Remzi Aydın: “Dêsım’in İnsan-ı Kamiller Oluşumu”

Author cila

has written 40 post in this blog.

remziAydın

“Düşler Akademisi”

Dêsım’in “Kâmil İnsanlar Okulu ve Düşler Akademisi”:

Geçen hafta daha önce defalarca yürüdüğüm Lykia (Likya) Yolu üzerinde bir yere gittim. Adı; “Düşler Akademisi”.
Yirmi yıldan daha fazla oluyor, düşüm vardı, gerçekleştiremediğim ama içimde sürekli büyüyen bir alev. Sanırım yirmi yıl önce idi, Dersim’de federasyondan birkaç kişiyle görüşmüş, projeyi onlarla paylaşmış sonra da dosyalaştırarak kuruma sunmuştum. Bu girişimim birkaç kez farklı yıllarda devam etti.
On yıl önce düşüncemi makaleleştirdim, bu şekilde sesimi ulaştırmaya çalıştım. Sonuç, hayalim hala gerçekleşmedi. Bu düşü uzun uzun makalelerimde, projelerde anlatmıştım.
Kısaca şöyleydi; Dersim’de büyük bir arazi üzerinde okul. Bu okulun öğretmenleri, yaşlı insanlardan oluşacak, ana dilde (Zone Xızıri-Kırmanciki) konuşulacak, yöresel yemekler, ananevi giysiler, folklör, yakarışlar, niyazlar, ritüeller, cemler yapılacak. 38’in son kalanları bu şekilde bir araya getirilirken, yurtdışında ya da metropollerdeki gençler burada eğitim görecek, kuşaklar birbiriyle kucaklaşacaktı.

Sanatçılar, şairler, müzisyenler, yazarlar, öğretmenler vs. bu okula dönüşümlü olarak gelecek, geceleri hem sohbetler edilecek ateş başında hem de dinletilerle sanatsal çalışmalar yapılacaktı. Kiraz, ceviz, elma (ziraat mühendisi toprak incelemesi sonucu düşünüldü) yabani sarımsak, ekolojik tarım ve hayvancılık yapılacaktı. Bu işleri yine dönüşümlü olarak, öğrenciler yani gençler yapacaktı. Böylelikle, doğa-toprak-güneş-hava-su-hayvan-bitki bütünleşmesi ile gençler öz doğalarını tanıyacak, kendisiyle kucaklaşacaktı.

Bu okul aynı zamanda kendi elektriğini değirmen olarak kullanılan yerden üretecekti. (Fizibilitesi hazırdı). Beş-on yıl sonra okul kimseye muhtaç olmadan kendi üretimi ile kendini yönetebilecek duruma geçecekti. Yine ebeveyn veya Dersimli kişilerin kalabilecekleri küçük pansiyonlar, geziler için atlar, cemler için düzenlenmiş yüksek yerde alanlar düzenlenecekti…

Yani anlayacağınız, Kızılbaşlık felsefesi ve Kırmanciki dili yeniden dirilecek, gençler kendi kültürlerine yüzünü dönerken aynı zamanda kimliksizliğini yok ederek kendiyle kucaklaşacak, güçlü bireyler olarak geldiği yere dönecekti…
Dünya ülkelerinde kaç Kızılbaş-Dersimli olduğunu bilmiyorum, fakat milyonlarla ifade edilecek bir rakam olduğunu biliyorum. Bu düş gerçekleşmez mi? Gerçekleşir mi? Bunu yapabilecek enerjimiz ve birlikteliğimiz var mı?

Böyle bir okul kurulsa, kurmak için elini taşın altına koyan insanlar, öğretmenler, emekli aydınlar neyle yaftalanır, hangi örgütle bağıntılı hale getirilir, hangi aşiretle suçlanılır, hangi çıkar ilişkisiyle karalanır bilmiyorum! Ben bunları göze alarak, can güvenliği dahi olmayan bir bölgede bunu yapmayı isterdim. Devlet-terör-çekememezlik-karalama-örgütsel baskılar-çıkar ilişkileri umurumda değildi, bu nedenle şöyle derdim, “tüm giysilerini çıkarıp, çırılçıplak gelebilecekler bu oluşumda olmalıydı. Birilerine hizmet etmeden, güdümsel-kukla yapısından vaz geçebilenler bu oluşumda yerini alabilmeli”
Sonuç, işte bu “Düşler Akademisi” aklımı başımdan aldı, çünkü neredeyse benim dediğim şeyi yapmıştı birileri. On binin üzerinde kitaptan oluşan kütüphanesi, resim, müzik, spor atölyeleri, yemekhaneler, misafirhaneler, konaklama odaları, ekolojik üretimle muhteşem bir yer. Dünya’nın dört bir tarafından gelen ve egolarını yok etmiş gönüllüler geliyor, hemen yan tarafta bir at çiftliği ücret almadan engelli öğrencilere hayvanlarla dostluğu aşılıyor. Kanada, Avusturya, Hollanda, Antalya, İzmir, Konya yani tam bir mozaik…

Tek bir hedef etrafında birleşmişler, yardım ve destek… Öğrencileri ise, ülkenin farklı bölgelerinden buraya gelen “engelli” insanlar. Denizde bir de yatları var, engellilere dalmayı, yüzmeyi öğretiyorlar. Onar günlük periyotlarla tüm masrafları buraya ait olmak şartıyla ve her engelliye bir gönüllü koşuluyla bunu başarmışlar.

Engelli kavramını bedensel-zihinselin ötesinde ekonomik olarak da kullanan ve bu terimi Türkçe Dili’ne kazandıran bir yapı. Daha da ilginci, bu oluşumu oluşturan Ercan kardeşim Almanya’da yıllarca yaşamış olan biri. Okan kardeşim ise, eşini ve çocuklarını altı ay boyunca Danimarka’da bırakarak buraya hizmet eden başka bir yönetici.
Önümüzdeki hafta orada fotoğraf sergisi açacağım ve iki haftaya kadar çıkacak olan romanımın imza gününü orada düzenleyeceğim. Böylesine muhteşem bir yapının herhangi bir taşının altında minik bir çakıl taşı olarak parçalanmaya hazırım, yeter ki destek olabileyim…
Demem o ki; Sevgili Ercan ile başlayan bu meşale yüzlerce gönüllüye ulaşmış. Akademisyenden-doktora, avukatından-işçisine… Hem de kaybolan bir dili ya da felsefeyi tekrar diriltmek gibi bir amaçla değil, aynı toprağın insanları olarak değil, kaybolan bir nesli aramak için karanlık yolculuğa çıkan bir yapı değil… Kıskandım, üzüldüm, kendime kızdım…

Sizce, Desimliler bunu başaramaz mı? Bir kez olsun, örgütleri, aşiretleri, öfkeyi, ötekileştirmeyi, nefreti, parçalanmayı bir kenara atamaz mı? Egoyu, şanı-şöhreti, minik çıkarları, ben tortusunu bir kenara atarak çırılçıplak böylesine bir oluşumda birleşemez mi? Bir kez olsun farklılıkları yok sayamaz mı? Sizce yapılacak iş, farklılıklarımızdan daha mı önemsiz? Bir nesil sonra anadilini konuşan kaç genç kalacak? Kaç kişi kendini oraya buraya yamamadan felsefesini-yolunu devam ettirecek? Ne zaman bizi yerle bir eden bu depremlerden kurtuluruz? Ne zaman birbirimize siyasal, aşiretsel ya da farklı nedenlerle nefretle bakmaktan, karalamaktan, kötülemekten, ajan ya da hain demekten vazgeçeriz?
Sahi, biz nasıl oldu da bu hale geldik… Ne zaman kendimizi engelsiz engelli olmaktan kurtaracağız… Yetmiş iki milleti aynı nazarda görüp-kucaklayan bu halk, kendi çocuklarını ne zaman kucaklayabilir? Sahi, kendimizi ne zaman kucaklayabiliriz ve kendimizle barışabiliriz?

Remzi Aydın

The following two tabs change content below.

Latest posts by cila (see all)

Yanıt Remzi Aydın: “Dêsım’in İnsan-ı Kamiller Oluşumu”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1.906 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”