Erdal Yado yazdı: Eski takvime göre “yeni yıl” veya Dersim inancında “Nêwe Mart-i”…

“Bulgaristan’ın bazı bölgelerinde, Dersim’de eskiden yapılan bir gelenek hala yaşatılmaktadır!..”.

Eski takvime göre “yeni yıl” veya Dêsım/Dersim inancındaki  “Nêwe Mart-i”:

 

Eski Julius takvimine göre Mart ayı yılınn ilk ayı idi ve “1 Mart” yılın ilk günü olarak kutlanırdı. Bir zamanlar bu takvimi kullanan değişik halklar, bugün “yeni yıl” anlamında olmasa da atalarının bu eski geleneğini hala devam ettirmektedirler. Dersim’de, “Nêwe (yeni) Mart”; Yunanistan’da, “Marti/Martis”; Bulgaristan’da, “Martinitsa”; Romanya ve Moldivya’da, “Martisor”…

 

Yunanistan’da beyaz ve kırmızı ipler “helix/bilezik” şeklinde bir birine dolandırılır ve bu şekilde bileklere takılır. İnanışa göre bu bileklik; “Mart ayında yükselen günes ışınlarının, çocukları yakmasını önlemek” içindir. “Marti” veya “Martis”  ismi de verilen bu bileklikler, ilk kırlangıç kuslarının kendilerini göstermeleri ile bir güle asılır ve kırlangıçların onlar ile kendilerine yuva yapmaları umut edilir.

 

Bulgaristan’da beyaz ve kırmızı iplerden biri kadin, diğeri erkek iki kukla yapılır. İnsanların “Martenitsa” ismi verdikleri bu kuklaları ilk leylek, kırlangıç veya çiçek veren meyve ağacı görülene kadar elbiselerinde taşırlar. İnsanlar, genellikle “Pizho” ve “Penda” ismi verilen kuklalari kendileri yapmaz, başakasının hediye etmesini beklerler. Bulgaristan’da “1 Mart” günü, “Baba Marta” yani “büyükanne Marta” günü olarak da bilinir. Baba Marta, mart ayının kişileştirilmis halidir. Yaşli bir kadın olarak tarif edilen “Baba Marta”* kızgın ve acımasız olarak bilinse de, bazen de insalari iyi kalbiyle saşırtabilmektedir.

 

Bulgaristan’ın bazı bölgelerinde, Dersim’de eskiden yapılan bir gelenek hala yaşatılmaktadır! İnsanlar kırmızı ve beyaz kuklaları bir taşın altına saklar ve bir kaç gün sonra taş kaldırılır ve ve taşın altında saklanan hayvana göre geleceğin ne getireceği tahmin edilir:

 

-Larva, solucan ve karınca varsa bu; “yeni yılın sağlık ve başarı getirecegine”, örümcek çıkarsa bu; “kişinin yeni yilda bir çok sorun yaşayacaği ve mutsuz olacağı” anlamına geldiğine inanılır. Bulgaristan’ın diğer başka bölgelerinde de kuklalar, bol meyve tutmaları için meyva ağaçlarına asılır ve bu hareketin bol meyve tutması konusunda meyva ağacını cesaretlendirdiğine inanılır.

 

Diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi Romanya’da “Martisor” ismi verilen kutlamalar, “1 Mart” tarihinde baslar. İnsanlar bir birine “Martisor” (sor-sur; kırmızı!) dedikleri ve bir birine doladıkları kırmızı ve beyaz iplikleri hediye ederler. Bazen bu ipliklere birer altın asılır. İnanışa göre bu iplikler, “Baba Dochia” tarafından örülmüştür.

 

Dêsim Raa Hêq inancında “kırmızı ve beyaz ipin” birden fazla anlamı/manası ve muhtelif ritüel biçimleri vardır..”. Hüseyin Çakmak/Raa Haqi/Dersim Aleviliği. (editörün notu). Üst bilgi metnini kolay okumak için resmi tıklayınız!

Romanya folklorik anlatıma göre Baba Dochia/Büyükanne Dochia’nın bir gelini varmış ve Baba Dochia onu şubat ayı sonunda çilek toplamaya göndermiş. Gelinin bu çaresiz halini gören Tanrı, ona acımış ve çilek vermiş. Çilekleri gören Baba Dochia, “baharın geldiğine” inanmış ve üzerine giydiği “on iki” kuzu postundan yapılmış elbisesi ile keçilerini dağa otlatmaya götürmüş. Dağda birden kuvvetli bir yagmur yağmaya başlamış ve Baba Dochia’nin kuzu postu elbisesi sırılsıklam olmuş. Postlari bir bir atan yaşlı kadın, sonunda keçileri ile birlikte donarak can vermiş…

 

Arnavutluk’ta kutlamalar “14 Mart” tarihinde başlıyor. İnsanlar, “Verora” ismi verdikleri kırmızı ve beyaz renklerdeki iplikleri bir birine dolar ve bribirlerine hediye ederler. Bu iplikler daha sonra meyve ağaçlarına asılır veya kuşlara bırakılır ki, kuşlar onlar ile yuva yapsınlar. 14 Mart’ın sabahı, yaşlı kadınlar çeşmelerden su getirir ve çocuklarının yastıklarına taze kopardıkarı ot bırakırlar…

 

“Skopya”, Moldova ve İtalya’ya kadar kutlanan “Martis/Martinitsa” ve “Newe Mart”ın köken olarak Trakya (Elen/Yunan) kültürüne dayandığı düşünülmektedir. Diğer bir iddiaya göre de; özellikle bileklere ip takılmasının “Elefsiz gizemi”ne kadar geri gittiğidir. “Elefsis Gizemi” konusunda Wikipedia şu kısa bilgiyi vermektedir:

 

  • “Elefsis Gizemleri (Yunanca: Ἐλευσίνια Μυστήρια Elefsinia Mistiria)”; Antik Yunanistan’da Elefsis’te Demeter ve Persephone kültleri için her yıl yapılan törenlerdi. Bu törenler Antik Yunanistan’ın gizli dini törenleri arasından en ünlülerinden biri olup, temelini eski bir tarım kültü oluşturmaktaydı[1] ve bunların Miken döneminin dini uygulamalarından geldiği düşünülmektedir.[2][3] Helenik dönem boyunca önemli bir festival olmuş ve daha sonra Roma’ya da yayılmıştır.[4]”

 

Ali Dikme’nin “Gulvang u İtiqatê Kırmancu” adlı, tarafımdan Türkçe’ye çevrilmiş olan, ancak Türkçe çevirisi hala yayınlanmamış “Zonê Ma/Zazaca” kitabında “Dêsım de Hewtemal”in bir paragrafta geçen anlatımı… (editör)

Dersimde “Newe Mart” olarak bilinen kutlamaya belki de Aleviliğin etkisi ile sonradan “Hewtomal” ismi eklenmiş olabilir! Mart ayında yapılan ritüeller arasında yukarıda değişik ülkelerden verdiğimiz örneklerle karşılaştık:

 

Bunlar, “aile fertleri adına bir yere taş koymak ve taşın altına saklanacak hayvana göre geleceği okumak”; “meyve ağaçlarını  cesaretlendirmek (Dersim’de korkutmak!..)”; Mart ayının kişileştirilmiş  yaşlı kadını Dersim’de –Pirke/Pirike– olarak bilinir. Kırmızı beyaz renkteki ipler ise yine Dersim’de kutsiyet atfedilen renkteki ipler olup, bu her iki renkteki ip ile gelecek okunmak istenir…

 

Ayrıca, “Mart” ayında Dersim’de yapılan –“eskiden” desek daha doğru olur- diğer bir gelenek  ise yörede “şilan” diye bilinen “kuşburnu” ağacından yapılma halka şeklinde bir daldan çocuklar boydan boya dularala geçirilerek, hastalıklardan ve kötülüklerden korunmak istenirler.

 

Yine Ali Dikme’nin aynı adlı eserinden; şifa için “Şila ra onetene” adlı geleneğin bir paragrafta geçen anlatımı… (editör).

Bu inançsal ritüele Dêsim/Dersim’de yerel dillerden biriyle “şilan ra ontene” diye bilinir (yanda). Özellikle Bulgaristan’da, “mart” ayında  gül dikenlerinin çocukları koruduğuna inanıldığını da burada belirtmekte yarar var…

 

Na sate de bımanê weşiye de/şimdilik kalın sağlıcakla!..

 

Erdal YADO

erdalyado@hotmail.com

 

  • Dêsim masallarında “mart” ayı ile anılan ve bu ayı hafife aldığı için yine “mart” ayı tarafından cezalandırılan “Pirke/Pirike”, dünyada başka birçok kültürde başka isimler ile mart ayının kişileştirilmiş hali olarak karşımıza çıkmaktadır. “Pirke/Pirike geleneği”nin hala Tacikistan’dan Arnavutluk’a kadar sürdürüldüğünü belirtmekte yarar var. Ayrıca bu konu, yakın bir gelecekte Dersim’de MEsut Özcan tarafından çıkartılan “Munzur Dergisi”nde uzun ve teferruatlı bir yazıya konusu olarak yayınlanacağını buradan, bu vesileyle belirtelim. (editör/Çılagazete)

 

  • Not: Bu araştırma yazısı, yazarı tarafından Türkçe ve Türkçe dışında yayın yapan çeşitli internet sitelerinden derlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

814 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”