Haydar Karataş yazdı: “Kürt devleti meşrudur ve gecikmiş bir adımdır…”.

“Hayvanlar aleminde bir hayvan ölüp toprağa düşüp leş halini alınca, bu leşe üşüşen leş yiyenlerin haddi hesabı olmaz”. Ne yazık ki Ortadoğu’da Irak ve Suriye devletleri, emperyalistlerin ve Türkiye’nin de el yordamıyla adeta toprağa düşmüş birer hayvan leşleri haline getirilmiştir. Hal ve durum böyle olunca da, müdahale eden edene; paylaşan paylaşana… Bu referandum gibi bir ülkenin “iç işi” olan bir konuya Türkiye dahil dış ülkelerin bu kadar ve üstelik “savaş tehdidiyle” müdahale etmesi, hakikaten akıl alır şey değil… editör

Kürt devleti meşrudur ve gecikmiş bir adımdır…

 

Kürt Devleti Kutlu Olsun da, Türkiye’deki Kürt ve Türk Solu (Dersim solu da demek lazım) neden Perinçek gömleği giydi, bu referandum karşısında…

 

Son bir aydır, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde ve İsviçre’de dört ayrı Kürt yürüyüşüne katıldım. Coşkulular, korkak ve kaygılılar ama hangi Kürde dokunsanız, kendi devletlerini istediklerini görürsünüz. Barzani’den memnunlar mı? Hayır ama olursa bu iş Barzani ile olur noktasında hem fikirler. 
Doğrusu hak vermemek elde değil. 

 

Bütün dünyanın gündemini meşgul eden bu referanduma ve belki de Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nden bu yana Kürtlerin tarihindeki bu en önemli adıma sessiz kalmaları tuhaf değil midir?.. 

Türkiye’li sol tandanslı Kürtlerin “sessizliği”, dikkat çekici…

 

Bu etkinliklerde fark ettiğim bir şey daha var: Türkiye’li Kürtler bu yürüyüşlere destek vermiyor. Köklü Kürt hareketinden tek tek bireyler var, ancak PKK ve Türkiye Solu’nun ortaklaşa düzenlediği Kürt etkinliklerinden tanığım yüzlerin neredeyse hiç biri bu yürüyüş ve panellerde görülmüyor. 

 

Ben Dersim kökenliyim, ailemde Kürtlük yok ve geleneklerimizde de Kürtlere ait akideler görülmez. Ancak çevremde Dersimli olup kendini Kürt hisseden pek çok arkadaşım var. Tuhaf olan bu arkadaşlarımın da Kürtlerin düzenlediği bu toplantılara en azından “neler oluyor”, “referanduma giden Kürtler neler tartışıyor” noktasında dahi ilgi göstermiyorlar. Bütün dünyanın gündemini meşgul eden bu referanduma ve belki de Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nden bu yana Kürtlerin tarihindeki bu en önemli adıma sessiz kalmaları tuhaf değil midir? 

 

Dersim üzerine doktorasını yapan Pınar Dinç, geçenlerde İngilizce yayınlanan bir makalesinde; “Dersim üzerine yayınlanmış 36 roman ve bu romanların 36 yazarından sadece üçünün Dersim’i Alevilik üzerinden tanımladığını, geri kalanların neredeyse tamamının Kürtlük üzerinden Dersim’i tanımladığını ve Kürt silahlı hareketinin resmi Kürt tezine paralel cümleler kurduklarını” dile getirdi. Bunun üzerine, bu yazarların sosyal medyadaki sayfalarına, resmi web sayfalarına baktım. Görülen ne biliyor musunuz, “sessizler”!..

 

Ya konserlerinde Kürdistan diye bağıran Dersimli sanatçılardan bir destek görülüyor mu dersiniz?

 

“Hayır”. Bırakın desteği, dünyanın gündeminde, BM’lerin dahi ana gündemlerinden biri olan bu referandum hiç yokmuş gibi davranıyorlar. Sahi neden? 
Nedeni açık: Dersim’de henüz bir aydın sınıf oluşmamıştır da ondan, derim. Aslında sessizliklerinin nedeni epeyce aleni, bizleri linç eden, hakkımızda kampanyalar başlatan bu arkadaşlarımız Dersim’de AKP’nin trolleri durumundadırlar. Örgütleri emir verecek ki onlar cümle kursunlar. Yazık… İyisi mi? Onlar sessiz ise, demek ki bizler Kürtlerin yanında olmalıyız. 

 

Resmiyette kurulmamış ama fiili olarak var olun bu “devlet” ile başta Türkiye olmak üzere bölge devletleri ticari ilişkiler kurdular…

Kurulacak Kürt Devletinin faydaları…

 
Kürt Devleti çok ama çok önemlidir. Böyle bir devletin oluşumu Arap Milliyetçiliğini ve Arap İslam hattında Anadolu ile Arap dünyası arasında muazzam bir yerde yer alacaktır. Evet Barzaniler Kadiri Tarikatındanlar; Şeyh Tacüddin ve onun oğlu Şeyh Abdüsselâm’ın Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî’nin halifesi Seyyid Taha ile birlikte zamanın Irak’ında yedikleri haltları bilmiyor değilim. Azınlık düşmanıydılar, ki zaten verdiği mücadele ile Seyyid Taha Barzanların büyük babaları Tacüddin’i halifelikle ödüllendirdi.

 

David McDowall’ın “A Modern History of the Kurds’, 2004” adında bir kitabı vardır. Okumanızı öneririm. Bir dedeyi Musul Valisi olan Süleyman Nazif’in idam ettiğini de oradan öğreniyoruz. Kadiri olan Barzanlar, Nakşilerle iç içe geçerler. 

 

Ancak unutulmamalıdır ki, 1991 yılından bu yana Irak’ın Kuzey’in de gayri resmi bir Kürt devleti zaten vardır. Sözcü Gazetesin’den Yılmaz Özdil karşıt bir yazıyla bu devletin aslında nasıl da adım adım inşa edildiğini bugün yazmıştır. Resmiyette kurulmamış ama fiili olarak var olun bu devlet ile başta Türkiye olmak üzere bölge devletleri ticari ilişkiler kurdular. “Kuzey Irak” olarak tanımlanan Güney Kürdistanlılar, 1990 yıllardan bu yana hızla geleneksel İslam’dan uzaklaştılar ve laik eğitim sistemine geçerek batı değerlerini öne çıkardılar. 

 

Bırakın bunu köklü bir Yahudi düşmanlığının olduğu İslam coğrafyasında Yahudilere dostluk eli uzatıyorlar. Ki bunu çok önemserim ve bilinmelidir ki bölgedeki “Yahudi düşmanlığı” İsrail devletinin zalim olmasından kaynaklı değildir. Aksine, “Yahudi düşmanlığı” ile beslenen bir İslam coğrafyası var. Türkiye’deki Sinagogların önünden geçerken dahi bunu görürsünüz. Kürtler, Yahudilere ait sembolleri taşıması hiç şüphesiz, kendisi dışındaki inançlara tahammül etmeyen İslam İdeolojisine, ‘kusura bakma ama senin gibi olmayana tahammül edeceksin’ mesajıdır. 

 

Kürt devleti, esas olarak Suudlarla kol kola girmek isteyen Erdoğangillere darbe vuracaktır. “Orayı işgal ederiz”, bilmem “yeni Osmanlı oluruz” hayalleri sadece bir maceradır…

Türkiye, bölgeyi işgal edebilir mi?..

 

Korkmayın; Türkiye kendi içindeki yirmi milyon Kürt ile baş edemiyor. Güney Kürdistan’a girip on milyon Kürd’ü daha kendi coğrafyasına katamaz. Ama bu devlet kurulursa iyi şeyler olacaktır. Nedir o biliyor musunuz?

 

Herkes kendi ülke sınırları içerisindeki Kürtler ile yeni bir ilişki biçimi denemek zorunda kalacaktır. Kürt sorununu çözemeyen, Kürtler ile eşit ilişki kuramayan her devlet kara kara düşünecektir. Kürt devleti, esas olarak Suudlarla kol kola girmek isteyen Erdoğangillere darbe vuracaktır. “Orayı işgal ederiz”, bilmem “yeni Osmanlı oluruz” hayalleri sadece bir maceradır. 

 

Her yönüyle hayırlıdır, hayırlı olmasa ne olur. Kürtler kendi devletini kurma hakkına sahip değil midirler?..

Kürtler, Arap milliyetçiliğine karşı bağımsızlık ilan ediyorlar…

 

Şu unutulmamalıdır Kürtler, Arap milliyetçiliğine karşı bağımsızlık ilan ediyorlar ve Arap Milliyetçiliği Kuran doktrini olmadan yapılabilen bir şey değildir. O bir tür “din milliyetçiliğidir” ve Kürtler, kendi din anlayışlarını aynen bir dönemin Kemalistleri gibi Suudlar ile aralarına mesafe koyarak geliştireceklerdir. Erdoğangilleri rahatsız eden esas şey de budur. 

 

Bu devletin Alevilere ve Dersimlilere de pek çok faydası dokunacaktır. Doğularında belirsiz bir coğrafya olmayacak, bir devlet ve politikası olacak. 
Her yönüyle hayırlıdır, hayırlı olmasa ne olur. Kürtler kendi devletini kurma hakkına sahip değil midirler?

 

Bu devlet, seküler Türkleri ve modern Atatürkçüleri de uzun erimde rahatlatacaktır. Erdoğan, Suudlara yanaşmak istedikçe Barzaniler onu uzaklaşacaktır. Molla Mustafa Barzani Kürtlerin kaderi için Moskova’ya kadar yürümüş Stalin ile görüşmüştü. Stalin de bölgede etkinliğini göstermek için Molla Mustafa Barzani ile resim çektirmişti… 

 

Kürt devleti meşrudur ve gecikmiş bir adımdır.

 

Haydar Karataş

 

www.haydarkaratas.com

(Visited 73 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

128 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone