Devlet kayıtlarında gün gün, “Dersim 1937-38” kırım süreci ve envanteri:

Author editor

Asmen Ercan Gür has written 920 post in this blog.

“Dersim 1938” hakikatleri gün olmuyor ki su yüzüne çıkmasın: Tanık ve asker anlatımlarına dayalı sözlü tarih ürünleri, makale ve kitaplardan tutun da tv. programları, belgesel filmler; Alman ARD devlet televizyonu kanalında bir belgesel ile yer verilen M. Kemal imzalı “Alman Nazi Gazı Alım Belgesi”, “1932 JUK Raporu”, 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı”, “M. Kemal’in Asleri Harekat Planlarının işlediği Trabzon’daki harita”,” Gn. Kurmay Baş. Fevzi Çakmak şahsında yine M. Kemal’in orduya gönderdiği tebrik mektubu”, “1938’e özel çıkartılan madalyalar” vb.

Son olarak da Dersim’de 1938 yılında askeri harekatta yer alan bir askerin Mahsuni Gül tarafından arşivden gün ışığına çıkartılması ve yine arşivden çıkan bir resim. Bu ve benzer resimler çok dramatik; bu insanlara o kadar insanlık dışı ve vahşi bir muamele yapıldı ki; halbuki köylerinde yoksul ve biçare yaşayan insanların hiçbir suçu yoktu…

Hadi diyelim babaları, dedeleri “isyan etti”; ya da yoksulluk sonucu sağı solu talan ettiler; hatta kendi toplumunu bile. Peki bunu bahane ederek, Dersim’e “medeniyet” getiren TC. Kemalist Devleti; bu aşiretlerin çoğu silahlarını ta 1936 da devlete teslim ettiler; isyan yol köprü inşaatlarında eden bir toplum hiç silah teslim eder mi; kadınlarına kötü gözle bakılıncaya kadar köylerine yine bu hedef alınan bazı aşiretler karakol bile istediler…

1937’De “isyancı” damgası vurduğunuz aşiret liderlerini, ele başlarını, dini önderlerini derdest edip Elazığ’da 15 Kasım 1937’de idam ettiniz; peki niye burada durmadınız! Bu tarihten sonra geride kalan, köylerinde biçare ve fakir yaşayan çoluk çocuk, kadın ve yaşlılar yeniden mi “isyan etti” de siz, hızınızı alamayıp Dersim’e dört bir taraftan en ağır silahlarla toplarla, tüfeklerle, mitralyözlerle ve de bugünlerde Avrupa ve Türkiye’de gündem olan, bahse konu zehirli Alman gazıyla girerek amansızca ve hunharca her hali bu resimde belli ve ortada olan bu fakir, yoksul ve kimsesiz insanları katlettiniz!..

Bari katletmeden diğer batıya gönderdiğiniz 11 bin kişi gibi bunları da ta başından batı memleketlerine sürgün etseydiniz; belki o zaman sizi kısmen affedebilirdik; ancak bu perişan insanların her birinin üstüne başına, yoksulluğuna ve de gözlerinin içine baktıkça sizi affetmemiz bu durumda pek mümkün değil! Siz ki bu bedbahtlığı ta çocuklarınıza, torunlarınıza bir miras olarak bıraktınız; bizimkiler de bize elini başkalarının kanına bulaştırmamış, alnı dik ancak travma ve acılarla dolu bir miras bıraktılar!..

Ondandır ki biz inandırıcıyız ve bu insanlık davamızda haklıyız; ama siz, zaman zaman utanmazlık göstererek bu korkunç ve elim mezalimi inkar etseniz de, bize karşı hep mahcup ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasından korkar bir durumda ağır bir utanç içerisindesiniz; ondan bu haksızlığınız; ondan bu mahcup ve kaygılı haliniz; ondan bu korkunuz!..

Korkmayın, utanmayın; bundan kurtulmanın bir tek yolu var; gelin bu korkunç utancı, bu insanlık dışı, dünyada eşi benzeri birkaç tane olan mezalimi kabul edin; tarihi gerçeklerle yüzleşin ve bu kabusa biran önce bir son verin!..

Dünyada Almanlar Yahudilerden, İngilizler Aborjinlerden, Amerikalılar Kızılderililerden gerçek manada ve resmiyette özür dileyerek bunu yaptılar; medeni ve demokratik bir millete, bir ulusa ve halklar da bu tutum yakışır; öte türlüsü geleceğe hep kocaman ve altından çıkılmaz bir ayıp olarak miras kalır. Gelin yüzleşelim; gelin sizler çocuk ve torunlarınıza bu utancı bırakmaktan kurtulun; böylelikle bizler de içimizi kemirip bitiren bu acı ve travmalarımıza bir son verelim. Öyle ki bu ülkeyi hep beraber gönül rahatlığıyla sahiplenebilelim; demokratik ve barışçıl bir geleceği birlikte inşa edebilelim.

editör; Çilagazete.

Bu fotoğraf, Dersim’de tutuklanan köylü kadınlar ve çocuklar “Bel Mtf 023498” demirbaş numarası ile İstanbul Atatürk Kitaplığında kayıtlı. 1938 Yılında Dersim’de askerlik yapan birinin Ece Ajandasına Osmanlıca yazdığı günlük de, Atatürk Kitaplığında yer alıyor. Bu fotoğraf ve günlüğü Mahsuni Gül Atatürk Kitaplığının sayısal arşivinden indirerek yayın evimize iletti. Mehmet Yıldırım günlüğün transkripsiyonunu yaptı. Günlük, “Bir Askerin Günlüğünden Dersim 1938” ismi ile kitap formatında “Fam Yayınları” logosu ile yayınladı. Devrim Tekinoğlu.

Devlet kayıtlarında gün gün, “Dersim 1937-38” kırım süreci ve envanteri:

 

Dersim 1937-38 tarihsel sürecini bir dönem CHP milletvekilliği de yapan Dersimli Av. Hüsyin Aygün, “Genelkurmay Belgelerinde ‘Dersim 1937 -1938’ adlı “radikal.com.tr” adlı internet sitesinde yayınlanan çalışmasıyla şu şekilde özetlemiş:

 

Genelkurmay Belgelerinde ’’Dersim 1937 -1938’’

 

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül CHP’li Kamer Genç’in “1938-38’de Tunceli’deki Askeri Harekât sırasında kaç kişi öldürüldü ve yaşları nelerdir? Diğer mağduriyetler nelerdir?” şeklindeki sorusuna yanıt verdi: “1937-38 yıllarında Tunceli’de yapılan askeri harekâtla ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda talep edilen konularla ilişkin herhangi bir kayıt, bilgi ve belge bulunmadığı tespit edilmiştir.” Yani Dersim’de ölümlerin hesabı tutulmamış!..

 

Oysa Başbakan Erdoğan kısa bir süre evvel “Dersimliler vergi vermedi diye köylerini kim bombaladı. Yani CHP bombaladı, 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin kişinin yargısız infaz edildiği söyleniyor” demişti. (Anka, 16.8.2010) Başbakan daha önce ise “1938’e dönsünler, Tunceli sürgünlerine baksınlar, ilçe ilçe, köy köy bu ülkenin insanları nerelere nasıl sürgün edilmişler, ona baksınlar; daha ileri giderlerse bunların vesikasını açıklarım, bunlar elimde mevcut “sözlerini sarf etmişti. (Turktıme, 27.2.2010)

 

Genelkurmay Başkanlığı’nın 1972’de yayınladığı resmi belgelerde 1937 -1938 askeri harekâtları sırasında tutulan askeri raporlar vardır. Bu raporlardan -herkesin çok merak ettiği- “1938 gerçeği” üzerine kısmi bilgiler edinmek mümkündür.

 

“Cumhuriyet Öncesi”

 

“1909’da Haydaranlıların tedibi harekâtından sonra Dersim’de bir süre sükünet görüldü. 1914’te Kırgan aşiretinin Sin bucağında hükümet nüfuzunu kırıcı davranışından dolayı bunlar üzerine bir hareket yapıldı.”

 

“1916’da Rus taarruzu devam ederken hükümet, Dersim’de bir tedibat yapılmasına karar vermiş ve bu işe Galatalı Şevket Bey komutasındaki 13. Tümen memur edilmişti. Nisan 1916 başında başlayan harekât nisan sonunda sona erdirilerek Dersim asilerine bir hayli zayiat verdirilmişti.” (Reşat Hallı, Türkiye Cumhuriyeti’nde Ayaklanmalar (1924-1938), Genelkurmay Yayınevi, Ankara, 1972, s.374)

 

“1937 Harekâtı”

 

“28 Nisan günü eşkıyanın Nohuttepe’de toplanması üzerine uçak bölüğüne biri saat 14:00’te, diğeri 17:00’de olmak üzere iki sorti yaptırılmak suretiyle eşkıya bomba ve makineli tüfek ateş altına alındı.”

 “3 Mayıs’ta 15 uçaklı bir filo Yukarı Bor ve çevresini havadan bombaladı. Özellikle Sabiha Gökçen hanımın attığı 50 kiloluk bir bomba Keçikezen köyünden kuzeye doğru kaçan asi grubuna oldukça ağır zayiat verdirdiği görüldü.” (age, s.388)

 “19 Mayısta Keçikezen köyü topçu ateşi altına alınmış ve eşkıyaya oldukça zayiat verdirilmişti.” (age, s.396)

 “26 Mayıs sabahı saat 05:00’te 2. ve 3. Taburları Resikan, Gözerek, Varuşlar, Çökerek ve Çat köylerini sarmış, daha önceden boşaltıldıklarını görünce hepsini yakmıştı.”

 “Demenanlılardan 56, Yusufhanlılardan 39 kişi Mazkirt Kaymakamlığı’na teslim oldular; dehalet işi küçük gruplarla devam etti.”

 “24 Haziran sabahından itibaren bir çok asi köyleri yakılıyor, sıkıştırılan asi gruplarına ağır zayiat verdiriliyor; çok sayıda büyük baş hayvan, koyun ve keçileri toplanarak mahalli kaymakamlıklara teslim ediliyordu.”

 “Temmuz 1937 sonlarında inilmemiş dere, çıkılmamış dağ ve taranmamış bir yer kalmamıştı.”

“16-17 Ağustos gecesi Birdo ile Sarıoğlan arasında saklanan Seyit Rıza ve avanesi sarılarak 30 kadarı öldürüldü.”

“Takip müfrezelerinin 26 Ağustos’ta yaptıkları baskında Şahin ile amcası Alişan saklandıkları yerde ayrı ayrı imha edildiler.”

Mahsuni Gül ve Devrim Tekinoğlu ortak çalışmasıyla, Dersim 1938 Harekatında yer alan bir askerin anılarının 2019 yılı aralık ayındaki baskısı. Görsel seçimi; editör; Çilagazete.

 

“1938 Harekâtı”

 

“13 Haziran 1938’de Çat köyüne baskın yapıldı; köydeki kalabalık perişan bir halde bağrışma ve feryatlar içinde kaçıştılar. Bu müsademede haydutlar 70 kadardı. Müsademe sırasında 20 kadarı imha edildi.”

 “Ağzonik, Velolar, Gülşen komu ve daha bazı köyler yakılmış.”

 “14 Haziranda 1. Seyyar Jandarma Taburu’ndan bir müfreze Aşağı ve Yukarı Rotsan, Dergever köylerini aramış ve yakmıştı.”

 “17. Tümen de aynı şekilde Hormik, Diztaş, Hemzik Uşağı hattının batısında 15 kadar köyü yaktı.”

“15 Haziran günü bazı köy ve komlar yakıldı, haydutlar da bir zayiata uğratılmıştı.”

 “16 Haziran günü Molla Ali köylülerinden 58 kişi teslim oldu.”

 “19 Haziranda haydutların zayiatı bir hayli fazla idi; Amutka ve Tağar köyleri ile Zeynel Tepe bombalanmıştı.”

 “22 Haziran’da Amutka karakolu kurtarıldı; haydutlardan karakol civarında 20 kadar ceset vardı.”

 “23 Haziran’da Tağar ve Bozan köyleri tayyare filosu tarafından bombalanmı; civardaki sürülere makineli tüfekle ateş açılmıştı.”

 “24 Haziran’da 2 uçaklı bir filo Nazika, Briki ve Meraş köylerini bombaladı.”

 “28 Haziran’da 33 şehit, 60 yaralı; 163 haydut ölü, teslim olan 866 kişi; yakılan köyler 60.”

 “1 Temmuz’da Ahpanos bölgesinde görülen insan ve hayvan sürüleri ateş altına alınmış ve bir hayli zayiat verdirilmişti.”[1]

 “2 Temmuz’da 17. Tümen bölgesinde 40 haydut ölü, üç haydut da kendilerini uçurumdan atarak parçalandı.”

 “8 Temmuz’da haydutlara oldukça ağır insan ve hayvan zayiatı verdirilmiş[2], tayyare desteğiyle bazı köyler bombalanmıştı.”

 “15 Temmuzda Aşağı Bor, Haçili Deresi karşısı ve Kafat bölgesinde bölgesindeki haydutlara bir zayiat verdirilmiş.”

“16 Temmuz’da Piter Bölgesi’nde toplanan haydutlar üzerine ağır silahlar ile ateş edilerek hayli zayiat verdirildi.”

 “20 Temmuz günü 60 kadar haydut imha edildi.”

 

“21 Temmuz’da Laç Deresi’nde haydutların sığındığı mağaralar top ve makineli tüfek ateşi ile ve tahrip kalıpları atılmak suretiyle tahrip edilmiş ve içindekiler öldürülmüş, can havliyle dışarı atlayanlar ateşle imha edilmişti. Mağaralarda toplam 216 haydut imha edilmişti. 12 haydut cesedi Munzur suyu üzerinde görüldü. Son mağarada 20 haydut öldürülmüş, ikisi de kendilerini Munzur suyuna atmak suretiyle intihar etmişlerdi.”[3]

 

 “1 Ağustos’ta Erzincan Tugayı bölgesinde yapılan taramada 100’den fazla haydut imha edilmişti. Aynı tarih itibarıyla 13 subay, 162 er yaralı, 104 er ise şehit olarak bildirildi.

 

“10 Ağustos’ta 7 haydut ele geçirilmiş.”

 

“13 Ağustos’ta Kırmızıdağ ve civarında 300 haydut imha edildi. Kolordu bölgesindeki tarama harekâtlarında haydutlardan birçokları imha edilmiş, bir kısmı diri ele geçirilmiş, bir miktar silah ve hayvan ele geçirilmişti.”

 

“14 Ağustos’ta Ali Boğazı’na inen derelerde 65 haydut imha edildi, mağaralar bombalandı, haydutlara bir hayli zayiat verdirildi. Kaçkerekbaba’da yapılan taramada 32 haydut imha edildi, aynı günün akşamı 38 haydut imha edilmişti, 9. Kolordu bölgesinde çok sayıda haydut mağaralarda imha edilmişti.”

 

“15 Ağustos 1938 sabahı” Deşt kuzeyindeki Hacili köyündeki haydutlardan 13’ü daha imha edildi. Deşt Zımbek mezrası, Halvari, Kırmızı Mezra köylerinde yapılan taramada ise bu köylerden silahla karşı koyan haydutlar da imha edildi ve köyleri yakıldı.

 

Laç deresi içinde yapılan taramada da Munzur’un batısına geçmek isteyen haydutlardan bir kısmı imha edilmiş, bir kısmı kaçmıştı. Karargâhı Çukur’da toplanan Süvari Tümeni; 2. Seyyar Jandarma Taburu ve Hot’ta toplanan 14. Süvari Alayı ile Dar boğaz deresi, kolordunun doğu hududu arasında yaptığı taramada bu bölgeye sığınan 281 Demenan ve Haydaranlı haydudu imha ettiler. Tağar deresi ikinci kez aranmış ve mağaralarda bulunan 12 haydudu imha etmişti, 9. Kolordu bölgesinde 17. Tümenin Harçi bölgesini tarayan birlikleri 58 haydudu imha etmişti.

“15 Ağustos öğleden sonra ise 93. Alayın 3. Taburu batıya sevk edilmek üzere Yusufanlıları toplayarak Mameki’ye getirmekte iken Uhni köyünden Mehmet Ali adında bir haydudun kafile arasından fırlayarak Necip adında bir onbaşımızı hançer ile şehit etmesi üzerine meydana gelen kargaşalıkta kaçmak isteyen 49 kişi imha edildi.

 

  1. Tümen’in Munzur suyu batısında tarama yapan birlikleri ise batıya nakli kararlaştırılan adamları ararken, haydutlara öteden beri yataklık ve şerirlik eden Zımbık, Hiç, Kirnik ve Bornak köylerinden 395 haydudu ölü olarak ele geçirdiler. Süvari birliklerinin bölgesinde devam eden taramada ise çok sayıda haydut imha edilmiş, bir miktar silah ve cephane ele geçirilmişti.”

 

“16 Ağustos sabahı Kolordular bölgesinde Süvari tümeni bölgesinde Muhundu bölgesinde yapılan taramada sığındıkları yerden ateşle karşı koyan bir kısım Demenanlı haydudu imha etmiş, Pah doğusunda Çukur civarında tarama yapan Seyyar Jandarma Taburu da müsademe ettiği Haydaranlı haydutların tamamını yok etmişti. Bu imha edilenler arasında Haydaran aşiret reislerinden biri de vardı.

 

Öğleden sonra Sıçan gediği bölgesinde Kemah’tan gelen jandarma müfrezesinin ardımı ile 20 kadar haydut öldürülmüştü. 9. Kolordu bölgesinde bütün birlikler yaptığı taramalarda müsademeye girdiği haydutlardan birçokları imha edilmişti. Aynı gün öğleden sonra Süvari Alayı tarama bölgesinde silahla karşı koyan 79 haydudu, Pah bölgesinde tarama yapan 2. Seyyar Jandarma Taburu da 37 Haydaranlı haydudu imha etmişti.

 

Bu arada bir tayyare filosu da Orta Dağın güneyinden geçen Eriç deresi güney sırtları ile Kurudoğar Dağı, Harap karakol bölgelerine dağılmış ve yanlarında sürüler bulunan 500 kişi kadar bir haydut grubunu bombalamış ve makineli tüfek ateşi altına almıştı.”

 

 

 “19 Ağustos’ta ‘ikinci safha’ için yürüyüşe devam eden 7. Kolordu birliklerinden 41. Tümen Munzur Suyu ile Kalason ve Sin Bucağı bölgelerinde direnen 290 haydudu daha imha etmi; Mazgirt’te toplanan son kafileden kaçmak isteyen 52 haydut da imha edilmek suretiyle jandarma taburları” yerlerine gönderilmişti.

 

  1. Tümen, 12 Ağustos’tan beri yasak bölge içinde ve dışında yaptığı taramada yer yer bir çok haydudu imha etmiş olmakla birlikte son direnen 170 kişiyi daha imha etmiş ve o bölgedeki köy ve tarlaları yakmıştı.”

 

“6 Eylül sabahı Mercen Deresi’nde 7. Alay 6 haydudu imha etmiş ve bir miktar silah ele geçirmişti.”

 

“8 Eylül’de Tağar Deresi doğusunda 13 erkek, 30 kadın ve çocuk yakalanmıştı; 5 haydutla yapılan müsademede 2’si öldürüldü, bunlardan birisi Karaballı Aşiretinden Guali oğlu Ali idi. 143. Alay yaptığı taramada 6 haydudu imha etmişti.”

 

“9 Eylül’de yapılan müsademede 15. Tümen’in 56. Alayı Kızılviran ormanlarında 37 kişilik bir haydut grubunu imha etmiş, kadın ve çocuk 18 kişiyi yakalamıştı. İmha edilenler arasında Şam Uşağı aşiret reisi Şeyh Hasan da vardı. 12. Tümen birlikleri Ali Boğazı’ndaki bir çok mağaraları ateşe vermiş ve bu suretle mağaralarda saklanan bir çok haydudu imha etmişti. 36. Alayın 1. Taburu da aradığı mağaralardan birinde 22 haydut imha etti.”

 

“6 Eylülde başlayan tarama harekâtında 15 Eylül 1938 itibarıyla birlikler mağaraları, taş kovuklarını ve bir insanın saklanabileceği her noktayı adım adım aradılar.” Bir çok mağara ve civarında yapılan müsademelerde içlerinde bazı aşiret reislerinin de bulunduğu yüzlerce haydut imha edildi. Bir o kadar da çocuk ve kadın grupları yakalandı; yine yüzlerce hayvan, silah ve cephane ele geçirildi. Haydutların direndikleri köyler, münferit evler, komlar ve hatta tarla ve meşelikler yakıldı, böylelikle manevranın bu son safhası da sona ermiş olacaktı.”

 

“19 Eylül 1938 itibarıyla tarama bölgesinden 17 günlük tarama harekâtından ölü ve diri 7954 kişi çıkarılmış, isimleri verilen 101 kişiden 73’ü ele geçirilmiş ve 1019 silah toplanmıştır.” (Yazım ve özel ad yanlışlıkları orijinal metne ait, h.a)

 

“Bir Günde En Az 808 Ölü” 

 

1972 Yılında yayınlanan bir kitapta yer alan ve yukarıda kısaca özetlediğimiz bilgiler 1938 gerçeğinin bir kısmını aydınlatmaktadır. Resmi belgelere göre sadece 15 Ağustos 1938 günü 808’den fazla kişinin öldürüldüğü anlaşılmaktadır. Genelkurmay belgeleri dahi 1938’de ölenlerin sayısının 10 ila 20 bin arasında olduğunu gözler önüne sermektedir. 2 Yıla yayılan ve 11-12 ay boyunca aralıksız devam eden bir askeri harekâtta daha fazla insanın yaşamını kaybettiği rahatça tahmin edilebilir.

 

Kasım 2009’da Onur Öymen’in konuşmasıyla başlayan ve halihazırda devam eden “Dersim 1938” tartışmasında geldiğimiz noktada ortaya çıkan bilanço-yazımızın başında alıntıladığımız- siyasilerce verilen birbirini tutmayan demeçlerden ibaret ne yazık ki. Hükümetten “Dersimliler’e jest niteliğinde bir karşılık dahi yok. Başbakan “elindeki belgeleri” hâlâ açıklamadı. “Dersim” adı yasallaşmadı!

 

Savunma Bakanı Gönül’ün “tek cümlelik” açıklamasından, Türk siyasetinin Genelkurmay’ın, 1972 belgeleri’nden dahi geride olduğu anlaşılıyor.

Nazi Almanya’sından Zehirli Gaz Alındığına dair iddialarla gündeme gelen resmi belge. Görsel seçimi; editör; Çilagazete.

 

Hüseyin Aygün. Kaynak: 8 Şubat 2011; “radikal.com.tr”

 

 [1] Hayvan sürüleri bile imha edilmek üzere hedef alınır!

 

[2] Evler yakılıp yıkılmasıyla birlikte, hayvan sürüleri imha edilerek geride bir şekilde sağ kalan insnaların yaşama inkanları ortadan kaldırılması hedeflenmiş!

 

[3] Haydut” dedikleri ekseriyeten sivil ve savunmasız halktan kimselerdir. Koyu metin bu çalışmanın yazarları tarafından konuya yaşanan vahşet be barbarlığa vurgu yapmak maksadıyla işaretlenmiştir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

957 kere okundu