hüseyin karataş: bakışı kötü bir devlet ve toplumda, “insan kalmak zor”…

bu ülkede çok şey kötü; kadına bakış kötü, çocuğa bakış kötü, ermeniye, ruma, kızılbaşa, komüniste, hıristiyana, kürde, yabancıya, farklı düşünene bakış kötü; sadece kötü de değil, saldırgan, düşman ve önyargılı…

“bakışı kötü bir devlet ve toplumda, insan kalmak zor”…  

 

burjuvazi bir sınıftır, artı-değer ile beslenir; ırkçılık bir önyargıdır, bir rengin diğerlerini insan görmemekten beslenir; faşizm bir ideolojidir, insandaki insanlıksızlıktan beslenir; diktatörler zorbadır, insandaki itaatten beslenir; despot bir karakterdir, insan olamamaktan beslenir; ya bu ülkedeki kötü ne, neden beslenir?..

 

bu ülkedeki kötü, bir sınıf değil, bir ideoloji değil, bir dünya görüşü değil, bir ırk değil, bir diktatörlük değil; bu ülkedeki kötü’yü anlamadan, bilince çıkarmadan, bu kötü’ye tavır alamadan, bu kötü’yü çözümleyemeyiz; bu kötü’ye sınıf diyebiliriz, diktatörlük, ideoloji, falan diyebiliriz; bu söyleyebileceğimiz her bir kötü, bu ülkenin kötüsüne uyar, ama bu hakikatin sadece bir parçasıdır, kötü’nün kendisi değildir… 

 

bakalım; bu ülkede çok şey kötü; kadına bakış kötü, çocuğa bakış kötü, ermeniye, ruma, kızılbaşa, komüniste, hıristiyana, kürde, yabancıya, farklı düşünene bakış kötü; sadece kötü de değil, saldırgan, düşman ve önyargılı; bu o kadar ki, hayvanı bile sevmiyorlar, ağacı, yeşili, güzelliği, manzarayı, maneviyatı, duyguyu; bu ülkenin egemen çoğunluğu bugün bir menfaat bulursa, toprağı zehirler, bağını-bahçesini yok eder, manzarayı yıkar;

 

çıkarcılık da, bir görüştür, bir bakış tarzıdır, bir yaşam tarzıdır; pragmatizim bir felsefedir, ama yarını olmayan bir çıkarcılık değildir; bu toplumun çıkarcılığı ise, ne bir sınıftır ne de bir görüştür, tümüyle tamahkar ve cahil; bu tamahkar ve cahil kötü’den ne bir roman kahramanı oluşturulur ne de bir yurttaş; ancak, bu tamahkar ve çıkarcı insandan güruh oluşur; güruh, inancından güç almaz, düşüncesinden güç almaz, milletinden güç almaz, iyilikten, doğrudan beslenmez, merhametinden güç almaz, ruhunun, inandığının, fikirlerinin, devletinin, milletinin kötülerinden, kötülüklerinden güç alır… 

 

bu kalabalıktaki tamahkarlık, cahillik ve yobazlık nasıl devletin varlığından güç alıyorsa, devlet de gücünü bu kalabalığın ruhundaki, aklındaki, zihniyetindeki kötü’den güç alıyor…

işte; bu kötü’den güç alan, bu kötü’den şekillenmiş olan davranış, kalabalık, inanç ve bilinç, bu ülkede hem egemen hem de çoğunluk oluşturmakta; bu kötü, bir ideoloji değil, bir sınıfın dürtüsü değil, millet mefhumuna ait değil, münferit değil, siyasal, kültürel, inançsal ve kamusal alanın kendisi; devlet, bu kötü ile herkesi tehdit ediyor; öyle ki, devlet bu kötü’yü hepimizin üstünde bir baskıya dönüştürmüş; bu bağlamda, bu devlet, dünyanın bütün devletlerinden daha emin ve daha rahat; dünyada var mı, bu kadar rahat çocuk öldüren bir devlet?..

 

var mı, kendi yasasını bile bu kadar hiçe sayarak silah kullanan bir devlet?.. var mı, bu kadar kolayca insanları işten atan, kamu imkanlarından mahrum eden, mülkiyete el koyan?.. dünyada var mı böyle bir devlet, vatandaşına vermeden vatandaşından bu kadar rahat vergi toplayan bir devlet?.. dünyada var mı, bu kadar rahat gazete ve televizyon kapatan, gazeteciyi, siyasetçiyi, genci, yaşlıyı tutuklayan, keyfi yargılayan?…  

 

bu ülkede devlet, bütün kötülüklerin, yolsuzlukların, adam kayırmacılıkların, zorbalığın, kanunsuzluğun, hukuksuzluğun, haksızlığın, mafyanın, ağalığın ve beyliğin başıdır; bu kalabalıktaki tamahkarlık, cahillik ve yobazlık nasıl devletin varlığından güç alıyorsa, devlet de gücünü bu kalabalığın ruhundaki, aklındaki, zihniyetindeki kötü’den güç alıyor; bu ülkede, devletten güç almadan yolsuzluk yapamazsın, vergi kaçıramazsın, milleti dolandıramazsın, uyuşturucu taciri olamazsın, organ mafyası olamazsın; bütün bu kötü’lerin devlette ve kamuda bi karşılığı var… 

 353_011220141038_775959740

devlet, zamanda ve tarihte, ermeniyi, süryaniyi, türkmeni, kızılbaşı, kürdü, arabı, müslümanı, gençlerini, çocuklarını, işçilerini, köylülerini katletmiş, haksızlık yapmış, malına-mülküne elkoymuş; şimdi, devletin bu gerçeğini kim söyleyecek, kim tanıklık yapacak, kürt mü, türk mü, müslüman mı, siyasetçi m, sosyalist mi, tarihçiler mi, halk mı?…

 

ermenilerin, rumların, süryanilerin, ezidilerin, malına, canına, evine, namusuna zaten devlet bu kalabalıkla kötülük yapmadı mı?.. şimdi, bu kalabalık mı zamana ve tarihe tanıklık yapacak?… bu ülkede zamana ve tarihe tanıklık yapabilecek halklar var; bunlar, ermeniler, süryaniler, rumlar, ezidiler, gayrimüslimler ve alevi kızılbaşlar olabilir; tanıklık yapabileceklerden hangisi bu devletin ve kalabalığın varlığından tereddüt etmeden konuşabilir yada konuşabilmekte?..

 

bu adı geçen tanıkların zaten bu ülkenin resmi tarihinde, kamusal ve toplumsal alanında yeri ve meşruiyeti bulunmamakta; asıl tanıklık yapması gereken çoğunluk, bu tarihsel suçların, suç ortakları; yani, devlet ile ümmeti büyük bir suç ortaklığı içinde; bu ülkede kötü, bu suç ortaklığından beslenmektedir; bu suç ortaklığının dışında kalanlar ise, hiç bir zaman, bu ülkenin kamusal ve toplumsal alanlarında, ne toplum olabildiler ne de konuşabilme hakları oldu… 

 

evet; ortaklaştığımız güncel ve tarihsel kötülüklerimizi anlamadan, bu kötülüklerimizle yüzleşmeden, ne bu devleti ne de kendimizi bilince çıkarabiliriz, ne kalabalık ne de kendimiz devrimci olabiliriz…

 

hüseyin karataş

 

kelepcera10@gmail.com

(Visited 1.660 times, 1 visits today)

Yanıt hüseyin karataş: bakışı kötü bir devlet ve toplumda, “insan kalmak zor”…

  1. Dersimli 24/05/2017 de 21:23

    Suc kimsenin degil,suc Dilde.
    Diplopmatik dili bilseler,bu kavgalar olmaz,
    birbirine sorunlarini anlatmak zor olmaz.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2.750 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone