“Dina ra morım memanimê!”* (Gündeme dair düşünceler..)

15 Kasim...

15 Kasım 1937’de yedi Dersim aşiret ve dini önderin kişinin idamıyla ve kalan birçoğunun da batıya sürgün edilmesiyle (özellikle deniz kenarı mahpushanelerine!) ve bu şekilde dolaylı olarak ölüme gönderilen Elazığ’daki yargılamadan bir kare..

Ben, ‘Dersim 1937-1938’in travmatik ve bu travmayı ne yazık ki çocuklarına da aktarmaya aday; ‘kan, kılıç ve gözyaşı artığı bir mağdur ve bu ülkenin bir yurttaşı’ olarak, bu ‘vahşet ve insanlık ayıbı’ndan hem üzüntü duyuyor hem de utanması gereken başkalarının yerine utanan biriyim!..

Üstelik; “başkalarının kanına elimizi bulandırıp ‘bebexten’ (murdar) olacağımıza, varsın Kerbela yolunda bizim kanımız aksın..” diyen atalarımın adına, utanması gereken başkalarının yerine..

“Dina ra morım memanimê”*

Dikkat buyurunuz! “Katırların Roboski’de mağdur ve görgü tanığı olarak, sivil(!) hükümetin emriyle ‘2015 yılında’ jandarma (asker) kurşunuyla katledildiği bir ülkeden (Türkiye) bahsediyoruz!”..

  • “Katoliklerin ruhani lideri Papa Francesco’nun, 1915 olaylarında ölenleri anmak için Vatikan’da düzenlediği ayinde, 20’nci yüzyılın ilk soykırım kurbanlarının Ermeni toplumu olduğunu söyledi..”

Papa Françesko, Buenos Aires Başpiskoposu olduğu dönemde yazdığı kitapta, Türklerin Ermenilere karşı “soykırım gerçekleştirdiğini” belirtmişti.

Papa, yine Buenos Aires’te 1915 kurbanlarının anıldığı bir törende, “soykırımın, Osmanlı Türklerinin Ermenilere ve insanlığa karşı işlediği en ağır suç olduğunu” söylemişti.

Papalık makamına seçilmesinin ardından 2013 yılında ise bazı Ermeni din adamları ve 1915 kurbanlarının yakınlarını Vatikan’da kabul eden Papa burada, 20’nci yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığını dile getirmişti..

Papa’nın “20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapıldı” şeklindeki, açıklamasına tepki gösteren Türk makamlarına İtalya’dan cevap geldi. Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni, Papa’ya sert cevaplar veren Türkiye’nin haksız olduğunu savundu.

Tüm bu açıklamalara Türk Hükümeti adına ilk tepki Davutoğlu ve Dışişleri bakanlığı yetkililerinden geldi:

Başbakan Davutoğlu, Papa Francesco’nun sözde Ermeni soykırımına yönelik açıklamalarına sert yanıt verdi. Davutoğlu, “Her şeyden önce şunu ifade etmek gerekir. Dini liderlerin birinci görevi tarihi tartışmalar üzerinden yeni bir çatışma ve nefret ortamı oluşturmaktansa insanları birliğe, barışa ve birlikte yaşamaya davet etmeleridir. Sayın Papa’nın Türkiye’ye geldiğinde verdiği mesajlar bu yönde mesajlardı. Ancak maalesef herhalde zamanla üzerindeki bazı etkiler ya da kendisinin tarih alanındaki bilgisizliği, bilgi yetersizliği bugün bahsettiği bir açıklamayı da beraberinde getirdi” dedi..

Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır ise; “20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapıldı” diyen Papa Francis’e sert tepki gösterdi. Bozkır, “Yok hükmünde bir açıklamadır. Şiddetle kınıyorum” dedi..

1915 Yılında, daha Cumhuriyet kurulmadan fakat Cumhuriyet'in kuruluşundaki kadrolara dahil olan Osmanlı Devletini yöneten hükümetteki İttihat ve Terakki lideri Talat Paşa tarafından alınan kararla soykırım ile sonuçlanan 'Tehcir'den bir kare..

1915 Yılında, daha Cumhuriyet kurulmadan fakat Cumhuriyet’in kuruluşundaki kadrolara dahil olan Osmanlı Devletini yöneten hükümetteki İttihat ve Terakki lideri Talat Paşa tarafından alınan kararla soykırım ile sonuçlanan ‘Tehcir’den bir kare..

  • “Avrupa Parlamentosu’nda ‘Ermeni Soykırımı’ tasarısı kabul edildi..”

Avrupa Parlamentosu (AP), 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelediği ve Türkiyeye geçmişiyle yüzleşerek tanıma çağrısı yaptığı kararı ezici çoğunlukla kabul etti..

Tasarının kabul edilmesine tepki, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’dan geldi:

Yalçın Akdoğan,AP kıymet-i harbiyesi olmayan son kararıyla sözünün ağırlığını ortadan kaldırıyor. Goygoyculuk yaparak ciddi konular ele alınamaz. AP’nin bir dirayeti, gücü, vizyonu varsa tarihi safsataları bıraksın günümüzde yaşanan hadislerle ilgili bir tavır takınsın” ifadelerini kullandı..

Görüyorsunuz değil mi!..

Ne kadar acınası ve insanlık için utanılacak suçluluk psikolojisiyle yapılan zavallı açıklama ve savunmalar. Yahu, ‘Allah’tan korkun!’ Allah inancınız yok ise, ‘vicdanınızdan korkun!’ Bu kadar büyük bir dram ve insanlık utancı karşısında hiç olmazsa şöyle deyin:

“Maalesef Türkiye Cumhuriyeti (ülkemiz) kurulmadan (1923’ten önce 1915’te..) yaşanmış büyük bir trajik bir hadiselerdir. Biz yeni bir devlet ve Cumhuriyet olarak böyle kötü, kara ve utanılacak bir mirası, üzüntülerimizi belirterek yüzleşmek ve özür babında da elimizden ne geliyorsa yapmak suretiyle ‘red’ ediyoruz..

“Biz, 1923’te ‘küllerimizden doğduk..’ diyerek, hiç olmazsa ölmüş ve bir şekilde mirasını Cumhuriyet ile birlikte devraldığınız Osmanlı’ya atın bu suçu ve rahatlayın. Bunu gösterme cesaret ve uyanıklığını neden göstermiyorsunuz ki? Ama yok. Bunu yapmamakta direngen ve kararlı. Çünkü gerçek farklı ve başka bir yerde. Sebep te bu!

AKP’nin belli ki bu Osmanlı mirasını, zaten savunduğu ve arkasında durduğu, torunları olduğunu iddia ettiği ‘Yeni Osmanlıcılık’ düşüncesi ile ‘red’ etmesi çok zor ve artık mümkün de değil. Ondandır tüm bu açıklamalar.

Ne yazık ki; eski ‘Irkçı-Ulus Devlet’ karakterli kötü Cumhuriyet yönetimi gibi bu kötü ve kirli mirası çoktandır devralmış durumda. Bu sebeple bu yükü ömür boyu sırtında taşıma niyeti ve kararlığında olduğunu, on yılı aşkın iktidarında zaten gösterdi. Üstelik Cumhuriyet’in ABD destekli askeri darbe cuntalarıyla yürüyen ırkçı ve faşist ‘askeri vesayetini’ bir dönem ‘red’ ettiği ve yargılamaya başladığı bir zamanda bile bunu kabul etmemiş iken, şimdi devlet yönetimine elini güçlendirmek için uzlaşıp ve tekrar ortak ettiği bu kesimler ile bu tavrında bir değişikliğe gitmesi asla mümkün olmayacaktır.

Gerçekten şaşırmamak elde değil. İnsanoğlu, hangi konum ve mevkii ne olursa olsun, nereye gelirse gelsin bazı öngörüsüz aklı evvel danışmanların da marifetiyle (Ki, bunların içinde Ermeni Kökenli yazar Etyen Mahçupyan’da var!) nasıl kendini medeni dünya uluslarından böylesine dışlamak suretiyle, bu kadar zor durumda bırakır. Gerçekten de bunu anlamak mümkün değil. Akla, mantığa, izana ve vicdana da sığmamaktadır..

untitled

“1915” Soykırım ile biten büyük ‘Ermeni Tehciri’..

Hoş haksız da değiller: Ermeni Soykırımı’nı kabul etseler, bu sefer de Cumhuriyet tarihinde en başta Dersim’de, 1937-1938’de Alevilere, 1925’te ve hala bugüne kadar ‘katırlarını bile öldürmek suretiyle’ Kütlere (daha dün Roboski); Anadolu’yu bir çöle çevirmek suretiyle 1940’lı yıllarda Edirne ‘Vatandaş Türkçe Konuş!’ kampanyaları ve kışkırtmaları ile Trakyalı Yahudilere; 6-7 Eylül olayları ile Rumlara, 1978’de Maraş, Çorum ve 1993’te Sivas’ta tekrardan Alevilere ve sonu gelmez soykırım ve katliamları da kabul edip, bunun gereklerini yapmak zorunda kalacaklardır..

Oysa hükümetin hala başı olan Erdoğan, devlet tertipli 1993 Sivas Katliamı için aklama kararından sonra daha dün ‘hayırlı Olsun!’ demişti. Sonradan Roboski’de vatandaşını uçaklar ile acımasızca, öyle ya da böyle şu bu sebepten dolayı bombalayan ve daha dün katırlarını bile katleden bu zihniyetten böyle bir şey beklemek zaten ‘abestle iştigal’ olmaz mı?

Cumhuriyet’in gardrobu’ İngilizlerin deyimiyle ‘kanlı elbiseler ile dolu’ olduğundan bu işin altından çıkamayacaklarını bildikleri için bunu bu kadar sert, aklı, mantığı, hukuku ve vicdanı yok sayarak inkâr etmektedirler..

Fakat şu bilinmelidir ki; ‘Böyle bir zihniyetin yönettiği devletin bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da medeni uluslar ailesinde asla yeri olmayacaktır!’

Yakında ‘4 Mayıs, Dersim Soykırımı Anma Günü’ gelecek ve anmalar yapılacak!

Aynı körlük ve sağırlıklarının yanında inkârcılık ve en kötüsü de ‘insanların nesilden nesile aktarmak zorunda kaldıkları bu travmatik acılarını’ sömürmek suretiyle, Dersim 1938’i ile de fırsat bu fırsat yüzleşeceklerine, iç politikaya hala alet etmeye devam edecekler. Bu konuda da aynı ‘red ve inkârı’ gösterecekleri ve sürdürecekleri şimdiden aşikâr. Yazık çok yazık; kime ne diyelim!..

Ben, ‘Dersim 1937-1938’in travmatik ve bu travmayı ne yazık ki çocuklarına da aktarmaya aday; ‘kan, kılıç ve gözyaşı artığı bir mağdur ve bu ülkenin bir yurttaşı’ olarak, bu ‘vahşet ve insanlık ayıbı’ndan hem üzüntü duyuyor hem de utanması gereken başkalarının yerine utanıyorum! Üstelik; “başkalarının kanına elimizi bulandırıp ‘bebexten’ (murdar) olacağımıza, varsın Kerbela yolunda bizim kanımız aksın..” diyen atalarımın adına, utanması gereken başkalarının yerine.. (16 Nisan 2015)

Asmên Ercan Gür  (aliyedemeniz@hotmail.com)

* başlık: ”dünyadan ve hayattaki gelişmelerden yoksun kalmayalım!” (Dêsım/Dersim’in çocuklarımız ile birlikte daha çok sayıda konuştuğumuz zamanlardan kalan ve artık yavaş yavaş unutulmaya yüz tutan dilimiz Kırmancki’nin bu güzel ‘deyimi’ bizlere hatırlattığı için sevgili abimiz Haydar Şahin’e teşekkürler. ‘Wes u var bo!’)

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28715443.asp

http://www.iha.com.tr/haber-davutoglundan-papaya-sert-tepki-454770/

http://www.iha.com.tr/haber-bozkirdan-papaya-sert-tepki-454883/

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28746695.asp

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/28747076.asp

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1.632 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”