hüseyin karataş: “Dêsim/Dersim” neresidir? (1)

Dêsim/Dersim neresidir? (1)

 

ziya osman saba, bir şiirinde şöyle diyor; “mesut ediyor beni, vatanımın güneşi”…   

 

 “vatan” neresi?..

 

mesela ziya osman saba’nın aklına “vatan” dendi mi, “bir çınar ağacının gölgesi” ve “minarede söylenen ezan sesi” geliyor; “çınar ağacının gölgesi”nin yurdu olmaz, milliyeti olmaz; ümmeti, ideolojisi, bayrağı olmaz;…   

bugün yeryüzündeki insanların büyük bir kesimi kendisini, vatansever ve yurtsever olarak değerlendirmektedir; hatta, insanlar en önce ve en çok toprak için savaşmış, toprak için ölmüş, öldüğü o toprağa bekçilik yapmayı hala sürdürmektedir;

 

gökyüzünü, yeryüzünü, denizlerin sularını bile, “benimdir” ve “senindir” diye ayrıştırmışlar, sınırlar oluşturmuşlar; bu sınırlar bugün için hem gerçek hem de zorunlu; bu sınırlar ne kadar hakikattir bilemem, ama bu sınır boylarında orduların nöbet tuttuklarına hepimiz şahidiz; kütüphanelerde en çok bu sınırlar üzerine kitaplar bulunur; ki bu yurt dedikleri şey insanlığı bu kadar meşgul etmiş… 

 

mesela ziya osman saba’nın aklına “vatan” dendi mi, “bir çınar ağacının gölgesi” ve “minarede söylenen ezan sesi” geliyor; “çınar ağacının gölgesi”nin yurdu olmaz, milliyeti olmaz; ümmeti, ideolojisi, bayrağı olmaz; “çınar ağacının gölgesi”nin sade serinliği ve kendi kokusu vardır; ama “ezan”ın, ümmeti vardır, ideolojisi vardır, insanlara iyi yada kötü çağrıştırdıkları vardır; “ezan”, aynı zamanda bir egemenliği ve sahipliği vurgular; mesela bütün insanlık, bütün fikirler, inançlar bu seste ikrar olmaz; ama mesela çınar ağacının gölgesi, bütün insanlığı kendisinin serinliğinde birleştirir… 

 

ziya osman saba, “bu sakin öğle vakti” şiirinde; “mesut ediyor beni vatanımın güneşi” diyor; onun şiirindeki güneş, hepimizin, herkesin güneşi değil; çünkü onun güneşinin aydınlattığı yer, ezan sesinin olduğu yerdir, ecdatlarının mezar taşlarının olduğu yerdir; işte hepimiz şairin kendisini “mesut” hissettiği bu yerde mesut olmaz; şairin şiirindeki güneş, “benimdir” dediği yerdir; yani onun şiirindeki çınar ağacının gölgesi, “benimdir” dediği egemenliğinin, mülkünün, ideolojisinin, inancının gölgesidir; yani hepimiz, herkes o gölgede serinleyemez;

 

ziya osman saba’nın zihniyetindeki memleket, bir çoğumuza yabancıdır, bir çoğumuza gurbettir; çünkü şairin şiirindeki çınar ağacının gölgesi, bayrağın ve ezanın gölgesindedir; bayrak ve ezan sade bir inanç değildir, egemenliğin ve sahip olmanın araçlarıdır; mesela bu zihniyet ağacı sevmez, o ağaca egemen olmaya çabalar; yani, bu zihniyet “benimdir” dediğini sever…  

 

her insan, şair cansever’in söylediği gibi “yaşadığı yere benzemez”; insanın yaşadığı yere benzeyebilmesi için, öncelikle o yerin dağı gibi, suyu gibi, ağacı gibi, toprağı gibi düşünmeyi ve hissetmeyi bilmesi gerekir…

edip cansever ise, “mendilimde kan sesleri” adlı siirinde diyor ki; “İnsan yaşadığı yere benzer/o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer…”; evet, insan yaşadığı yere benzer, eğer o yerliyse, o yerin hikayesinde ise, o yerin dağına, suyuna, börtü-böceğine duvazı varsa, gökyüzünde uçan kuşlarına kılamlar söylemişse, o insanın, o ümmetin, o milletin, o itikadın ruhu, bilinci, varlığı, var’oluşu, sesi, sıfatı, içtiği suya, el sürdüğü taşa, kelam ettiği kuşlara benzer;

 

işte o yerin taşı, toprağı, gölgesi, sıcağı, serinliği, o yerli insanı hem mesut eder hem de özgür; çünkü o yerin, o yerdeki suların, dağların, ağaçların, börtü-böceğin, gökyüzündeki yıldızların, gecesindeki seslerin, ağaçların gölgesindeki serinliğin, ne sahibidir ne de efendisidir…

 

her insan, şair cansever’in söylediği gibi “yaşadığı yere benzemez”; insanın yaşadığı yere benzeyebilmesi için, öncelikle o yerin dağı gibi, suyu gibi, ağacı gibi, toprağı gibi düşünmeyi ve hissetmeyi bilmesi gerekir; insan ancak o yerin hikayesinde ise o yere benzer; mesela, “nenemin milleti” der ki:  

edep erkana bağlıdır ayağımız, başımız  
gülden koku almıştır toprağımız taşımız
soframızda bulunan lokmalar hep helaldir
yiyene nur olur ekmeğimiz aşımız… 

 

“toprak insana değil, insan toprağa aittir”…

“edep erkan”, insanın yaşadığı dağa bayrak asmak değildir, o dağın hikayesinde olmaktır, o dağın çiçeğinin kokusunu kendinde duyumsamaktır; “edep erkan”, insanın meyvesini yediği ağaca himmet etmesidir; “edep erkan”, insanın içtiği suyu kendisine ve milletine helal etmesidir;

 

mesela kızılderili şef, beyaz adam’a gönderdiği mektupta; “toprak insana değil, insan toprağa aittir” diyor; işte bizimkilerin edep erkan dediği, yaşadığı yerin toprağına ait olabilmektir, var’oluşunu, milletini, tarikatını, itikadını o toprakta yerine getirebilmesidir;

 

ondan “nenemin milleti”, edep ve erkanını kitab’ın üzerine kurmamıştır, meyvesini yediği ağacın gölgesiyle cem olmuştur;

“ve bilin ki” diyor kızılderili şef, “kızılderili adamın anıları ağaçların öz suyunda saklıdır”; işte “nenemin milleti”nin yurdu bu, vatanı bu, meyvesini yediği ağaca himmet; “nenemin milleti”nin yurdu, himmetle ve duvazlarımızla taş bıraktığımız nişanelerimizin olduğu yerlerdir; işte biz, nişanelerimizin bizi götürdüğü yerlere “Dêsim/Dersim” diyoruz… 

 

“Dêsim/Dersim”, bir ikrardır; mesela benim söylemiş olduğum bu Dersim’i neneme anlatmış olsaydım, “sen ne demek istiyorsun?” diye sormazdı; inanıyorum ki şimdi bu yazdıklarımı okuyanların büyük bir kesimi, benim ne söylediğimi tartışıyordur;

 

çünkü yurdumuz ve de itikadımızı öğrenmiş olduklarımızla çok tahrip oldu; nene ve dedelerimizin sormadığı soruları kendimize soruyoruz; nene ve dedelerimizin şüphe etmediklerinden bizim aklımız şüphe etmekte; bu ikrarını terktir; ikrarını bırakmış bir kimse, ip bağladığımız o ağacın ne öz suyundandır ne de o ağacın yurdundandır; duvazlarımızla el sürdüğümüz, yüz sürdüğümüz o dağın yurdu Dersim’dir;

 

“Dêsim/Dersim”, duvazlarımızla el sürdüğümüz o dağın mitolojisidir, o dağın metafiziğidir; adına “Dersim” dediğimiz yer, hepimiziz, hepimizin duvazlarıdır…     

 

hüseyin karataş

 

kelepcera10@gmail.com

 

(Visited 1.065 times, 5 visits today)

Yanıt hüseyin karataş: “Dêsim/Dersim” neresidir? (1)

  1. Sibel 01/09/2017 de 12:09

    Muhteşem! Duvazı duydum, çınarın serinliğini hissettim ve de dağın ıssızlığını…yüreğinize sağlık Hüseyin Karataş

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1.680 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone