Desimu ve Xanthos kaderi….

Author cila

has written 40 post in this blog.

Desimu'nun ve Xanthos'un kaderi...

Desimu’nun ve Xanthos’un kaderi…

 

(Foto by Gökhan Subaşı) Havuz başındaki çocukların kahkahası, ateşte yanan çocukların feryadına karıştı bir yerlerde....

(Foto by Gökhan Subaşı)
Havuz başındaki çocukların kahkahası, ateşte yanan çocukların feryadına karıştı bir yerlerde….

-Letoon’dan sonra eşen çayının yanındaki Xanthos’a uğramıştım. -Demek gezdin orayı! -Beni çok etkilemişti, acı çektim. -Xanthos, Likya ile bütünleşmiştir. Defalarca istilaya uğramış, korkunç acılara maruz kalmıştır. Tarihe geçiş sebebi; uğradığı haksız soykırımlar ya da yağmalar değil. Kendilerini koruma adına verdikleri onurlu mücadeledir. -Desimu gibi. Yüzlerce kez saldırıya ve yağmaya maruz kalan Desimu onurlu bir şekilde mücadele etti. Fakat köklerine yapılan saldırıdan maalesef kendini kurtaramadı. Fiziksel saldırıların bu insanları yok edemeyeceğini öğrenen yapı, kültürel, dilsel ve felsefi katliamla bu insanları kendilerine yabancılaştırdı. -Bu da bir soykırım şeklidir. -Evet öyle oldu. Şimdi Desimu halkı kendini tanımıyor ve hatta kendilerine düşman olmaya başladılar. Xanthos ne oldu peki? -1838 yılında Sir Charles tarafından yağmalanan eserler şu anda British Museum’da sergileniyor. Xanthos’un tarihsel ilk kaydı; M.Ö. 540 yılında Pers Generali Harpagos’un işgali ile karşımıza çıkıyor. Harpagos, Karya’dan Xanthos vadisine doğru işgale devam ederken, burada ummadığı bir direnişle karşılaşır. Akropol’e toplanan kadın, çocuk, köle ve mallar ateşe verilir, tek kişi kalmayana kadar savaşa devam ederler. Böylelikle hiç kimse General’e esir düşmez ve ganimetler ateşte yok olur. -Sonra nasıl oluyor da tekrar yaşam devam ediyor? -O kıyım esnasında, çoğu Xanthos’da olmayan yayladaki aileler kıyımdan sonra buraya gelerek şehri yeniden inşa eder. -Desimu’de de insanlar mağaralara saklanır, ya da dağların zirvelerine gider, aylar sonra geri gelebilenler yaşamı yeniden başlatır. -Perslerden sonra Büyük İskender bu bölgeye hakim olur. Daha sonra Suriyeliler’in eline geçer. Kentin Kuzey kapısının bir yanında şunlar yazılıdır; Suriye Kralı Büyük Antiochos kenti; Leto, Artemis ve Apollo’ya adamıştır. -Xanthos şehri hakkında daha detaylı bilgi verir misin? -Neden bu kadar ilgini çekti? Orada olduğun anda ne hissettin, özel bir şey olmalı! -çok acı vardı o topraklarda, tıpkı Desimu gibi! – İ.Ö. 546 yılında Harpagos’un komutasındaki güçlü Pers ordusunun istila saldırılarına Güney ve Batı Anadolu kentlerinin birçoğu karşı koyamamıştı. Pers ordusu Telmessos’u aldıktan sonra, Likya’nın diğer kentlerine yöneldi. Kentlerinin kuşatıldığı günlerde Xanthoslular’ın büyük bir bölümü sıcak yaz mevsimini geçirmek üzere Toros’ların yüksek yaylalarına göç etmişti. Bu nedenle, kentte neredeyse bir avuç insan yaşıyordu. Zor koşullara karşın, direnişleri günlerce sürdü. Kuşatma altındaki kentlerinin ele geçirilmesini engelleyemeyeceklerini anlayınca, tarihe geçecek olan kararlarını verdiler. Özgürlüklerini, bağımsızlıklarını ve kentlerini Persler’e teslim etmeyeceklerdi. Kadınlar; çocuklarını, hayvanlarını ve yiyeceklerini toplayıp, kendilerini de evlerin direklerine bağlayarak evlerini ateşe verdiler. Erkekleri de kentin kapısını açıp düşmanlarının üzerine atıldılar ve savaşarak öldüler. Tarih bu olaydan beş asır sonra tekrarlandı. Bu kez sahnedeki oyunculardan biri Pers ordusu değil, Brutus’un komutasındaki Roma ordusuydu. Brutus, Likya Birliğinin en güçlü ve gözde kenti Xanthos’a saldırısını yaklaşık beş yüz yıl önce Pers komutanı Harpagos’un ve uzun yıllar sonra İskender’in de tercih ettiği Telmessos yolundan başlatır. Saldırılarına, kentlerinin ele geçirilmesini engelleyemeyeceklerini anlayan Xanthos erkekleri; kadınlarını, çocuklarını, hizmetkârlarını ve mülklerini iç kaleye kapatıp ateşe vermesiyle birlikte kendileri de kapıyı açarak düşman ordusunun üzerine saldırır ve intihar girişimiyle son bulan bu saldırılara yenisi eklenmiş oldu. Xanthos, Brutus’a da hazırdır. Roma Ordusunun erzak ve barınma yeri bulamaması için kentin dış mahalleleri yerle bir edilmiş, kent derin bir hendek ile çevrilmiştir. Xanthoslular, kentin dar sokaklarını çevreleyen damların üstünde ok ve mızraklarıyla onları beklemektedir. Kentin içinde savaş sürerken bir bölüm Romalı kentin dik yarlı kayalarla korunan yönünden içeri girmeyi ve dışarıdakilerin de desteği ile demir parmaklıklı kapıyı kırmayı başarmışlardır. Güneş batarken kitleler halinde kente dalarlar. Xanthoslular evlerine koşarlar. Onları hazır bekleyen aileler öldürülür, bu eylemleri karşısında dehşete kapılan ve kendilerini engellemeye çalışan Brutus’un gönderdiği habercilere son mızraklar fırlatılır, daha önceden hazır tutula odun yığınlarının üzerine çıkılır ve odunlar ateşe verilir. Katil Brutus gördüğü bir manzara karşısında gözyaşlarını tutamaz. Xanthoslu bir kadın, elinde hala yanık olan meşale ile kendini direğe bağlamış ve çocuğu ile birlikte kendini ateşe vermiş. Brutus askerlerine haykırır, “canlı yakalayın, kendilerini öldürmelerine izin vermeyin! Her canlı Xanthoslu için size ödül vereceğim” Haberciler, Xanthosluları ikna etmeye çalışsa da mızrak ve oklarla öldürülürler ve kimse teslim olmaz. Büyük ödüller karşılığında çevrede yapılan aramalar sonucunda yüz elli Xanthos’lu Brutus’a esir düşer. Likya İmparatorluğunun desteği ile Xanthos yeniden inşa edilir ve Likya kentlerinin en önemlisi olarak ününe devam eder. 7. Yy’da Arap akınlarıyla zayıflayan Xanthos boşaltılır. Özgürlüğe aşık olan bir halkın hazin sonu. Gözlerimden yaş akmıştı. Kime ağladım bilemiyorum, belki de aşureye çevirmiştim tüm katliamları. Hayalimde tekrar Xanthos’a gitmiştim. Güney Batı bölgesinde Eşen Irmağı’nın hemen üstünde bir teras vardı. Feryatların en çok geldiği nokta burasıydı. O terasta durup, Eşen çayının hemen kenarındaki papucu kalmış tarihi köprüyü izlemiş, sarı akan suda insan cesedi aramıştım. Xanthos’dan Desimu’ya defalarca gidip geldim. Laç Deresinde, Ali Boğazında ve bir çok yerde kendini kayalıklardan aşağıya atan Desimulu kadınlar gördüm. Çocuğu ağlayıp, halkının yeri belli olmasın diyerek kendi çocuğunun boğazını sıkan kadınlar gördüm. Sessiz haykırışlar, iç çekmeler, çaresizlik ve zulüm gördüm. İki halkın kaderi birbirine mi benzeyecekti? Bilemiyorum! Peki gerçekten Xanthos yok edilebilmiş miydi? Onurlu duruşun, özgürlüğe verilen değerin ve köleliğe başkaldırının abidesi olan bu halk, gerçekten yeryüzünden silindi mi? Umut denilen şey; onların kendilerini yakarken tutuşturdukları meşalenin ışığı ile günümüze yansıyan aydınlık mıydı? Bedensel olarak yok edilen bu halk, ruhen yaşıyordu. Ve daha da ilginci, beden yok oldukça ruh güçlenmişti, tümelliğini yakalmıştı. Desimu’da bin yıllardır yapılan fiziksel saldırılardan güçlenerek çıkan halk, şimdi neden hasta ve yorgundu? Ruhu bezirgânlar sofrasında kimlere, kaça satılmıştı haraç-mezat? Patikadan geri döndüğümde sol tarafta yekpare kaya oyularak, iki havuz yapıldığını görmüştüm. Büyük havuzun iki başında merdivenler vardı, biri neredeyse aşağıya kadar iniyordu. Üstteki küçük havuz çocuklar için yapılmış olmalıydı. Ateşte yanan çocukların feryadı ile havuz başında eğlenen çocukların kahkahası birbirine karışmıştı. Havuzun yanındaki patika yolda, havuza su getirilen küntler yer yer toprak üstüne çıkmış. Sağ tarafta büyük bir tiyatro vardı, sağ tarafta ise iki tane kule yapıt. Tiyatronun güney kısmında Likya Akropolü yer almaktaydı. Akropol çokgen taşlarla örülmüş duvarlarla çevriliydi. Çok büyük bir anıt mezar, manastır ve kilise bulunmakta. Tiyatronun batısında, üzerinde kanatlı kadın figürlerinin olduğu Haarpy’ler olduğu sanılan anıt mezarlar vardı. Sağda bir kule ve anıt mezar dışında dikilitaş vardı ve taşın yüzeyleri yazı ile doluydu. —Luwi; dikilitaşta yazılı olan ne? -Bu sütun mezar niteliğindeki dikili taşın üzerinde ikiyüz elli satırdan fazla yazı var. Kuzey ve batı cephesindeki yüzde Ayinsel dil olarak kabul edilen ve çözümlenemeyen eski Likya dili ile yazılmış satırlar var. Bizans bazilikasının temelleri aslan kabartmalarıyla süslü bir lahit kapağı, Pavala isimli lahit ise şu anda British Museumda sergilenmekte. -Yağmalama hala devam ediyor, ne bahtsız bir halk. -Bu tür halklar yağmalanmak zorunda, çünkü seninde dediğin gibi sömüren sistemin karşısında dik duran, onurlu ve özgürlüğüne sahip bireyi hiçbir sistem istemez. İşte ışık insanlarının sürekli katledilmesinin en önemli sebebi de belki bu. Desimu’de bu katliam devam etmiyor mu sanki. Dillerine, kültürlerine, felsefelerine, doğacı ve hümanist yapılarına sürekli saldırı yok mu? Ortodoks inançların biatçı, boyun eğen ve kaderci toplumun en büyük düşmanı bu halk gösterilir. Bir nevi, ayna görevi yapar bu halk, onlara ne kadar sümsük ve itaatkar olduklarını gösterir. -Desimu halkı ile Xanthos halkı aynı kaderi paylaşıyor.

The following two tabs change content below.

Latest posts by cila (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2.318 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”