FDG’den; “15 Kasım” için basın açıklaması…

“15 Kasım (1937)”, Dersim önderlerinin Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilişleri olan “kara gün”ün yıl dönümüdür…

FDG’den; “15 Kasım” için basın açıklaması:

 

İdam edilmelerinin 80. yılında Sey Rıza ve arkadaşları ile Tertelê’de katledilen on binlerce kefensiz masum u paklarımız adına, bir kez daha soruyoruz!

 

MEZELÊ AĞLERUNÊ MA KOTIÊ?/İDAM EDİLEN ÖNDERLERİMİZİN MEZARLARI NEREDE? MEZELE AĞALERE ME Lİ KUDERE NE?/WO SIND DIE GRABSTÄTTEN DER HINGERICHTETEN?..

 

1937 yılının 15 Kasım günü Dersim önderlerinin Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiği kara bir gündür…

 

Dersimliller ve Dersim dostlarının bu kara günü unutması imkânsızdır. Çünkü o gün, o meydan da hukuk kuralları ayaklar altına alındı, insanlığın onuru çiğnendi. İdam edebilmesi için yaşlı Sey Rıza’nın yaşı küçültüldü, yaşı küçük olan oğlunun yaşı ise büyütüldü ve tüm hukuk kurallarına aykırı bir şekil de idamları gerçekleştirildi.

 

“1937-1938’de Dersim’de neler oldu?”

 

Artık biliniyor ki, Dersim’de 1925 yılından itibaren planlanan bir “Alevi Soykırımı” yaşanmıştır. Artık biliniyor ki, 4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan „Tedip Ve Tenkil Harekâtı“ 1938’in yazında köylerinde yasayan sivil insanlar toplatılıp elleri kolları bağlanarak topluca kurşunlanmış veya üzerlerine gaz yağı dökülerek yakılmışlardır. Canını kurtarmak için kaçıp mağaralara, ormanlara sığınanlar ise Almanya’dan gönderilen zehirli gazlarla yok edilmişlerdir.

 

“Devletin resmi rakamlarına göre yaklaşık 13.800 Dersimli öldürülmüştür”

 

Oysa yapılan araştırmalar gerçek sayının bunun birkaç katı olduğunu göstermektedir. Artık biliniyor ki, Türkçü-İslamcı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dersim’e saldırısını meşru göstermek için ürettiği “Dersim’de isyan/Kürt isyanı” vardı türünden iddiaların hepsi birer resmi yalandır. Artık biliniyor ki, Dersim kırımı sıradan bir katliam değil, bütün 1948 Birleşmiş Milletler soykırım kriterlerine göre bütün verileriyle kanıtlanabilir bir Tertelê/Soykırımdır.

 

Bunun planlayıcısı TBMM ve uygulayıcısı da doğrudan devlettin ordusudur. Özel kanunla atanan „Vali-komutan“ın emriyle köyler bombalanmış, yakılmış, yıkılmış, insanlar toplu halde katledilmiş, geride kalanlar sürülmüş ve çocuklarına el konulmuştur…

 

“Lanetleme ve yüzleşme”

 

Elbette benzer katliamlar, insanlık suçları dünyanın pek çok yerinde yapıldı/yaşandı. Ancak bu vakkaların çoğunda bir yüzleşme yaşandı, insanlığın vicdanında lanetlendiler. Kimi katliam yerlerine, utanç/hatırlama adına insanlık müzeleri kuruldu. Bu soykırımlar ortaokul, lise ve fakültelerde ders kitaplarına konuldu ki, insanlık yapılan kötülüklerden ibret alsın, bu utanç bir daha tekrarlanmasın. Acılarını paylaşıldı. Dünyada 40’a yakın ülkede yaşanan bu tür ağır acılar öz eleştiri temelinde çözüme ve huzura ulaştırıldı.

 

Tüm bu iyi ve insani örneklere rağmen hâlâ deve kuşu gibi kafasını kuma gömerek “Dersim-38 Tertelêsi/ soykırımını yok sayan devlet ve hükümetlerin karanlık zihniyetini lanetlemek gerekir. Bunun insanlıkla, demokrasiyle, adaletle bağdaşır bir yanı yoktur, olamaz…

 

“Hala, korkunç bir travma sahibi olsak da”

 

1938 sonrası doğan biz Dersimli çocuklar korkunç ve kanlı katliam savaş hikâyeleriyle büyüdük. Çektiğimiz tüm ağır acılara ve yaşadığımız travmalara rağmen yine de kan ve intikam peşinde değiliz. Çünkü haksız yere atalarımızı öldürenler de ölüp gittiler. Bizler soyumuzu yok etmek isteyen o dönemin kasaplarının çocukları veya torunlarını suçlu görecek kadar irrasyonel değiliz. Ülkede yaratılan korku ortamından dolayı dedelerimiz/ninelerimiz, annelerimiz/ babalarımız 60, 70 sene Dersim-38 katliamını çokça konuşmadılar/konuşamadılar. Biz ninnilerle değil, ağıtlarla büyüyen bir kuşağız…

 

“Barış ve gelecek için, birlikte yüzleşmek istiyoruz”

 

Bu ağrı tarihsel ve toplumsal dava bizim omuzlarımıza kaldı. Bizler bu davayı torunlarımıza bırakmak istemiyoruz. Demokrat Dersimliler olarak bu davayı barışçı ve insani temelde evrensel normlara uygun olarak çözmek istiyoruz. Bu travma ve bu dava sadece Dersimlilerin sorunu değildir. İnsanlığın ortak travması ve davasıdır. Her demokrat insanın, kurumun ve devletin bu sorunu gündemine alması ve çözüm üretmesi gerektiğine inanıyoruz.

 

Biz Tertelê/soykırım yaşamış Dersimliler olarak demokratik, insani, hukuksal taleplerimiz için mücadele ediyoruz. 21. yüzyılda bu taleplere duyarsız kalan ve gündemine almayanlar durup düşünmelidirler. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetleri Dersim Tertelê’siyle yüzleşmelidir. Türkiye toplumu Dersim travmasından kurtulmalıdır.

 

Dünya devletleri ve insanlık Dersimlilerin bu çığlığına kulak vermelidir. Dersim Tertelê’si nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti Dersimlilerden, Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir. TBMM yaptığı büyük hatayı yeni bir kanunla düzeltmeli ve çıkarılacak bu yeni kanunla aşağıdaki taleplerimizi yerine getirmelidir:

 

• Dersim ismi iade edilmelidir.

 

• Dersimlilerin dili, inancı, yaşam tarzı, coğrafyası üzerindeki baskı ve asimilasyon politikasına son verilmelidir.

 

• Dersim-Merkez’de bir insanlık müzesi kurulmalıdır.

 

• 4 Mayıs TERTLÊ ANMA GÜNÜ olarak kabul edilmelidir. Dersim’de katliam yerlerine anıtlar dikilmelidir.

 

• Tanzim edilme bahanesiyle açıklanmayan yaklaşık 210 bin gizli belge ve tüm gizli arşivler TBMM dilekçe komisyonu tarafından hemen açıklanmalıdır. Ayrıca bu dava da iki taraf vardır. Mağdur edilen tarafın muhatapları Dersimlilerdir. Belgelerden kuşku duyulmamalı, Dersim halkı adına Dersim’in temsilcileri ve uzmanları da mutlaka bu komisyonda görev almalıdır.

 

• Elâzığ’da 1926’da idam edilen Dersim önderlerinden Nuro ve arkadaşlarının, 1937’de idam edilen Sey Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır.

 

• Zorla evlatlık verilen erkek ve kız çocukların, hizmetçi yapılan kayıp kızlarımızın listesi açıklanmalıdır.

• Dersim’de toplu katliam yerlerinde ki kemiklere DNA testleri yapılmalıdır.

 

• İbret alınması için Dersim-38 dramı orta okuldan itibaren fakültelere kadar tüm okulların tarih kitaplarına konulmalıdır.

 

• Katliam ve sürgünlerden dolayı yok olma sürecine giren Kırmancki/Zazaca dilinin yaşaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

 

• 1937-38 yıllarında ırkçı zorbalar yüzünden Dersim’de oluşan maddi zararlar için ödenecek olan tazminatlar bir fonda toplanıp Dersim’in kalkınmasına harcanmalıdır.

 

• Şu anda Dersimde yapılmakta olan ve yapılması planlanan amacı Dersimi sular altına gömmek olan barajlara, Hes’lere ve çevreye zarar veren siyanürle altın aranmasına, güvensizlik yaratan KALEKOL’lara mevcut hükümet tarafından bir iyi niyet göstergesi olarak son verilmelidir.

 

Bilinmelidir ki, insani ve masum taleplerimiz yerine getirilene kadar demokratik mücadelemiz devam edecektir. Sadece Dersimde değil, Türkiye coğrafyasında ve dünyan neresinde olursa olsun bütün katliamların, soykırımların hesabının sorulması gerektiğine inanıyoruz. İnsanlığın başına bela olmuş karanlık zihniyet, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın değişik coğrafyalarında ve orta doğuda kan akıtmaya devam ediyor.

 

Bunu yapanları, destekleyenleri ve görmezden gelenleri bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz. Dersim Tretelê’sinde öldürülen on binlerce kefensiz, mezarsız atalarımızın acı hatıralarını unutmayacağız:

 

Sey Rıza, Usenê Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Usenê Sey Rızay, Ali Ağa, Hesenê İvraimê Qız Şahsında, 1937/38 Tertelê’sinde katledilen atalarımızı saygıyla anıyoruz… 10 Kasım 2017

 

Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)

 

görsel ve başlık seçimi: editör, Çılagazete.

(Visited 82 times, 3 visits today)

Yanıt FDG’den; “15 Kasım” için basın açıklaması…

  1. ibrahim akarcay 15/11/2017 de 14:13

    dersim bir ALEVI S0YKIRIMIDIR diyen HERKESIN 0nunde saygiyla egiliy0rum ve iyiki varsiniz diy0rum ,MUNZUR BABA KURES BABA VE hizir yar ve yardimciniz 0lsun

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

288 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone