İnisiyatife Projea Zonê Ma(Kırmancki)/Ana dilimiz için Ankara’da, bir araya geliyoruz…

“Destê sıma ke ron u hengmen deru, bêre lê ma de bışuye”.* roza ke ma name kerda, a roze (16 êlule/hengurê 2017 seme, Qızılayê Enqera, sate 14.00, eyüboğlu hotel) vame bêrime têarê, phoşt jumindime. çıke hama hama nu “Zonê Ma/Kırmancki” werte qom de endi qeseynıv(b)enu, benu vindi. coka, ma vame; zon u zoganê xu ser bıgurime/bıxebetimê ke na “Zonê Xızıri” vind mevu; zaw zêçe mare bımanu…

 

(“eliniz yağda ve balda ise gelin yanımızda yıkayın”. bu belirttiğimiz gün ve yerde (16 eylül 2017, cumartesi, saat 14.00, Ankara (Kızılay), eyüboğlu hotel) bir araya gelmek suretiyle birbirimize destek verelim. keza ana dilimiz, artık konuşulmuyor ve kaybolmak üzere. baş başa, el ele vererek buna çareler arayalım. öyle ki atalarımızdan bize kalan bu kadim miras, bu “Hızır’ın Dili” kaybolmasın; yarınlara ve çocuklarımıza kalabilsin. bu ulvi ve kutsal çalışmada sizin de sözünüz ve alın teriniz olsun).

 

toplantıya dair detaylı bilgilendirme, “pdf” formatında afiş ve broşür linki olarak yazının sonunda ektedir. ana dilimizi yaşatabilmek için bu güzel ve heyecanlı buluşmaya, katılım ve desteğinizi önemlidir; bekleriz…

“ZONÊ MA/KIRMANCKİ (ZAZACA) SER YEME TÊARÊ”

 

“ANA DİLİMİZ (KIRMANCKİ (ZAZACA) İÇİN BİR ARAYA GELİYORUZ”…

 

– Welatunê made cae ke Zonê Ma sılxetiye ra qeseybeno, ma vame “Zonê Ma/Kırmancki”. Na zoni sero, na kar u gurey rê wakılê Gülten Karaca biya sevev, na kar gureto xo dest, ma ki phoşti dame cı…

 

– Bu çalışma (çalıştay), Dêsim’de adına “Zonê Ma/Kırmancki” diye bilinen ana dilimizle ilgili olarak sevgili Gülten Karaca öncülüğünde ve bizlerin de desteğiyle başlatılan bir “girişim”dir…

 

– Ma, na kar u gurê ra şikime vajime; “Serva Zonê Ma Têarêamayis”. Hama ez van ke, namê na kar u gurêy çı beno va bıvo, nu zof muhim niyo. Çıke, berao ke no piya-gurênayis ra vejino werte, nu muhimo, nu marê lozımo…

 

– Bu çalışmaya bir nevi “Ana Dilimiz İçin Çalıştay” da diyebiliriz. Aslında adının ne olacağı o kadar da önemli değil. Neticede böylesi bir müşterek çalışmayla, bu konuda bir sonuca vararak bir ürün elde etmek ve bu şekilde başarıya ulaşmak kıymetli, gerekli ve de önemli…

 

– Na rival ra, ma vame ke; gumano ke na Zonê Ma, ne domani ne ki cênci, nıka na waxt, na serrune peênu de qe qesey nıkenê. No ke ame aqılê isoni; “ondêr, hêvetu ra hewnê isoni remeno”. Çıke serru ra nat pi u khalikunê ma, dêk u pirikunê ma na zon, na “Zonê Xızıri” qeseykerdo, dıma kerdo amaneta Xızıri marê caverdo. Nae ser, gereke ma cırê wayir bıvejime; gereke isu xorê wayir bıvejiyo ke, sar ki isoni nas bıkeru, say bıkero. Coka ma vake; na têarêamayis ra dıma ju komela “pêr u piya gurenayişi” ronime; nara têpia her daym Zonê xo ser bıgurimê, bıxebetimê…

 

– Bundan ötürü ve bu buluşma sonucunda, ilk etapta amaçladığımız; artık, “adeta bizi kahredercesine ve de uykularımızı kaçıracak ölçüde” yeterince çocuk ve gençlerimiz tarafından konuşulmadığı için gün be gün unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş bu insan-ı kâmillerimizin yüz yıllarca konuştuğu “Xızır’ın Dilini”, elimizden geldiğince yaşatabilmektir. Çünkü deyimsel olarak da çok zengin olan bu dilimiz, atalarımızdan Hızır’ın bir emaneti olarak bizlere yadigar kalmıştır. O halde bir insan olarak bize düşen; bu kadim dilimize sahip çıkarak konuşulabilir ve öğrenilebilir şekilde saygın bir yere getirmek, genel olarak da bu dilimiz ile ifade edilen kültürümüze üye ve gönül verenlerden bir “çalışma gurubu” oluşturmaktır. Böylelikle ve bu birlikle, bu dile dair yeni ve farklı çalışmalar yapacak şekilde yol alabiliriz…

 

– Bado, destê na komele ra, pêr u pia hem kar bıkerime, hem ki phoşti jumindime. Gama dıyine ra dıma ki ju “enstutiya zoni” pêsanime. Nia, her serre caê de bêrime têarê. Koti ke na Zonê Ma sılxetiye ra qesey beno; Dêsim de, Gımgım de, Xınıs de, Erzıngan de, Qoçgiriye u sukunê Tirkiya rozşiwaru de bêrime pêser, karê xo raver berime…

Otantik baş örtme biçimiyle Dêsimli bir kadın; sembolik resim…

 

– Ve sonraki süreçte amaç; bu “çalışma gurubu” ile bir birliktelik bir dayanışma göstererek, ikinci etapta bir “dil enstitüsü” kurmak olacaktır. Bu buluşma, ilk ve öncelikli olarak bu ikisini hedeflemekle birlikte, bundan sonra her yıl bu buluşmalarımızın dilin yoğun olarak konuşulduğu başta Dêsim, Gımgım, Xınıs, Erzincan, Qoçgiri ve Türkiye’nin diğer batı illerinde yapmak olacaktır…

 

– Helvet ni kar u gureyê hostayêni têde gereke eve têarêamayene, eve phoşdariye, eve zerrewêşiye ve qeyrêt kerdene bêre hurêndi. Ni pêro ke amey têhet, o waxt isu kar u gurê xo ser sono, şikino reseno menjil; wastena isoni nia yena ver. Çıqaşi ke têdarekê isoni destê isoni de çine bo ki, no hên jede muhim niyo. Çıke isu ke ju kar zerre ra wast, no ke gurêt xodest, teqız ke mılet ki na çinêbiyayine ano ra çımunê xo ver, çım keno era cı, axıri dıma eve na roşti ju dı gamu erzeno…

 

– Elbette tüm bunlar, uzun ve erimli bir birliktelik, maddi bir fedakârlık ve de profesyonellik gerektiren işler. Fakat tüm bunlardan önemlisi; bu işe gönülden inanmaktır. Bu inanç olduktan sonra, yokluk ve imkansızlıktan ötürü hiçbir şey yapılamazsa dahi, bundan sonra toplumda bir farkındalık, bir bilinç ve bir bilgi birikim-deneyime yol açacaktır. Bu da bundan sonra bu konuda bunun üzerine ve başka türden çalışmaları yürütecek insanlara, bir umut ışığı ve yol gösterici olacaktır…

 

– Gore ma, qezenco en rınd, en hewl ki nia benu. Çiyo bino muhim ki nia ro; “mordem gereke karê xo, eve hewes u zerreweşiye ra bıkero, biyaro hurêndi”. Hama qereke qe thowa na kar u gurê xora cor mecêro. Siyaset ve u çiyo bin na gurê xora duri bıjero. Eke nia kerd, karê isoni eve piyagurenayis u phoştdariye yeno ra ver, hên mordem cıra xêr vineno…

 

– Bizce, en büyük kazançlardan biri de bu olacaktır. Tüm bu çalışmalar için en çok ihtiyaç duyulacak hususlar dan biri de; bu dile çok kuvvetli ve daima bir “sevgi ve aşkla bir bağlılık” ile bunu bağlılığı da her türlü politik düşüncenin üstünde ve dışında tutabilmesidir. Böyle olursa, bu birliktelik ve dayanışma bir sonuca varır. Öte türlü, bu çalışmalar bir yere varamaz ve kısa zamanda telef olup gider; zamanla bu heyecan, bu enerji sönümlenir…

 

– Na mihval ser, qesa mına peyene nawa: Hên waxto xerepiyayi derime ke, qe mevaze; na Zonê Mao delali, hama hama ke se serrewo ke bınê bandıra hukmati dero. Hukmat, ma yinkar keno, Tırki ve ma mısneno. Vano; “ya Tırki mısenê, ya ki vêsa-têsa manenê”. Nia ke vake, mıleto feqır seweta zav-zeçê xo tersunê hukmati ra zonê xo qesey nêkeno. Vano; “mırê lozım niyo”. Qomê ma hên kuto halo henên ke, endi xora, zonê xora sermayino. No çıqaşi çiyo de ayvo; mılet ison re kenu tomete. Na sene alanga şiawa; nia ama ve na qomê ma ser. Çıke ju qom eve zon u zogane xu esto, eve yitiqatê xu esto, nainu ser yenu ra pay; dora dot dina tariya. Nia ke zon u zoganê xorê wayir mevejiyo, da des serru dıma çı hêf ke je rone mali vıleşino ru, beno vind sono…

 

– Bu konu üzerine sözlerimi şöyle toparlayayım: Birkaç nesli ve koca bir ömrü içeren bir vakittir ki ana dilimiz, devletin (hükümetlerin) inkarcı-politik ve asimilasyoncu baskılarıyla unutulmaya ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Bizden, kültürel varlığımızın bir ifadesi olan bu dilimizi unutup yerine, “Türkçe” öğrenmemizi istenilmektedir. Oysa biz, bu ülkenin bir yurttaşı olarak zaten Türkçe öğrenmekteyiz ve buna bir itirazımız yok, olamaz da. Fakat en doğal ve insani hakkımız da bu devletin resmi diliyle beraber, kendi öz kültürümüzü en otantik haliyle korumak, yaşatmak ve yarınlara taşımaktadır. Açıkçası biz, ana dilimiz de konuşmak ve öğrenmek istiyoruz. Buna dair bütün resmi engellerin kaldırılmasını ve dilimizin “eğitim dili” olarak öğrenilmesi için yasal düzenlemeler kolaylıklar sağlanarak yapılmasını talep ediyoruz. Maalesef Türkiye’de hükümetler yıllardır ve hala halkımıza; “ya Türkçe öğren, ya da aç-susuz kalırsın” şeklinde inceden ve alttan alta, sinsi bir politika dayatması ve tavrı içerisinde olmuşlar; ki bu durum hala bu şekliyle sürdürülmektedir.

 

 

Durum ve hal böyle olunca da halk doğal olarak çocukların iş eğitim ve iş hayatına katılmasıyla ilgili, geleceğiyle ilgili korkmakta ve bu sebeple “dilinin kendisine gerekli olmadığı” sanısı ve yanılgısına psikolojik olarak kapılmaktadır. Öyle ki bu ana dilini konuşmaktan artık utanacak bir duruma gelmişiz. Çünkü Türkçe’yi konuşmak; ne acı ki tuhaf bir psikolojik etkiyle, ana baba ve nene dedelerimiz dahil olmak üzere, adeta bir “modernite” ve geçimi için “gerekli-zorunlu” görülmektedir. Böylesi “vahim” bir tablo var orta yerde ve böylesi toplumsal varlığı ortadan kaldıran bir “algıya sahip” halkımız. Sanırım bu durum, tarihte bir halkın başına gelebilecek en kötü durumlardan biridir. Keza bir halk, ancak ana dili ve bu diliyle yürüttüğü inancı ile vardır, diğer kültürel öğeleriyle vardır; öte türlü özgün ve otantik varlığından bahsedilemez ve yoktur…

 

– Kılmek ra vaji; na Zonê Ma zof hewlo. Hama çı hêf ke ma ke turli sevevu ra dewunê xora vejiyayme ameyme tever, amayme suku, ameyme na dugelu; ma zonê xo peyde caverda. Mexsatê mao bin ki, vame; “hetêra na hal u şiyayişi rê çı çare bıvênime”! Coka ney dımarime. Heto bin ra ki endi mılet sond u sodır her waxt “sosyal medya” dero. Wazeme ke na zonê xo sosyal medya de çutır ravêr berime, thıka ca cıdime. Na kar u gurêy sero ki wakılê Gülten Karaca malumato de hewl dana sıma. Na sate de, bımane weşiye de.

 

– Kısaca söylemem gerekirse; bu dilimizin zengin bir dildir. Fakat köylerimizden çıkıp şehirlere ve başka ülkelere göç etmekle birlikte, bizler bu dilimizi artık konuşamaz duruma geldik. Geldiğimiz süreçte bu vahim durumuna bir çare aramak, yine bu çalışmanın bir diğer amacı arasındadır. Bir başka konu ise; elbette dilimizin yerelde Dêsim ve aynı inançsal kültüre sahip civar bölgelerde konuşulan ve “Zonê Ma/Kırmanci” diye bilinen yerel ağzını (diyalekt) korumak. Bunun bu şekliyle sosyal medyada yer alması için yapılacakların neler olduğu konusudur ki, bu konuda da bu çalışmaya ön ayak olan ve bütün maddi külfetini üstlenen sevgili Gülten Karaca arkadaşımız ve hemşehrimiz bu konuda gereken bilgilendirmeyi bu buluşmada sizlere yapacaktır. Şimdilik kalın sağlıcakla.

 

*“İnisiyatife Projea Zonê Ma-Kırmancki (Zazaca)/Zonê Ma/Kırmancki Proje İnisiatifi” sözcüsü:

 

Asmên Ercan Gür aliyedemeniz@hotmail.com tel: 0.554.9006335

 

http://www.qesebend-sozluk.de/afis.pdf

 

http://www.qesebend-sozluk.de/toplanti-brosur.pdf

 

*(önemli ve acil bir iş vesilesiyle birini haberdar etmek; davette (sılayiye u momi) bulunma manasına gelen bir Dêsim atasözü/deyimi…

(Visited 195 times, 3 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

676 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone