Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye yönetimlerine ikinici defa “el konuldu”*!..

Author editor

Asmen Ercan Gür has written 908 post in this blog.

HDP’nin elindeki bu üç büyükşehir Belediye Başkanına görevden el çektirme işlemine, halkın sandıkta tecelli eden iradesine rağmen tekrardan başvurulması, İstanbul ve Ankara için bir ön hazırlık ve nabız yoklaması mı!..

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye yönetimlerine ikinci defa “el konuldu”*!..       

     

Görevden alınanlar arasında Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’te var.

       Böylelikle Erdoğan idaresindeki MHP destekli “Milliyetçi Cephe/MC” hükümetinin İçişleri Bakanı Soylu, 31 Mart seçimleri öncesi verdiği sözü yerine getirmiş oldu. Hatırlanacağı üzere İçişleri Bakanı Soylu, “HDP’li Belediyeleri seçmeyin; nasıl olsa kazansalar bile biz ‘kayyum atamayla’ yönetimleri ellerinden alırız” mealinde konuşarak bunun işaretini seçim öncesi vermişti. Şimdi bu gerçekleşti. Ve bu gelişmeden sonra ise şimdi ise merak edilen konu şu:

      

       İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyen Erdoğan’ın Külliye/Saray iktidarı ve rejimi (MC hükümeti), bu belediyelere de uyduruk bir gerekçe yaratarak el koyabilir mi! Koyar mı koyar…

 

       Çünkü bu gelişme, bunun da pekala mümkün olabileceğinin işaretlerini vermektedir. Bu yönetimler de muhtemelen “yolsuzluk ve kısmen teröre destek vermekle” suçlanacaklar!.. O halde Türkiye demokratik muhalif güçleri şimdiden bu gelişmeye gerekli ve yeterli dozda tepki vermelidir; tutum, davranış ve politikalarını buna göre belirlemeleri gerekir. Aksi takdirde halkın sandıkta bin bir zorlukla tecelli etmiş olan iradesini elinden yitireceklerdir. 

 

       Hatırlanacağı üzere 31 Mart seçimlerinden çok önce başta Dersim (Mameki-Tunceli) olmak üzere, HDP yönetimindeki birden çok il ve ilçe belediye yönetimlerine Kayyum Vali veya Kaymakam atanmak suretiyle el konulmuştu. Halkın iradesini ayaklar altına alarak işbaşı yapan bu yönetimler, bir israf düzeni kurmuş ve belediyeleri olabildiğince borçlandırmıştı! Seçim sonucu ise çalınan ve “terör” bahanesiyle gasp edilen halkın iradesi sonucu seçilen yeni yönetimler, bu ağır borç yükünü deşifre etmiş ve işbaşı yapmışlardı ki hala bu maddi külfeti ağır olan enkaz ile uğraşıyorlardı…

 

       Fakat üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden “terör ve teröre destek” gibi muallak ve somut delillerden yoksun, uyduruk gerekçeler ile bu yönetimlere (HDP’nin elindeki en büyük üç il) tekrardan el konularak bant başa sarılmış oldu. Böylelikle herkesin hafızasında olan o ‘Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi makam odası’ jakuzili, altın başlıklı musluklar ve altın kaplamalı lavabo ve küvetten sonra, yeni Kayyum’un nasıl bir lüks merakını hayata geçireceği, şimdiden yine merak konusu olacağa benzer. Elbette bu işin trajikomik yönü ama Türkiye demokrasisi açısından da tam bir dram…

 

       Bu gelişmeyle öyle anlaşılıyor ki Erdoğan ve Saray rejimi (Artık AKP iktidarı değil; keza ortada bir siyasi parti yok!) 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinden sonra halkın gösterdiği sarı kartı anlamamış ve bundan bir sonuç çıkartmamıştır. Onlar (ABD kuyruğundan bir türlü kopmayan Saray rejimi ve bekçisi), öyle sanıyorlarki bunu yaparak, ‘yani Türk milliyetçiliği ve şovenizmine oynayarak’ halka şirin gözükecek ve desteklerini arttıracaklardır. Oysa ki bunun böyle olmadığı, “din ve milliyetçilik” gibi değerleri sömürmenin de bir sınırı olduğu birkaç ay önce yapılan yerel seçimlerde, özellikle İstanbul için olanında anlaşılmış oldu; bunu görmemek için akıldan fukara olmak gerek…

 

       Sonuçta; siz, birilerine “terörist ve terör destekçisi” demekle, gerçekleri maniple edip lehinize bir politika üretemezsiniz. Bu bir yere kadardır; o sınır geldiğinde bu ters teper. Kaldı ki siz de ülkenizde ve tüm dünyada ‘dinci ve İslamcı terör guruplarını desteklemekle’ suçlanıyorsunuz!..

 

       Neticede bu durum sürdürülebilir bir durum değildir. Sen el koyarsın, halk yeniden seçer; bir daha bir daha seçer ve gün gelir sen gitmek zorunda kalırsın. Ancak sonuçta ülkede bırakacağın ağır bir enkaz ve bu enkaz boyutuyla orantılı işlediğin bir suç kalacaktır. Ve tarih bize göstermiştir ki halka karşı işlenen hiçbir suç da karşılıksız ve cezasız kalmamıştır. Yazık bu ülkeye; artık kıymayın bu ülkeye!..

 

 * “El koyma; yönetimden el çektirme”: Türkiye’de Nato ve ABD destekli askeri darbe rejimlerinden, özellikle 12 Eylül askeri darbesinden sonra “hükümeti yönetimden men etme; el çektirme” şeklinde tarihi hafızamıza/literatüre geçmiş bir deyim.

 

editör; Çilagazete.

 

“Ataklı: Bu iktidar normal ve hukuki bir yapıya sahip değil; İstanbul ve Ankara için nabız yokluyorlar…”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

77 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”