23 Haziran’da “sevgi ve birlik dili” kazandı…

Author editor

Asmen Ercan Gür has written 905 post in this blog.

31 Mart’ta 12 bin oy olan fark, İmamoğlu lehinde 23 Haziran’da 807 bin olarak gerçekleşti.

Türkiye, uzun yıllar sonra halkın sandıkta bir defa daha tescillediği iradesiyle özlediği demokrasiye geri döndü. Bu temelde; barbarlık, vandallık, iftira, soygun, sert ve ötekileştirici, adil olmayan düzeni savunan politik söylem-dil Erdoğan ve AKP’sine kaybettirdi. Bunun yerine CHP’nin başını çektiği Millet İttifakını temsil eden Ekrem İmamoğlu’nun sevgi ve birlik dili olan eşitlik, adalet, hakça paylaşım dili ve politik söylemi seçimde halk tarafından takdir edildi.

23 Haziran’da “sevgi ve birlik dili” kazandı…

 

Malumunuz olduğu üzere 31 Mart tarihinde CHP ve Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanlığı, AKP’nin sandıkta gerçekleşen halk iradesini tanımaması ve bu temelde YSK’ya baskı yaparak etik olmayan ve gayri hukuki iddialar sonucu seçim iptal edilmiş ve sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yenilenmesine karar verilmişti.

 

Bunun sonucu 23 Haziran’da tekrarlanan seçimi, CHP ve Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu yüzde on gibi bir farkla (807 bin oy) bu sefer tartışmasız kazandı. Ve bu  sonuç demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün sandıkta tescil edildiği “tarihi” bir gün olarak tarihe geçti.

 

Elbette bu sonucun bu şekilde gerçekleşmesinin birden çok başat nedeni vardı. Bunları, 31 Mart seçim süreciyle bağlantılı olarak maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz. 

İmamoğlu, 23 Haziran İBBB seçimi sonrası Beylikdüzü’nde İstanbullularla buluştu.

 

  1. Erdoğan ve AKP iktidarına kaybettirenler:
  • Bir yerel seçim olduğu halde, bu seçimin ta başından beri bir genel seçim imiş gibi bir yaklaşımla “beka-güvenlik” sorununa endekslenmesi.
  • Ağır bir ekonomik krizin varlığı, bunu görmemesi; aksine palyatif çözümlere başvurulması. (Hükümetin elindeki belediyeler eliyle kurduğu tanzim satış-sebze reyonlarını hatırlayanınız var mı!)
  • Bu ağır ekonomik krize rağmen Erdoğan’ın Saray rejimi tarafından bir tedbir alınmaması; israf ekonomisinde ısrar.
  • Halkın iradesinin yok sayılması.
  • Hukukun siyasal bir tehdit aracı olarak kullanılması.
  • İç İşleri bakanının ilgisi olmadığı halde çok sert ve ötekileştirici söylemlerle sahaya sürülmesi.
  • CB. Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu’nun rakibiymiş gibi her türlü devlet imkanlarını kullanarak sahada ve devrede olması. 
  • Binali Yıldırım’ın yaşı; isteksizliği ve yorgunluğu.
  • CB. emirleriyle ve devlet mekanizması eliyle bir akademisyene açıklanan “Öcalan mektubu”.
  • Muhalefet ve özellikle HDP’ye karşı çok sert ve ötekileştirici bir dil ile ifade edilen “terör-terörist, illet, zillet” söylemi. (Defol git Kürdistan’a söyleminden sonra; Yıldırım’ın Diyarbakır’daki “Kürdistan” ifadesinde düşülen çelişki.) 

 

2. Millet İttifakı-muhalefete kazandıranlar:

  • Kılıçdaroğlu’nun stratejisi ve muhalefeti uzlaştırması. 
  • İmamoğlu’nun kişiliğinin karakteristik bir ögesi olan “azmi” ve “birleştirici sevgi dili”.
  • Muhafeletin ideolojik bir kaygı gütmeden AKP karşısında doğru adaylarla ortak bir temelde birleşmesi ve sergilediği uyum.
  • Ekonomik kriz, hukuku ve halkın iradesini ön plana çıkartan bir söylemi benimsemesi.
  • HDP’nin “despotizme ve tek adam idaresine karşı demokrasi” için verdiği destek.
  • Mağduriyet üzerinden bir politikadan uzak durması ve bu durumun halkın takdirine bırakılması.
  • Yaşanılanların “tek adam rejimi” üzerinden ülkenin geleceği için “iyi olmayacağı” hususunu halka ve özellikle AKP’li seçmene iyi anlatması. 
  • Sahip olduğu ve yararlandığı prestijli medya.
  • Gençlerin iş ekmek ve özgürlüğe olan talebinin karşılık bulması.
  • İmamoğlu’nun halkın lehine olan icraatları; fakat kazandığı halde buna karşı elinden alınan mazbatası.
  • YSK’nın etik ve hukuki bir temelden yoksun “seçimin tekrarı” kararı. (Bu kararın sadece Büyükşehir Belediye Başkanı için kullanılan oy pusulası için alınması). 
  •  
  • editör; cilagzazete

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

897 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”