmete, ne özgürlük verirler ne de hak ve hukuk tanırlar; çoğunluğun önlenemeyen bu egemenliğinde insan, farklılıklarıyla, kendi kendisi olmasıyla, kendi adına düşünmesiyle, psiko-sosyal sendromlar yaşar… 

 

düşünün ki; bu ülkede çoğunluk, bütün her yanımızı kuşatmış; bir derneğe giriyorsun diyelim, o dernekte de bir çoğunluk olduğunu görürüz; sendikalara bakıyorsun, orada da bir çoğunluk; siyasi partiler, hayır kurumları, insan hakları kuruluşları, hayvan hakları savunucuları, camiler, okullar, mahalleler, köyler, hep bir çoğunluk üzerinde toplumsallaşmakta; çoğunluk bu ülkede kamusal ve toplumsal bütün alanlarda, hem meşru, hem de egemen…  

 

mesela kendimiz; herhangi bir konuda, herhangi bir yerde, herhangi bir topluma konuşurken, en çok çoğunluğa konuşuyoruz; çoğunluğa karşı bile konuşurken, çoğunluğu ikna etmeye konuşuyoruz, çoğunluk oluşturmak için konuşuyoruz; insanın, çoğunluk olmak yada çoğunluk oluşturmak için konuştuğu bir yerde, çelişki, cepheler, çoğunluk ekseninde oluşturulur; bu eksenlerden hangisinden olursak olalım, olduğumuz yerde kendimiz adına konuşmak, kendimizi bir kimlik haline getirmek, hep zayıf ve güdük kalacaktır;

 

 

çünkü ben ve sen, ben’e ve sen’e konuşmadık, çoğunluğa seslendik; ne kadar doğruyu söylüyor olursak olalım, ne kadar haklı olursak olalım, bu haklılığımız ve doğrularımız çoğunluk oluşturmaya başladıkça, yobazlaşmaktan, yozlaşmaktan, diktatörlük oluşturmaktan kendini özgürleştiremez;

 

mesela biz bu çoğunluğumuzla parti olabiliriz, iktidar oluşturabiliriz, devrim yapabiliriz, ümmet ve millet olabiliriz, ama insana özgü ve özgür alanlar oluşturamayız; oluşturduğumuz çoğunluğun varlığı ve kalabalığı bütün kişiselliğimizi, kamusal ve toplumsal alanlarımızı kuşatacaktır; öyle ki, bu çoğunluk insandaki “kendiliğindenliği” yok eder; en azından çoğunluk, insandaki “kendiliğindenliği” hazzetmez…    

 

kendi adımıza hala düşünme cesareti gösteremeyen insanlar olarak bizim, çoğunluğumuzun bazı tavır ve ezberlerinde cepheler oluşturmamız normaldir, ama nictnormaldir; bu ümmetin şeriatı ve siyaseti diyor ya, devlet’in bölünmez bütünlüğü; işte her birimiz cesaret oluşturamadığımız müddetçe, bu bölünmez bütünlüğü tamlayanlar oluruz; cesaret edemeyen toplumlarda insan, bütün itirazlarıyla, bütün bildikleriyle ancak, bu çoğunluğu kuvvetlendirir; işte kendini gören, kendini eleştirebilen bir toplum için bu tutum, büyük bir zillettir… 

 

zillettir çünkü; kalabalığın ve egemen çoğunluğun ezberlerinden oluşmuş siyaset, insana hak ve özgürlük vermez, insana onur ve şahsiyet kazandırmaz; ki, bu siyaset insanını bir kere değerli yapmaz; dünya’da bir benzeri var mı, devletin gücüyle insanın yurttaş olduğuna örnek; devletin ve çoğunluğun gücü otoriterdir, siyaseti diktatörlüğe götürür; devletin ve egemen çoğunluğun gücüyle demokrasi olmaz, adalet olmaz, özgürlük olmaz; adalet ve özgürlük, devletin ve çoğunluğun karşısında insanın kıymet bulmasıdır ve insanın kendi hak ve özgürlüğü için cesaret göstermesidir…

 

zillettir çünkü; devletin gücüyle ümmet ve millet olanlar ancak, devlet için ölebilirler, devletin selameti için komşularının kapısına taş atarlar; ama bir kere bile bu insan, hakkı ve hukuku için cesaret göstermemiştir; böyle bir zihniyetin devlet ve çoğunluk olduğu memleketlerde, bayramlar bile nümayiş havasında kutlanır… 

 

kendi adımıza düşünmek “devrimcidir”; “devrimci”, kendisini, fikrini, tavrını nümayişe çevirmez… 

 

 

hüseyin karataş

 

kelepcera10@gmail.com

(Visited 1.128 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2.020 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone