“Bir Askerin Günlüğünden; Dersim 1938”. Derleyen: Mahsuni Gül.

Author editor

Asmen Ercan Gür has written 910 post in this blog.

Ne yazık ki bazen, zulme maruz kalarak katledilenler, “Dersim 1938” örneğinde olduğu gibi devasa bir devlet gücü karşısında katledilişlerini ispatlamak zorunda kalıyorlar; elbette bu utancın sahibi, onları bu durumda bırakan yaşadıkları ülkedeki egemen güç olan Kemalistinden, İslamcısına kadar olan iktidar sahipleridir. (editör/Çilagazete)

Bir askere ilişkin bilinmesi gerekenler:
Gözler normal, saçlar normal, kilo normal, boy normal, parmak sayısı on, zeka normal…
“Ne beklemiştiniz? Uzun tırnaklar mı; devasa azı dişler mi; yeşil tükürük mü veya delilik mi?’’ Ya da iktidarın yarattığı ‘itaatkar insan’…

 

H. Arendt ’Kabileye sadakat uğruna’ bir askeri veya bir Eichmann’ı koşulsuz itaate sürükleyen şeyin, gayet insanca güdüler; ‘kariyer, üstlerini hoşnut etmek veya mecburiyet’ gibi basit nedenler olabileceğini söyledi. Akıl almaz gibi görünen kötülükler tam olarak içimizden, bizim gibi görünenler arasından çıkıyor. Hitler, tek başına kötüyü temsil etmiyor; ona sorgusuz hizmet eden, sıradan askerlerle binlerce Yahudi’yi katletti.

 

İnsanı anlamaya dair yapılan deneyler, gözlemler, araştırmalar veya tarih itaatkar insanların herhangi bir otorite karşısında verilen tüm görevleri sorgusuz yerine getirdiğini gözlemlemiş veya test etmiştir. Üstelik de bu itaat halinde kültürel seviyenin bir önemi yok. İtaatkar insan her an her şeye bürünebilecek düzeyde bir basitlikle var…

M. Kemal’in devlet erkanıyla 1937 yılında gerçekleşen Dersim-Pertek Gezisi. (görsel seçimi; editör/Çilagazete)

 

‘Teslimiyet pahasına saygınlık, Sinizm pahasına güç, çürüme pahasına başarı’ ve sonunda her koşulda arkasında duracağımız doğrular yerine şartların belirlediği bir kişilik. İşte böyle neferler yaratılınca bir kenti kuşatıp halkını topa tutabiliyorsunuz.

 

Güçlü her zaman haklıdır ve kirli işlerini yapacak yaratıklar üretme devletidir. ‘Hakikat iktidarın alanına girmez’. İktidarın ilgilendiği kirli işlerinin sorgusuz yapılacağı sistematikleşmiş, otomatikleşmiş, ruhsuzlaşmış bireylerdir.

 

Despotun tekil iradesi başka irade tanımaz, zaten işini gördürdüğü alanlarda da bunun büyümesine müsaade etmez. Daha kapısından içeri girdiğinde her şeyini kapının dışında bırakacağın kurumlar üretir. Bunun dışına çıkmaya çalışanlar da ihtişamlı cezalarla terbiye edilir, her daim gözetlenir.

 

‘Sonunda fethedilmiş bir hoşgörüye’ dönüşür her şey. ‘İnsanlık adına insanlığı katledebilirsiniz’ mesela. Bu terbiyeler sonucu beden kalır geriye ve bu beden kendini, işleyen ve ulvi bir amaca hizmet eden mekanizmanın parçası gibi hisseder sadece. Makine çalışmaya başladığında artık o makinede işleyecek küçük bir parçasınızdır. Disiplin işte bu birleştirici güçle, etten bir ölüm makinasına dönüşür.

 

Bir ‘Başefendiye’ sahip olan beden, itaate her koşulda hazırdır. Hatta bu anlamsız varlığına anlam katmak için de ilk sarıldığı şey ‘yıkıcı fanatizm’ olur. ‘Cinayetin yurttaşlık görevi olduğunu sanan fanatikler’ yığınıyla hiçbir şey yapmamış ama tek suçu farklılıkları olan halkları derelerde topa tutup, sonra arkalarında bıraktıkları evlerini yakıp koyunlarını kesip iştahla, hiç umursamadan yiyebilen yaratıklar olabiliriz.

Derim’in Halvori Köyü’nde 17 Ağustos 1938’de Değirmen Mevkii’ne öldürülmek üzere götürülen 217 kişilik kafilede bulunan insanların yaşamından son anlara dair bir görüntü.

 

Kendi bireyselliğini yitiren makinaya dönüşen ‘şey’ler sonunda başka bireylerin biricikliğine göz diker. Sistematik öldürebilir, fiilen yok edebilir, insansızlaştırabilir. Aborjinler, Yahudiler, Filistinliler veya Dersim 1938… Tarih Devleti olan her coğrafyada, her biricikte, her farklı kültürde, her ötekide aynı tekrar ediyor.

 

Nedimesine olan aşkıyla yanıp tutuşan, ama karşılaşacağı vahşetten korkup kendini asan bir kadının bıraktığı yiyecekleri yiyen, sinema sevgisi olan ama yeşilliğine hayran olduğu coğrafyanın yol boyunca denk geldikleri yerlerini yakan, kitap okuyan ama dere dolusu insan ölüsüne ‘leş’ deyip onlar yüzünden su içemediği için hayıflanan, anılarını düzenli yazabilecek kadar yazıyla barışık ama her tarafı ‘dağ dağ dağ’ olan coğrafyalarda ‘her gün kafa kesmekle uğraşıyoruz’ deyip ardından bulduğu yağla yaptığı pirinç pilavını anlatan…

 

Tanık olunmuş veya sebep olunmuş ölümlerden sonra, kendi yaşama içgüdüsüne tutunurcasına özellikle yemek-içmekten bahsetmesi; kendine ve sevgisine dönük merhamet duygusuyla dolup taşarken ‘ya rab ya rab’ diye tanrısına yalvarırken yaktığı ocakları, kestiği kafaları, yok ettiği aileleri hiç düşünmemesi…

 

Birinin, yani bir canlının bunca çelişkiye sürüklenmesi? Gerçekten gördüklerinden hiç mi etkilenmedi? Hangi yaratık başka insanların gözlerinin önünde böylesine katledilmesinden, buna eşlik etmekten travmaları olmadan çıkabilir?Bölüğünün kestiği kafaları sıradan bir anıyı anlatırmış gibi anlatır? Yok ettiği kültürü, gasp ettiği yaşamları, hiç sorgulamadan ilerleten bir ‘şey’e dönüştürür?

 

Yeryüzündeki bütün kötü niyetli olgular, insan olma olgusundan hep bir adım önde, ‘insanlık’ tarihimiz ‘insan kötüdür’ü milyonlarca kez ispatladı.

 

‘İktidar herkesin içinden tek tek geçirilerek örüldü.’ Ve ‘İktidar her yerde.’

 

Mehtap Demirci

***

 

Günlükte “Ya Rab, sen kurtar beni buradan” yakarışı, fail cephesinde bulunan bu günlük yazarı tarafından yazılmıştır. Katledilenler kim bilir o yakarışı ne çok yaptılar. Mermiye para vermemek için insanların suya atılarak öldürüldüğü mekan aynı zamanda nehir insan cesedi ile dolu olduğu için su içememekten yakınan askerin derdi olabiliyor…

Derleyen; Mahsuni Gül. Transkript: Dêsimli Memed. Baskı: Devrim Tekinoğlu (Fam Yayınları)/İstanbul).

“Bir Askerin Günlüğünden; Dersim 1938”. Derleyen: Mahsuni Gül.

 

İstanbul Atatürk Kitaplığı’nın sayısal arşiv bölümünde bulunan bir defter yakın zamanda internet ortamında erişime açıldı. Bu günlük defter, alanında ilk olma özelliği taşıyor…

 

“Ece Ajandası”na Osmanlıca notların alınması şeklinde yazılan bu günlük, 1938 yılında Dersim’e yapılan “Askeri Harekât” içinde bulunan bir askere ait.  İnternet ortamında kitaplık sayısal arşivinden “PDF” formatında elde edilen bu günlük, Osmanlıca’dan Latin harflerine aktarılarak “Bir Askerin Günlüğünden; Dersim 1938” ismi ile Fam yayınları tarafından yayınladı. Günlüğün Osmanlıca orijinali Atatürk Kitaplığı’nda yer almaktadır. 

 

Günlükte yazan bilgilerden Samsun Çarşambalı olduğu anlaşılan Yusuf Kenan Akım, 27 Nisan 1938’de askerlik yaşamına başlayarak Samsun, Amasya ve Sivas üzerinden trenle Erzincan’a gelir. 30 Temmuz tarihinde Fırat Nehri kenarında arkadaşları ile fotoğraf çektirdiklerini yazarak, Dersim 38 ile ilgili yaşadıklarını not almaya başlar.

 

Yusuf Kenan Akım, asker olarak içinde bulunduğu Dersim 38’i gün gün not etmiştir. “Bir Askerin Günlüğünden Dersim 1938” ismi ile yayımlanan bu günlük defter, kısa notlarla, çoğu yerde sıradan bir tanıklık gibi yazılmış olsa da, Dersim’de 1938 yılında uygulanan vahşetin boyutlarını oldukça cümlelerle ifade ediyor.

 

Günlükte “Ya Rab, sen kurtar beni buradan” yakarışı, fail cephesinde bulunan bu günlük yazarı tarafından yazılmıştır. Katledilenler kim bilir o yakarışı ne çok yaptılar. Mermiye para vermemek için insanların suya atılarak öldürüldüğü mekan aynı zamanda nehir insan cesedi ile dolu olduğu için su içememekten yakınan askerin derdi olabiliyor.

Askerler nezaretinde yaşadıkları köylerden toplanan Dersimli kadın ve çocuklar. Bu günlükle birlikte 2019 yılında tekrardan gün yüzüne çıkan bu resim, İstanbul B.B: Kütüphaneler ve Müzeler Müd.lüğü Atatürk Kitaplığı’nda “Bel_Mtf_023498” demirbaş numarası ile kayıtlı.

 

“Bir Askerin Günlüğü’nden Dersim 1938” ismi ile yayınlanan kitabın içinde, Dersim’de çekildiği belirtilen dikkat çekici bir fotoğrafta da yer alıyor. 1937 Tarihli olarak not alınmış bu fotoğraf, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü Atatürk Kitaplığı’nda “Bel_Mtf_023498” demirbaş numarası ile kayıtlı bulunuyor.

 

“Dersim’de tutuklanan köylü kadınlar ve çocuklar” notu alınmış bu fotoğraf, ilk defa bu günlükle beraber gün ışığına tekrardan çıkartılarak yayınlanmış oldu.

*

“Bir Askerin Günlüğünden Dersim 1938”

Derleyen: Mahsuni Gül

Yayınevi: Devrim Tekinoğlu/Fam Yayınları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1.097 kere okundu