Hüseyin Karataş: “Mübarek; Nenemin milleti”…

63054_357392507699807_856300199_nMesela; benim “Nenemin milleti” deliyi, divaneyi mübarek bulur; yaşlıyı, kötürümü, sağır dilsizi, garibanı, kimsesiz yetimi, dulu, hayvanı, ağacı, suyu, varlığını, aklını, gönlünü Haq’qa kaptıranını, “mübarek” bulur…

“MÜBAREK!..”

 

“Nenemin milleti”, itikatlarını kutsallaştırmadı; mesela, Ali’yi, Hasan’ı, Hüseyin’i kutsallaştırmadılar; mesela, ip bağladıkları ağacı, el sürdükleri taşı, cem tuttukları evi kutsallaştırmadılar; inanç getirdikleri doğrular, evliyalar, peygamberler ve hatta inandıkları Hakk için ne bir kimsenin gönlünü kırdılar, ne de huruç ettiler…

 

“Nenemin milleti”, bilakis nasıl inandılarsa öyle yaşadılar, nasıl yaşadılarsa öyle de itikat ettiler; Alevi cogitosunda inanç, kutsal olamaz; “Allah”, kutsal olamaz; peygamberler, evliyalar, liderler, padişahlar kutsal olamaz!

 

Zaten sorun, bütün bunları “kutsal” hale getirdiğimizde oluşur; o vakit, “benim kutsalım” diyerek, hem kendi kendimize hem de etrafımıza yasak getirmiş oluruz. Ne kendi kendimiz, ne de başkaları bu kutsallar hakkında konuşurken rahat olamazlar. İnsanlığa rahat vermeyecekse, insan rahat konuşamayacaksa, bir şeyi insan niye kutsasın ki?..

 

 

2.

 

Şimdi ne yapalım?.. “Her suya işeyeni taşa mı tutalım mı”; ateşe karşı kötü söz edeni öldürelim mi”; “bizimle aynı kıbleye dönmek istemeyene kafir mi diyelim?..”. 

 

Dersim,; Munzur Vadisi ve "Bezuvar/Malé Beskovik" adlı dağ keçisi.

Suya işeyene taş atarsak, “Xızır” bizden razı olmaz; komşumuza “gavur” dersek, Allah’ın canı incir; insan suya işediği için su kirlenmiş olmaz ama suya işeyene taş atanın gönlünü Allah terk eder. İşeyen, işediği için cahildir ama taş atan, hem cahil olur hem de zalim. Birincisi, “su” işeyenden daha kutsal değil; ikinci olarak; işeyene taş atan, işeyenden daha kutsal değil!..

 

3.

 

“Ne toprak, ne su, ne ateş, ne Allah; biz neyiz?..”. Bütün bunlardan hiç biri insanın mevcudiyetine, ne muhtaçtır ne de ihtiyaç duyar. Mesela; insan olmasa da toprak yeşerecektir, su akışını sürdürecektir, kar her sene mevsimi gelince yağacaktır; Allah bütün varlıklarda yine tecelli olacaktır ama diyelim ki bunlardan biri eksik kalırsa; insan yaşayamaz, varlığını sürdüremez

 

 

Çünkü Allah, yaradılışı tamamladıktan sonra “insan”ı yarattı; insan, bu yaradılışın bir tamamlayıcısı değildir; ama mesela toprak, yerin, göğün, evrenin bir tamamlatıcısıdır. Evrende toprak yok olursa, bu kozmosun döngüsü tamamlanamaz, hayat sürdürülemez!..

 

4.

 

Benim “Nenemin milleti”, sırtını verdiği dağı, içtiği suyu, meyvesini yediği ağacı, tarlasındaki yılanı, gökyüzünde uçan kuşu, ağacının dalına konan serçeyi, ocağındaki ateşi, yağan karı, yağmuru “ziyaret” kabul etmiştir, mübarek görmüştür.

17358971_1352565944809338_169231539304288464_o

 

Çünkü onlar, bu mübarek olanlara muhtaçtır; benim “Nenemin milleti”, ocağında tüten ateşin bir parçasını küreğe kor ve kürekteki ateşi evinin odalarında, mutfağında, ahırında, mereğinde, tandırında duwazlarla dolaştırır. Mesela; mübarek gördüğü “su”yu, hanesinin içine, insanlarının ve hayvanlarının üstüne duwazlarla serper; bu onların inancıdır, onların itikadıdır.

 

Bu su için insanı incitmez, insana zulüm olmaz; su, kendi kendine kutsaldır; insanın kirletmesiyle su kirlenmez, su lığlanmaz. Bilakis su, benim varlığıma muhtaç değil, ben o suya muhtacım. Mesela; su kendi kendini içmez, ama o suya ben muhtacım, ahırımdaki hayvanlarım muhtaçtır, bağımdaki ağaçlarım muhtaçtır; “suya hakaret etme”, “suyu lığlandırma”, “suyu kirletme”, bütün bunlar benim kendi kendime nasihatim olmalıdır.

 

Çünkü suyu kirleten, kendi nefsini kirletmiş olur; suya işeyen kendi canını kirletmiş olur; “Nenemin millet”,  mesela suyu “mübarek” görmüştür, “kutsal” bulmuştur, değer vermiştir ama; “benim kutsalımdır” diyerek de bu itikadı insanlığa, komşusuna baskıya ve şiddete çevirmemiştir…

 

5.

 

Şimdi, şu evrene bir bakalım; hangisi hangisinden, hangimiz hangimizden daha kutludur, daha kutsaldır, daha evladır?..

 

Günah işleyemeyeceklerimiz var, mübarek olanlar… Mesela; benim “Nenemin milleti” deliyi, divaneyi mübarek bulur; yaşlıyı, kötürümü, sağır dilsizi, garibanı, kimsesiz yetimi, dulu, hayvanı, ağacı, suyu, varlığını, aklını, gönlünü Allah’a kaptıranını, “mübarek” bulur. Ve bu mübareklere kötü olmayı, kötülük yapmayı “büyük günah” görür. Benim “Nenemin milleti”, bütün bu mübarek bulduklarını “ziyaret” kabul eder; bu mübareklere zarar verdiğinde, kötü niyet taşıdığında, centilmen olamadığında, yaptıklarından dolayı, hayıflanır, sızlanır, ürperir, mahcup olur ve utanır…

11070849_648002545345280_1806975050023827705_n

 

6.

 

Bizim “Yunus” dermiş ki;

 

“Sen de bulasın mi’raç, sana gelir cümle yol…”.

 

Hüseyin Karataş

(Visited 1.397 times, 1 visits today)

Yanıt Hüseyin Karataş: “Mübarek; Nenemin milleti”…

  1. ibrahim akarcay 05/04/2017 de 15:21

    iste budur ALEVI MILLETI,tesekkurler H,karatas senki alevi milletini millet 0LARAK seslendirdigin icin,senki alevi milletine kuyruk takmadigin icin tesekkurler

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2.209 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone