Dêsim’de bırr wesnêne; Dersim’de ormanlar yakılıyor!..

“Suyun canı yanar; ateşi su ile söndürmeyin”, diyen Dersim halkı, yağmur yağsın istiyor; bu yangın sönsün diye!”. (Hüseyin Arslan)

“Canê uwe esto; adır pê uwe we mesaynê! (Suyun da canı var; ateşi su ile söndürmeyin!)”… Sevgili Hüseyin Arslan’nın yukarıda Türkçe yazdığı ve yörede yaygın olarak konuşulan kendi ana dilleriyle ifade ettiğimiz bu söz, şu anda Dêsim/Dersim’de yaşanan dramın yöre insanı üzerinde nasıl bir etki yarattığı konusunda yeterince açıklayıcıdır… (editör)

Dêsim’de bırr wesnêne; Dersim’de ormanlar yakılıyor!..

 

Evet dün akşamdan beri maalesef Dêsim/Dersim halkının yüz yıllardır, inançları gereği “kutsal” olarak bellediği o “Hardo Hızıri, Hardo Bımbarek, Hardo Dewres” diye tarif ettiği o kutsal coğrafya, maalesef kendini Hak’tan etmiş ve vicdansız birileri tarafından cayır cayır ateşe verilmiştir. Günahsız ve vebalsiz bu kadar kurdun kuşun, yılanın, börtü ve böceğin canına sebep olanlar, ne acı ki bu canı, bu yaşamı Hak’ın bahşettiğini unutarak, cinayet işlemektedirler. Üstelik ve utanmadan yeri geldiği zaman da kendilerine; “Elhamdülüllah, Müslümanız…” da demektedirler; yazık, çok yazık!..

 

Batı da herhangi bir orman yangınında “devlet”, kurumlarıyla; itfaiyesi, uçağı, polisi ve askeriyle seferber olurken; maalesef burada, tam tersi bir tutum takınmaktadır. Sanki burası Türkiye Cumhuriyetinden ayrı bir yermiş gibi; sanki burası o öve öve bitiremedikleri “vatan toprağı” değilmiş gibi…

 

Üstelik ve işin kötüsü bu; artık kimin yarattığı ve arkasında durduğu “terör” bahane edilerek her yıl yinelenen ve tasarlanarak yapılan bir cinayet.

Keza, her sene en uygun zaman kollanarak (kuru ot zamanı) ormanlar ateşe verilmektedir. Üstelik, yangın söndürmek için gitmeye çalışan sivil inisiyatif gurupları da engellenmektedir. Durum ve hal bu kadar açık; bu da başka ve bir tür “bölücülük” değilse nedir?

 

Umarız, bu ateş bir an önce söner; söndürülür! Umarız, insanoğlu yerine doğa insafa gelir ve kendi kurduna kuşuna, börtü böceğine sahip çıkar!

 

  • Malé Xızır’ın evlerini yakıyorlar; Xızır’ın davarları ateşlerin içinde kalmış; can’ım çok yanıyor…
  • Dersim yıllardır operasyonlar bahane gösterilerek yakılıyor ama bu defa ki başka bunu görün. Aynı anda dört taraftan yakıyorlar.Dumanlar şehir merkezinin göğünü bile kaplamış. Bu yakma öyle bölge bölge yakmak değil bu kez, aynı anda şehri dört taraftan ateşe vermişler!!!
    Nerelerde yangınlar çıkarıldığını ve yangınların boyutunu görürseniz bunun “yakın o şehri” emrinin karşılığı olduğunu görürsünüz. Bunun adı 38′ değil bu 38’in de üstünde bir şey. ‘Katledip kurtulalım’ diyenlerin yaptıklarının üstünde bir faşist zihniyet söz konusu. ‘Post faşizm’ bu. İnsanlarını yok etmeye yönelik bir saldırıyı geçip,cümle canlıyı dağı taşı orada varolan tüm doğal yaşamı toptan ateşe verip bu coğrafyayı tümden yok etme planı uygulanıyor.Başka bir açıklaması yok.
    Neval Tuğrul 
    (Neval Tuğrul)
  • Karıncaları diyorum; onlar kaçamazlar lan yangından! Yılanlar kaplumbağalar, küçücük kaya böcekleri, ağaç kurtları, yavru kuşlar kaçamaz yangından. Hasta, yaralı hayvanlar vardır, larvada tırtıllar, yavru kertenkeleler ve nicesi var o ormanlarda. Sizin inandığınız Allahın da, taptığınız dinin de sahtekarlıktan başka olmadığını biliyoruz zaten! Çelebi Mehmedinizin Şeyh Bedreddinimize ettiklerinden biliyoruz kıyıcılığınızı! Sivasta ettiklerinizden, İşidinizin Şengal’de Kobanede ettiklerinden, Cizre, Sur, Nusaybin vd. yerlerde ettiklerinizden tanıyoruz imanınızı da zihniyet dünyanızı da! Kendimiz için değil ulan, o masum canlılar için biraz mertlik beklemek hak değil mi katil de olsa zihniyet dünyanız? Bizim ile savaşınızda tamam kendiniz olun ama “ormanları yakmayın” dememiz hak değil midir? Karıncalar diyoruz ulan karıncalar; kaçamıyor yaktığınız ormanlardan, meralardan! Sizin katil inancınız buna dair bir şey demiyor mu, yok mu uyduruk bir ayetiniz karıncalar için?.. (Hüseyin Arslan)
  •  “Sahipsiz koyunu kurtlar, çakallar kapar”. Biz, böylesi bir çağda, bu kadar ilkelliğin ve barbarlığın yaşandığı, din iman adına her türlü rezilliğin yapıldığı, güç zehirlenmesinin gün be gün had safhaya ulaştığı bir zamanda bile, toplumsal olarak bir örgütlenme vasıtasıyla aramızda bir birlik, beraberlik ve dayanışma gösteremezsek, tüm bunlar bize müstahaktır; hatta bunların, daha iyi günlerimiz olduğunu da belirteyim… (Asmen Ercan Gür)

(Visited 110 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

307 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone