“Dersim 1937/38 Sözlü Tarih Projesi” Neden Engellenmeye Çalışılıyor?..

Zira ilk kez Dersim Tertelesi, akademik bir akılla ele alınacak, belgelenecek ve bu şeklide dünyaya anlatılacaktı. Üstelik bu ağır görev sadece Dersimliler tarafından değil; Dersimli olmayan konunun uzmanları tarafından da yerine getirilecekti…

“Son tanıklar göçmeden uzat elini”

“Dersim 1937/38 Sözlü Tarih Projesi” Neden Engellenmeye Çalışılıyor?

 

Değerli Dersimliler ve Dersim Dostları;

 

2009 Yılı ortalarında, Dersimli Dicle Akar dostumuz tarafından Avrupa Dersim Federasyonu/FDG’ye, “Dersim Tertelesi’nin belgelenmesi ve uluslararası alana taşınması” için somut bir proje sunuldu. FDG bu proje önerisini, ‘uygulanabilir’ olduğunu değerlendirerek kabul etti. Böylelikle, “Dersim 1937-38 Sözlü Tarih Projesi (DSTP)” adıyla bu projeyi başlatmayı resmi olarak karar altına aldı.

 

Akabinde, “Son tanıklar göçmeden uzat elini” başlığı ile başlatılan bu Proje, zamanla adeta bir seferberliğe dönüştü. Amaç; Dersim Tertelesi’ni tanıklar üzerinden belgelemek ve bunu ilgili uluslararası hukuk platformlarına taşımaktı. Bunun için dünya deneyimlerinden yararlanmak ve soykırımlar konusunda çalışmalarıyla bilinen kişi ve kuruluşlardan, akademik destek almak da çok önemliydi.

 

FDG, bu amaçla Dicle Akar aracılığı ile soykırımlar konusunda dünyaca bilinen Clark Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Taner Akçam ile ilişki kurarak kendisinden destek talep etti. Sn. Taner Akçam’ın projeyi sahiplenmesiyle, proje uluslararası akademik normlara uygun bir çalışma biçim ve programına uygun olarak hazırlandı.

 

Böylelikle 29.11.2009 Ve 20.12. 2009 tarihlerinde Berlin’de yapılan tanıtım toplantıları ve Workshoplar ile ilk adım atılmış oldu. Prof. Martin Van Bruinessen (Utrecht Üniversitesi, İslam Araştırmaları Bölümü) Prof. Hans Lukas Kieser ( Zurich Üniversitesi, Modern Tarih Bölümü) Daborah Dwork (Clark Üniversitesi, Soykırım Holocaust Araştırmaları Merkezi Direktörü) Prof. Karen Jungblut (Southern Üniversitesi Shoah Vakfı Araştırma ve Dokümantasyon Direktörü) Dr. Suavi Aydın (Hacettepe Üniversitesi. Antropoloji Bölümü) Prof. Leyla Neyzi (Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Bölümü) Sosyolog Mehmet Yıldız gibi akademisyenler ve araştırmacılar ile yine yazar ve araştırmacı  Cemal Taş’ın da desteği ile çalışmalar başlatıldı. Bir zaman sonra ise Sosyolog Doç. Dr. Şükrü Aslan (şimdi profesör) projeye dahil oldular. Böylelikle, isimlerini burada sayamadığımız onlarca Dersimli ve Dersim dostlarının emekleri ve Federasyonumuzun olağanüstü çabası ile bu yola koyulduk.

 

Burada belirtmek gerekir ki, bu proje düşüncesinin netleşmesi, hazırlık ve koordinasyon sürecinde Sn. Taner Akçam hocamızın katkıları paha biçilmez bir değerde idi. Öte taraftan Dersimliler için bir “ilk” olan bu “tarihi” Proje kamuoyuna deklere edildiğinde ise, Türkiye ve dünyaya dağılmış tüm Dersimliler ve dostlarının desteği, kısa sayılacak bir zaman zarfında beklenenin de ötesinde üst bir seviyede oldu.

 

Zira ilk kez Dersim Tertelesi, akademik bir akılla ele alınacak, belgelenecek ve bu şeklide dünyaya anlatılacaktı. Üstelik bu ağır görev sadece Dersimliler tarafından değil; Dersimli olmayan konunun uzmanları tarafından da yerine getirilecekti…

*

İşte bu somut gelişme, başta Türkiye Cumhuriyeti devleti olmak üzere bazı çevrelerin bu çalışmadan rahatsız olmasına ve karşı harekete geçmesine sebep oldu. Soykırımlardan sabıkalı devlet (TC) biliyordu ki “Dersim Tertelesi” böyle bir çalışma yöntemiyle uluslararası alana taşınırsa, kısa zamanda karşılık bulacak, tartışılacak ve bu konu kabul görecekti. Üstelik bu durum sadece Dersim Tertelesi ile sınırlı kalmayacaktı; devamında “1915 Ermeni” ve “Anadolu’da islenmiş diğer Soykırım ve benzeri tartışmalarının da başka bir boyuta taşınmasına vesile olabilecekti.

Dersim (Mameki) merkezde tutulan ve tanık görüşmeleri için faaliyete sokulan proje bürosu.

 

Dolayısıyla bu proje, onların aklına göre ‘bir an önce engellenmeli veya içi boşaltılarak amacından uzaklaştırılmalıydı’. Bunun için dünya devletlerinin bu tür konularda kullandığı ve Türk devletinin de çok iyi deneyimleyerek bildiği, en etkili ve sonuç alıcı bir yöntem olan, “böl, parçala, yönet” yöntemi devreye sokuldu.

 

Nihayetinde “DSTP” adlı kurumsal projemiz son aşamalara yaklaşırken, yani görüşmeler tamamlanıp başka bir evreye geçilmek üzereyken, projeyi istemeyenlerce bu yöntem devreye sokuldu. Evvela Dersim toplumunu tarihi, kültürü, inancı ve “Dersim Tertelesi” etrafında bir araya getirmek amacıyla kendine özgü ve bağımsız-bağlantısız kurulan “FDG”, Dersim’de diğer etnik-inanç kimliklerine ve politik çevrelere karşı bir kavga zeminine çekildi. Sonra da DSTP’nin amacına ulaşmasında en önemli rolü oynayan ve oynayacak olan akademik akla yönelik saldırı girişimleri bir “itibarsızlalaştırma” furyası şeklinde gerçekleştirildi. Böylelikle bu ilk adımla projenin akademik aklı olan Sn. Taner Akçam dostumuz ve bağlantılı kurumsal odaklar devre dışı bırakıldılar.

 

Süreç içerisinde FDG’de yaratılan bu çatlakla da FDG Dersim toplumunda kısa zamanda kongrelerde yaşananlardan ötürü bir itibar kaybına uğratıldı. Eş zamanlı olarak da projeye destek veren Sn Taner Akçam gibi akademisyenlere yönelik karalama kampanyaları da devredeydi! Burada, üzülerek belirtmek isteriz ki; bu çirkin kampanya o dönem DSTP’nin Halkla İlişkiler Sorumlusu Yaşar Kaya üzerinden sürdürüldü. Ne yazık ki FDG olarak bizler de bu çirkin planı göremedik ve zamanında buna karşı doğru ve yerinde bir tavır alamadık! Bu sebeple, Dersim toplumundan ve dostlarımızdan özür dileriz.

 

Böyle menfi ve kara bir propaganda ve kampanya ile “DSTP” çalışmaları sahada sürdürülse bile hedefine götürecek akıldan, yol ve araçlardan mahrum bırakılmış oldu. O güne kadar bu Proje için toplanmış dökümanlar, yine aynı kişi (Yaşar Kaya) ve ekibi tarafından gasp edilerek, FDG yönetimine bir türlü devredilmedi. Daha da kötüsü, Dersimliler için tarihi bir yüzleşmeyi sağlayacak olan bu proje, mahkemelere düşürüldü. Mahkemelerde sergilenen tavır ve iddialar da olayın geldiği bu boyut kadar “utanç verici” oldu…

*

Tüm bu üzücü ve projeyi akamete uğratan gelişmeler üzerine FDG, kurumsal sorunların çözümü için, Dersim`in geleneksel hukuk anlayışı olan ve “Dersim Divanı” niyeti ile oluşturulan, Dersim’in önde gelen onlarca ocakzade, şahsiyet ve sorunun taraflarının huzurunda sunulmuş olan Xızır Lokması da kabul edilmeyerek, sorunun mahkemelere taşınmasına önayak olundu.

 

Bu şahıs, nedeni kendinden makul ve anlaşılmaz bir hırsla, bireysel olarak 2013’den itibaren kurumsal çalışmalarımızın karsısına dikilmiş, başta DSTP çalışmamız olmak üzere, tüm faaliyetlerimizi boşa çıkarma uğraşı içine girmiştir. Yasar Kaya, bu tutumunu, kendi kariyer hırsı aşkına 5 yıldır FDG ve DSTP’ni Alman Mahkemelerinde seviyesizce hala sürdürmektedir!

 

Öyle ki 2013 yılında yapılan 4. Kongremizde oy birliği ile alınmış bir karar olan; “DSTP dökümanları yeni seçilen Yönetim Kuruluna acilen teslim edilmelidir..” kararına rağmen Alman Mahkemesinde, “bunu benden talep edenler, 38’de ki milis torunlarıdır..” diyerek, Kongre bileşenlerine ahlaksızca hakaretlerde bulunmuştur ve bulunmaya devam etmektedir.

*

Değerli dostlar;

 

Bu üzücü süreç hakkında böyle bir bilgilendirmeden sonra, “Dersim Tertelesi’ni (Soykırım)” belgelemek ve uluslararası alana taşımak amacıyla başlattığımız DSTP’ne katkılarından dolayı, başta bilim insanı Prof. Taner Akçam olmak üzere, 38 Tertelesi’nin yaralarını üzerinde taşıdıkları halde tanıklıklarının bilgisini paylaşarak birer belgeye dönüştürmemize olanak sağlayan tanıklara ve buna aracı olan, emeği geçen tüm arkadaş ve dostlarımıza tekrardan teşekkür ederiz.

 

Son olarak, şu bilinsin ki “Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu/FDG”, Dersimlilerin Avrupa gibi dünyanın gözü ve kalbi olan bir yerde Dersimlilerin yoktan var ettiği “kurumsal” örgütlü bir yapıdır. Bu bilinçle, bundan sonraki çalışmalarını yaşanan acı ve ağır deneyimlerden ders çıkararak sürdürmeye devam etme kararlılığında olacaktır.

 

16.11.2018

 

Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)

 

adına, kamuoyuna duyurulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

208 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”