Dersim “Khalkêk” oyununun İran versiyonu: “KUSA”.

Dêsım/Dersim “Gağan/Gağand” Bayramı’nda oynanan “Khalkêk” oyununun İran versiyonu:

 

Dêsim’de Gağan Şenliği; Khalkêk oyunu.

“KUSA”

 

Kusa”; Farsça’da ‘Kosag’, Arapça’da ‘Lasmis’ hali ile ‘Kusaj’; az sakallı veya hiç sakalı olmayan adam anlamındadır. Orta ve Batı İran’da, Ortaçağ’da ve modern zamanlarda bilinen ‘karnaval’ benzeri folklorik bir figürdür.

 

İlk İslami yazarlar ‘Kusa Oyunu’nun nasıl sergilendiğinden, kitaplarında bahsederler. Rokub al-Kusaj, Barnešastan-e Kusa”; az sakallı olanın sürüsü. (Masʿudi, sec. 1299; aʿālebi, p. 647; Biruni, 1923, p. 224; İdem, 1954, I, p. 264; İdem, 1983, pp. 256-57; Gardizi, p. 243; Šahmardān b. Abi’l-ayr, p. 39; Zakariyāʾ Qazvini, p. 79; Demašqi, tr., p. 406).

 

Bu gelenek özelde, Fars ve Irak’a aitti ve Siraz’da Abu Reyhan Biruni’nin (Biruni, 1983, p. 256) yasadığı dönemde kutlanıyordu. Kusa (az sakallı adam figürü oyunu), Adar ayının ilk gününde bahar festivalinde oynanırdı. Yukarda kaynak olarak verdiğimiz yazarlara göre ‘adar’ ayı Sasaniler döneminde (akāsere, ba ruzgār-eḵosravān) güneşin Koç burcuna geçtiği farvardagan günlerinden hemen sonra başlardı.

 

Bu günde, eski çaputlar giymiş çirkin ve seyrek sakallı bir adam (aynı zamanda komik, tek gözlü, yaşlı; dişleri dökülmüş..) bir eşek veya katıra (Dimasqi’ya göre inek) biner ve dolaşır.

 

  • Adamın bir elinde karga, diğerinde ise bir yelpaze bulunur. Bu adam kış mevsimini ‘gitmeye’ davet eder ve ardından bahar mevsiminin geleceğini müjdeler ve bu hizmeti için de para ister. Havaların soğuk olmasına rağmen Kusa; “havanın sıcak olduğunu” iddia eder ve yelpazesini sallayarak Farsça “garme garme* (sıcak sıcak)” diye bağırır. (Masʿudi, sec. 1299; Demašqi, tr., p. 406).

 

Kusa, her ne kadar sıcak sıcak diye bağırsa da, soğuktan korunmak için şarap içmiş, ceviz ve sarımsak gibi soğuktan koruyan besinler tüketmiştir. Ayrıca vücuduna soğuğa karşı merhem sürmüştür! İnsanlar su, buz ve kar gibi şeyleri Kusa’ya atarlarken; Kusa, onlara hediye vermeyenlere çamur atardı.

 

 

Eski kaynaklarda anlatıldığı kadar anladığımız, Kadari ile Kusa yaptığı tiyatro ile şehirlerde kurumsallaşmış bir figürdü. Kusa’nın rolü, babadan oğula geçerdi ve kârlı bir işti.. (Biruni, 1923, p. 224).

 

“Kusa” rolü, sıkı kurallara bağlı ve vergiye (zaribad) tabi idi.. (Biruni, 1983, pp. 256-57). Kusa, bindiği eşek veya katır ile sadece öğle namazına (namāz-e digar) kadar köy veya şehirleri dolaşma hakkına sahipti; ve bu kurala uymadığı zaman da dayak yeme riski vardı.

 

Bazı kaynaklara göre (Šahmardān, Unvala); yerel yönetici/kralın atlı askerleri (golam), Kusa’ya dükkanlardan “vergi” toplarken yardım ediyolardı. Toplanan vergiler, daha sonra kral, Kusa ve askerler arasında paylaşılıyordu.

 

Demasqi’ye göre Kusa’nın görevini yapması için ona 7 gün izin veriliyordu. Festival bazen düşmanlık ve şiddete neden olabiliyordu. Sahmardan’a göre Kusa ile birlikte esnaftan vergi toplayan askerler, anında para vermeyen esnafın dükkanını yağmalıyorlardı. Demasqi, hırsızlık yapan ve dükkanları talan eden kalabalıkların, Kusa’ya eşlik ettiğini yazıyor!

 

İran’da Kusa oyunu.

Mary Boyce ise (s. 529), bu oyunun kökeni için dini bir açıklama getiriyor ve Kusa’yı, Zerdüştlüğün, Rapidwin Tarikatı’nın yaz mahsulü patronuna benzetiyor. Ne var ki Ortaçağ Müslüman şehirlerinde bu geleneğin, ‘secular’ (seküler; laik ve dünyevi) olduğu, ve eğlenmek için yapıldığını görüyoruz.

 

Biruni’ye (1983) göre bu köklü gelenek, “iyi alamet için (az bahr-e fāl)” yapılıyordu. Gardizi’ye göre ise, “sadece keyif ve eğlenmek..” için  yapılıyordu. Ancak bunu, bugüne kadar hala köylerde yapılan “Kusa oyunu” için söyleyemeyiz.

 

Modern Kusa (Kusā, Kusā-galin, Kusa o Nāqāldi olarak da biliniyor) usulu/uygulamaları (rite) hakkındaki en detaylı bilgiyi Kış festivalleri hakkında 2 ciltlik bir kitap yazan Abu’l-Qāsem Enjavi’ye borcluyuz. Abu’l-Qāsem Enjavi’nin gözlem ve bilgileri Batı, Kuzeybatı ve Orta İran’a; Māku, Ḵoy, Ḵalḵāl, Zanjān, Abhar, Sāva, Āštiān, Arāk, Maḥallāt, Ḵomeyn, Hamadān, and Nehāvand gibi yerleşim yerlerine ait. Bu bölgelerde yaşayan insanlar Farsca, Kürtçe, Türkçe ve Lori dillerini konuşurlar. (Enjavi, I, pp. 67-85, II, pp. 92-115, 170-85).

 

Mazandaran ve Gilan bölgelerinde Kusa’ya benzer Ḡul-e Biābāni, Pir-e Bābu geleneği varlığını hala korumaktadır. (Enjavi I, pp. 111-23, 132-35; Pāyanda, p. 120 ff.; Sotuda; Honari and abāāʾi, pp. 68-73). Enjavi’nin araştırmalarında, isimleri geçmeyen ama bu geleneği yaşatan diğer bazı bölgeler ve halklar ise şunlardır:

 

İran’da Kermanşah ve Mahabad; (Honari, pp. 49-50). Irak Kürdistan’ın da Süleymaniye Kürtleri; (Bois, p. 71) ve Fars’ın Qasqay aşireti; (Beck, pp. 160-63). Jamshed C. Katrak (s. 144) ise, Hindistan’da yaşayan Navsari Parsilerin, Kusa’ya benzeyen kırsalda (çobanlara ait) var olan bir bayramdan bahsetmektedir.

 

  • Köylerde yapılan (oynanan) Kusa, genel olarak bir kış bayramıdır. Bu bayramın kutlanma tarihi eski İrani takvime göre, Behman ayının 10’dur; Miladi takvime göre “Behman”, “Aralık” ayında başlar ve Ocak ayında biter ki bu 30 günlük bir süredir.

 

Katrak’ın yazdıklarına göre “Kusa oyunu”; Behman ayının ikisinde yapılır ve kutlamanın  asıl ismi; “Bahmangah” dır. Öte taraftan Katrak; “Bu festivalin, Zerdüştlükte sığırlar (cattle) patronu Vohu Mana’ya adandığını..” da belirtir.

 

Ortaçağ’da şehirlerde yapılan Kusa kutlamalarının tersi olarak, bugün yapılan modern Kusa kutlamaları, kırsal ve köysel (pastoral) bir karaktere sahiptir. Bazı köylerde bu kutlamayı, sadece çobanların yapma ayrıcalığı var. İnsanların geçimlerini sağladıkları koyun, keçi ve büyükbaş hayvanların (cattle) hastalıktan korunmaları ve verimli (bereketli) olmaları, Kusa geleneğinin hala yaşatılan ve süregelen önemli bir özelliğidir.

 

Maske takmış oyuncular (mummers maskara) ev ev dolaşırlar ev sahiplerini selamlarlar; bu esnada küçük bir oyun sergilerler (bazen sihirli bir doğurganlık ritüeli de yaparlar). Ve karşılığında yiyecek veya para toplarlar. Oyuncu ekibi  şu figürlerden (tiplerden) oluşuyor:

 

Kusa ve rakibi (Beyaz ve siyah Kusa); gelin (kadın elbisesi giymiş bir erkek) bazı yardımcılar ve etrafından müzik yapan bir kaç kişi. Oynanan oyunu da şöyle özetlemek mümkün:

 

  • Kusa ve rakibi arasında gelinin kimin olacağı (cub-bazı) kavgası yaşanır. Oyunun ilerleyen safhalarında gelin kaçırılır. Bunun üzerine Kusa yere uzanır ve baygın bir halde ‘ölmüş’ rolü yapar. Sonra, gelin gelip Kusa’nın yanına diz çöker ve ağıtlar yakar. Bunun üzerine Kusa canlanır.

 

Kusa’nın kıyafeti, hal ve hareketlerinde, hayvanlara ait birçok özellik belirgin ve dikkat çekicidir. Kafasında boynuzlu bir maske takan Kusa, üzerinde koyun postundan yünlü kürk giyer ve bazen de kuyruk takar. Kusa, bazen de doğurganlık sembolü olarak, cinsel organ takar ve koyun keçi melemesi taklidi yapar.

 

  • Hasmadan in Ahu Tapa köyünde kayıt altına alınan (Enjavi, II, pp. 172-74) bir gözleme göre Kusa, ahırların kapısına tekme atar ve bu hareketin keçi ve koyunların sağlıklı yavru doğurmalarını sağladığına inanılır. Kusa, tekme attığı ahırlar kapılarının sahiplerine takma sakalından biraz kıl kopartıp verir. Ahır sahipleri bu kılları, ahırın bir yerinde muhafaza ederler.

 

Ev ev dolaşan Kusa ve ekibi, hane halkının refahı ve diledikleri zenginlikleri anlatan şarkılar okur. Ekip, kendilerini ödüllendirene dua ederken, eli boş gönderenlere beddua eder. 

 

İran’ın en güneyinde, özellikle göçmen Qasqai, Bahtiari ve Sorki aşiretleri arasında oynanan “Kusa geleneği”, herhangi bir kış ayı tarihine bağlı değildir.

 

Bu aşiretler tarafından “Kusagari”, “Kusa-Kali”, “Kusā-Galin” ve “Kal ʿAli Kusa” isimleriyle de bilinen “Kusa oyunu”, yağmurun yağması için yapılan sihirli bir ritüeldir ve yılın her hangi bir ayında yapılabilmektedir. (Cf. Šahbāzi, pp. 164-65; osravi, pp. 130-31; Beck, pp. 160-63; Kiāni, pp. 254-55; Musawi, pp. 15-18).

 

Ortaçağ’da şehirlerde yapılan (oynanan) “Kusa oyunu”, “Mir I Newroz” geleneğine benzemektedir; ve bu geleneğin Ortadoğu’da eski bir geçmişi vardır. Mir I Newroz’un bugünkü devamı, “Haji Firuz” karakteridir. (Rażi, pp. 240-42, 380-81).

 

“Kusa” ve bugünkü Doğu Avrupa’da yapılan benzer kutlamalar arasında ilginç, çarpıcı ve dikkat çekici benzerlikler

İran’dan…

mevcuttur…

 

Eser: Anna Krasnowolska. (2006)

 

Derleme ve çevirisi: Erdal Kıllı (Yado)

 

Kaynaklar:

  • Moammad Asadiān orramābādi, Moammad-osayn Bājlān Farroi, and Manur Kiāʾi, Bāvarhā wa dānestahā dar Lorestān wa Ilām, Tehran, 1979, pp. 54, 157.
  • Lois Beck, Nomad: A Year in the Life of the Qashqaʾi Tribesmen, Berkeley, 1991, pp. 160-63.
  • Abu Rayān Biruni, Ketāb al-āār al-bāqia ʿan al-qorun al-ālia, tr. Eduard Sachau as Chronologie orientalischer Völker von Albêrûnî, ed. Lutfi M. Saʿdi, Leipzig, 1923, p. 224 (see a more complete translated version of the section in Pamiatniki minuvshikh pokoleni I, Tashkent, 1957, pp. 236-37).
  • Idem, al-Qānun al-masʿudi, 3 vols., Hyderabad, 1954, I, p. 264.
  • Idem, Ketāb al-tafhim le-awāʾel enāʿat al-tanjim, ed. Jalāl Homāʾi, Tehran, 1983.
  • Thomas Bois, Connaissance des Kurdes, Beirut, 1957, p. 71.
  • Mary Boyce, “On the Calendar of Zoroastrian Feasts,” BSO(A)S 33, 1970, pp. 513-39.
  • ʿAli-Akbar Dehodā, Loat-nāma-ye Dehodā, Tehran, 1968, s.v. Šams-al-Din Abu ʿAbd-Allāh Moammad Demašqi, Nobat al-dahr fi ʿajāʾeb al-barr wal-bar, tr. August Ferdinand Mehren as Manuel de la cosmographie du moyen age, Copenhagen, 1874.
  • Wilhelm Eilers, “Der alte Name des persischen Neujahrsfestes,” Akademie der Wissenschaften und der Literatur, Abhandlungen der Geistes- und sozialwissenschaftlichen Klasse 2-3, Wiesbaden, 1953, pp. 37-86 (see p. 44, n. 1, on toponyms derived from Kusa).
  • Abu’l-Qāsem Enjavi Širāzi, Jašnhā wa ādāb wa moʿtaqadāt-e zemestān, 2 vols., Tehran, 1973-75.
  • Abu Saʿid Gardizi, Zayn al-abār, ed. ʿAbd-al-ayy abibi, Tehran, 1968.
  • Mortażā Honari and Moammad Moi abāabāʾi, Āʾinhā-ye nowruzi wa yak maqāla-ye taqiqi dar bāra-ye sālhā-ye hejri va šamsi, 2nd ed., London, 1991, p. 49-50.
  • Moammad-osayn alaf Tabrizi (Borhān), Borhān-e qāeʿ, ed., Moammad Moʿin, 4 vols., Tehran, 1963, III, p. 1730.
  • Jamshed Cawasji Katrak, “Ancient Iranian Festivals According to Al-Biruni,” in Yād-nāma-ye Biruni/The Commemoration Volume of Biruni International Congress B, Tehran, 1976, pp. 121-51.
  • Masʿud Kiāni, Siāh-čādorhā, Tehran, 1992, pp. 254-54.
  • ʿAbd-al-ʿAli osravi Qāʾed Batiāri, Farhang-e batiāri, Tehran, 1989, pp. 130-31.
  • Anna Krasnowolska, “Some Heroes of Iranain Calendar Mythology,” in Proceedings of the 2nd European Conference of Iranian Studies, Rome, 1995, pp. 371-82.
  • Idem, Some Key Figures of Iranian Calendar Mythology, Krakow, 1998, pp. 161-80.
  • Idem, “Iranian Ceremonial Songs of the Winter Cycle,” AOASH 53, 2000, pp. 219-34.
  • Abu’l-asan ʿAli Masʿudi, Moruj al-ahab, ed. and tr. Charles Pellat, Beirut, 1962-79; Pers. tr., Abu’l-Qāsem Pāyanda, I, Tehran, 1991, p. 554.
  • asan Musawi, Gušahā-i az farhang o ādāb o rosum-e mardom-e Kuhmarra-ye Nowdān, Jaruq, wa Sori-e Fārs, Shiraz, 1983, pp. 15-18.
  • Mamud Pāyanda Langarudi, Āʾinhā wa bāvardāšthā-ye Gil wa Deylam, Tehran, 1976.
  • Hāšem Rażi, Gāh-šomāri wa jašnhā-ye Irān-e bāstān, Tehran, 1992, pp. 240-42, 375-82, 671-73, 711.
  • Šahmardān b. Abi’l-ayr Rāzi, Rawżat al-monajjemin, ed. Jalil Aawān Zanjāni, Tehran, 1969.
  • ʿAbd-Allāh Šahbāzi, Il-e nāšenāta: Pažuheš-i dar kuhnešinān-e Sori-e Fārs, Tehran, 1987, pp. 164-65. Manučehr Sotuda, “Nemāyeš-e ʿarusi dar jangal, Yādgār 1/8, 1945, pp. 41-43.
  • Abu Manur aʿālebi, emār al-qolub fi’l-możāf wa’l-mansub, ed. Moammad Abu’l-Fażl Ebrāhim, Cairo, 1384/1964, p. 647 (apud Pers. tr. in Enjavi II, p. xiv).
  • Ervad Manekji Rustomji Unvala, “A Few Parsee Festivals (Jashans) According to an Old Parsee Manuscript,” in Jivanji Jamshedji Modi, ed., Spiegel Memorial Volume: Papers on Iranian Subjects, Bombay, 1908, pp. 201-10.
  • Zakariyāʾ Moammad Qazvini, Ajāʾeb al-maluqātwa ʾeb al-mawjudāt, Pers. version, ed. Nar-Allāh abui, Tehran, 1982, p. 79.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

426 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”