Avrupa Dersim Meclisi’nden bir heyetin, Dersim ve Ankara temasları. (2. Bölüm)

“İnsansız bir coğrafya neye yarar; eğer o coğrafyada bir topluluk yaşamıyorsa o coğrafyanın adı ve geleceği ne ve nasıl olur?..”.

17358971_1352565944809338_169231539304288464_o

Désim/Dersim; Munzur-Mercan Vadisi Ulusal Parkı.

Avrupa Dersim Meclisi’nden bir heyetin, Dersim ve Ankara temasları. (2. Bölüm)

 

Toplantının bu ikinci bölümünde katılımcılar, genel olarak “Dersim Meclisi” ve Türkiye’de sürdürülen “Girişim” çalışmalarına dair konuları ele aldılar. Birinci bölümde Dersim’in karşı karşıya olduğu çevre ve doğal sorunlarının politik görüşler ve partiler üstü ele alınması gerektiği vurgulanmıştı.

 

Bu bölümde ise Dersim’in tarihsel geçmişi, yaşadığı acı olaylar ve bunların bugüne dair yansımaları ile “Dersim Meclisi” ve bu Meclis’in farklı yerlerde yürütülen “Girişim” çalışmaları temelinde dil, inanç gibi toplumun kültürel gelişimi ile Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeler, bunların siyasi, politik yönleriyle Dersim’e muhtemel etkileri, buna karşı gelecekte neler yapılması gerektiği gibi uzun bir yelpazeyi oluşturan konular ele alındı.

 

Birinci bölümün aksine, bu ikinci bölümde ele alınan konular ister istemez devletin siyasi yapısı ve politik yaklaşımları etkisi altında olduğundan, bu bölümde ele alınan konular doğal olarak siyasi bir bakış açısıyla bir değerlendirilmeye tabi tutuldu. Fakat şunun altı bir kez daha çizildi:

 

Dersim’in ister kültürel, ister politik olsun genel olarak bu sorunların altında başta devlet olmak üzere, çeşitli siyasi yapılar tarafından yürütülen bir politika bulunmaktadır. Çevre ve doğa alanında yaşanan sorunların bile, söz konusu yer Dersim olunca siyasi bir yönü bulunmaktadır. Fakat genel yaklaşım tarzı şu oldu:

 

“Dersimliler kendi içinde hangi siyasi görüşten ve yapıdan olurlarsa olsunlar, kendilerini hangi etnik ve inançsal yapıya yakın hissederlerse hissetsinler, Dersim’in kültürel ve siyasi geleceğinin tüm bu görüşlerin üstünde ve bir uzlaşı içerisinde ele alınması gerekmektedir. Öte türlü toplum için umutlu bir geleceğin bu kaotik ortamda sağlanması pek kolay olmayacaktır…”. Bu durum, tüm görüş sahiplerince özellikle ve öncelikli olarak vurgulandı.

 

***

Dersim, büyük bir aydın potansiyeli olan dinamik bir toplumdur ve dünyanın evrensel ve demokratik değerleri ile barışık yaşayan, yaşadığı toplumun sempatisini kendi kültürel değerleri ve kodları ile birleştirmektedir…”.

Toplantıda, Avrupa’dan gelen heyette bulunan Celal Yıldız, Hüseyin Tekin ve Selman Çimen, sırasıyla söz aldılar; değerlendirmeleri şu şekildeydi:

17201350_10211110291147340_8408301321119187451_n

 

Celal Yıldız:

 

“Vatansız Göçmenler”

 

-İşte, sizlerin de ortaya koyduğu gibi sorun, sadece çevreden ibaret değildir; bunu görüyoruz. Ana dil, inanç, toplumsal kimlik ve genel olarak “kültür” ve “toplumun geleceği” gibi çözüm bekleyen siyasi ve siyaset dışı yığınla birikmiş sorunlarımız vardır.

 

Tüm bunların çözülebilmesi için de “temsiliyet” boyutuyla, bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak, güçlü ve bir araya gelmemizi sağlayacak bir örgütlenme biçimine ihtiyacımız vardır. İşte, Avrupa’da bizlerin de içinde yer aldığı “Dersim Meclisi” fikri, bu sorunlara çare arayışı temelinde gündeme geldi ve bizler bu oluşumda yer aldık..

 

Bakın bizler, bu Meclis’in üyeleri olarak buraya üç kişi olarak geldik. Şuna inanın ki her birimiz, üç ayrı siyasi düşüncenin ve yapının insanlarıyız ve biz “olmaz” denileni başarıp bir çatı altında bir araya geldik. Bu durum, ki toplumumuzun “dağınıklığı” göz önüne alındığında, çok kıymetli bir birlikteliktir.

 

Bizler, bu bir araya gelmeyi, “Dersim Fikriyatı” temeli üzerine bina ettik. Bizim misyonumuz ve çalışma alanımız, tüm topluma ve genel olarak bütün konulara yöneliktir. Misal; Dersim’de çeşitli dernek, kurum, sendika, siyasi yapılar ve bireylerin katılımıyla oluşmuş olan “inisiyatif (Munzur Özgür Aksın Meclisi)” sadece çevre be barajlara odaklı bir çalışma yürütmektedir. Toplumun diğer yakıcı sorunları, soruna odaklı bir amaç güttüğü için gündeminde yok; olması düşünülemez de.

 

O halde; “Gerekli olan ve yapılması gereken şey nedir?” sorusunu, kendimize sormamız gerekiyor. Eskiler, kâmillerimiz bu durumu, “Ala reé, kıla xu veré xodé roné, reé cıra pers ke!” demişler. Bu şekilde kendilerini sorgulamış, dartmış ve cem u cemaat yaparak sorunlarına çareler aramışlar.

 

Bizler Avrupa’da, kısmen Türkiye’ye göre daha iyi koşullarda bir hayat sürsek de, yine de rahat değiliz ve içimizi kemiren bir dert var: Bizler, “vatansız göçmenler” durumuna düşmek istemiyoruz ve bunun mücadelesini bugünden vermek istiyoruz; bu böyle biline!

 

İşte, Avrupa’da teşkil ve ilan ettiğimiz Dersim Meclisi’nin ilk hedefi ileride büyük ve geniş katılımlı bir “kongre” yapmak olacaktır; bir taraftan da buna dönük çalışmalar içerisindeyiz. Bu arada sizler de burada, neler yapılması gerektiğine kendiniz karar vermelisiniz. Bu biline ki bizler de sizinle, bir koordinasyon içerisinde yardım ve dayanışmaya hazırız. Çünkü köklerimiz, bir elin parmakları gibi aynı; kaygılarımız ve doğal olarak çare arayışlarımız, gelecek hedeflerimiz de…

 17155165_10211110291747355_576177869445357450_n

Hüseyin TEKİN:

 

“İnsansız bir coğrafya neye yarar!”

 

-Dersimlilerin, sorunlarını çözmesi ve geleceğe güvenle bakabilmeleri için büyük ve güçlü bir birliktelik sağlaması gerekiyor; bu kaçınılmazdır. Bu tümüyle Dersimi zemini esas almakla mümkündür.

 

Keza çevremizde yaşanan olaylara ve siyasi gelişmelere baktığımızda bu kaçınılmaz bir zorunluluk da. Meclis çalışmalarıyla toplumda başlayan kıpırdanma ve arayışların sebebi de bu durumdan başka bir şey değildir. Sorun; “toplumun kendini güvende hissederek, değerleriyle kendini yarınlara taşıması, varlığını sürdürmesi” sorunudur. 

 

Her birimiz farklı bir sosyalist düşünce ve hareketten geldik. Kendi adıma söyleyeyim; ben her yerde ve her platformda “sosyalist” olduğumu öncelikle vurgularım. Bu asla benim Dersim toplumunun kendi adına konuşması, kendi kendini yönetme çalışmalarına tüm gücümle katılmama bir engel bir durum değildir. Bizler, bu ütopyamızdan caymadık; fakat geçmişteki hatalarımızın da farkına vardık. Bu noktada eksiklerimizi giderme ve bunu zenginleştirme arayışına girdiğimizi de belirtmek isterim.  

 

Dikkat ederseniz; “Dersim Fikriyatı” temelinde emek ve ürün veren bir çok arkadaşımız, özellikle Avrupa’dakiler eski “sosyalist” kimlik ve gelenekten gelen Dersimli hemşerilerimiz ve arkadaşlarımız. Bu durum, bundan sonra Dersim için verilecek mücadeleye “deneyimsel” olarak bir zenginlik ve katkı sunar.

 

Bu açıdan, “sorun odaklı” ve Dersim Davası için, toplumun geleceği için yan yana gelebiliyoruz. Bunu, sadece sosyalist harekette olan hemşerilerimiz yapmamalı; Kürt sosyalist hareketinde yer alan hemşerilerimiz de yapabilmelidirler. Bu arkadaşlarımız da bunu yapmayı başarırlarsa daha da güçlü oluruz; bir yarımız eksik kalmaz. 

 

Evet, bu arkadaşlarımız Dersim’i, kendilerine göre bir statüye ve yere koymaktadırlar. Fakat bu tek başına yeterli değildir ve tam birlikteliği sağlamaz. Biz, toplum olarak tarihte “aşiret çelişkilerini” aşamadık ve bunun bedelini, bir soykırım yaşayarak, büyük bir dram ile ödedik. Bugün de aynı hatayı tekrarlama lüksümüz ve nesillere bu kötülüğü yapma hakkımız yok. 

 

Madem yüreğinizde “Dersim” var ve bu ateşle yanıyorsunuz, bunun için şöyle bir geçmişe birkaç örnek üzerinden bakmak yeterli olur: Türkiye nüfusu 1930’lu yıllarda 15 milyon iken, Dersim nüfusu yüz on beş bin civarındaydı; yani yüzde bir. Rakamı bugüne oranladığımızda, bugün, Dersim’de 70 bin kişi yerine, 750-800 bin gibi bir nüfusun yaşaması gerekiyordu. 

 

Belki yok olmadık ama bugün Dersim’de kalan nüfusu Türkiye nüfusu ile orantılarsak; nicel olarak ne kadar azaldığımız görülecektir. O halde, tüm bunların sebebi neydi? Bu durum kime, hangi hemşerimize acı vermiyor ki! İnsansız bir coğrafya neye yarar; eğer o coğrafyada bir topluluk yaşamıyorsa o coğrafyanın adı ve geleceği ne ve nasıl olur? Bugün coğrafya ile toplum aynı anda ve koordineli bir şekilde yok edilmektedir.

 

Keza, dilimiz, inancımız, örf adet ve geleneklerimiz… İşte bizler, tüm bunları düşünerek, çalışmaları Türkiye’den katılımcıların da olduğu bir çalışmayla , “Dersim Meclisi-Avrupa” olarak bir araya geldik. Bu çalışmanın ana vatan ve onu diasporasında mutlaka karşılık bulması ve daha da önemlisi bir ortak ve doğru temelli bir koordinasyonla gelişmesi gerekiyor. Bizim buna dair belli planlarımız var… 

15219535_339402489764887_8596411653082050751_n

 

Selman Çimen:

 

“Dersim Rönesansı”

 

-Dersim Meclisi, büyük Dersim coğrafyasını kendine esas alan Dersim’e ait kültürel renkliliği ve siyasi çeşitliliği demokrasinin bir realitesi olarak kabul eder. Bu açıdan “Dersim Meclisi”, bütün bu farklılıkları barış içinde Dersimin tarihsel kimliğini yaşatmak ve kendi kendini yönetme projesidir.

 

Amaç; herkesin hem fikir olduğu “Özerk Dersim” in siyasal ve yönetsel olarak reorganize etmek altını doldurmaktır. Dersim, kendi kimliği ve tarihsel duruşu ile özgür bayrağıyla tarihin sahnesine çıkıyor.

 

Biz, bu adımı atarken kimseye verecek bir hesabımız yoktur; bunun adı “Dersim Rönesansı”dır. Dersim’in büyük bir diasporası var. Bizler, bu entelektüel aklı, “kollektif” bir şekilde harekete geçireceğiz.

 

Real politik durum ve bölgesel savaş, Dersim için bir tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’nin içinde bulunduğu buhran bir iç savaşa evirilme riski taşımaktadır. Bu durum karşısında Dersimlilerin, kendilerini ifade edeceği ve caydırıcı girişimlerde bulunacağı siyasi ve diplomatik bir oluşuma ihtiyaçları vardır. Bu sebeple “Dersim Meclisi”, hem nesnel bir zorunluluk hem de tarihsel bir realite ve toplumsal bir özlemin vücut bulmuş halidir.

 

Dersim, büyük bir aydın potansiyeli olan dinamik bir toplumdur ve dünyanın evrensel ve demokratik değerleri ile barışık yaşayan, yaşadığı toplumun sempatisini kendi kültürel değerleri ve kodları ile birleştirmektedir. Bu nesnel ve objektif durum, Dersim’in ve insanının uluslararası politik arenada tanınması için önemli bir avantajdır. Bu avantajı, “profesyonel politik yöntemler ile “Dersim Ülkesi”nin tanınması için önemli bir şanstır. 

 

Dersim Meclisi, Avrupa’da, Dersim’de ve Türkiye metropollerindeki Meclis çalışmaları bir olgunluğa kavuştuktan sonra, genel bir “Dersim Kongeresi”ni yapmayı, nihai bir hedef olarak önüne koymuştur. Ve böylece, bu “kongre” ile birlikte “Dersim Toplumsal Sözleşmesi”ni deklare edecektir.

 

Dersim,; Munzur Vadisi ve "Bezuvar/Malé Beskovik" adlı dağ keçisi.

Dersim,; Munzur Vadisi ve “Bezuvar/Malé Beskovik” adlı dağ keçisi.

Bu “sözleşme”, herkesi kapsayan, ideolojik önyargılardan arınmış, nesnel durumun analizine dayanan, ampirik ve tarihsel olguları esas alan notürel bir nitelikte olacaktır.

 

-SON-

 

editör, cilagazete.com 9 Mart 2017 Ankara.

 

https://www.facebook.com/Dersim-Meclisi-2016-149587968746341/?fref=ts

 

(Visited 355 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1.391 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone