Kemal Karabulut: Avrupa’da, diaspora “Dêsım/Dersim Örgütlenme” süreci üzerine!

“Bir nefesçik söyleyeyim, dinlemezsen neyleyeyim…” (Şah Hatayi)

11081012_1564708857132824_5568690981054686574_nAvrupa Dersim Dernekleri Fedrasyonu (FDG) doğuşu ve 10. yılı”nı kutluyoruz, ne mutlu! Çorbada tuzu olan herkese, sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. (Kemal Karabulut)

Avrupa’da, diaspora Dêsım/Dersim örgütlenmesi:

“Siyasi faaliyetler ve yayımlar”

Ben, Erzurum Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümünden kaydımı alarak 1976 yılı Aralık ayında Almanya’ya geldim. Bremen Üniversitesinde “Kimya” eğitimimi ekonomik nedenlerle yarıda bıraktım. Sonra Berlin Teknik Üniversitesi’nde “Ekonomi” bölümüne başladım, ön lisanstan sonra onu da bıraktım ve ekonomik nedenlerle iş hayatına atıldım. Politik aktivite olarak da, yıllarca Türkiye’li politik gruplardan birinin faaliyetlerine katıldım ve sonra yolumu ayırdım.

“Dersim meselesi”yle ilgim çocukluğumda başlamıştı. Sanırım 1986-87 yıllarıydı. Yurtdışında özellikle Berxwedan dergisinde, “Urfa direniş, Dersim ihanet kalesi” ve “Kemalizm´in Picleri” başlıklı seri yazılar yayımlanıyordu. Bu beni çok etkiledi . Dersimliyim bu değerlendirme ve saldırıların çok insafsızca olduğunu düşünüyordum. Bunca acılar yaşamış, bunca bedeller ödemiş, mensubu olduğum, acılarını paylaştığım bu kültüre yaklaşımdaki adaletsizlik içimi kemiriyordu. Bunun üzerine “Dersim Tarihi” ile ilgili merakım arttı ve bu haksızlıklara karşı ne yapabileceğimi değerlendirme yoluna koyuldum.

O zamanlar İsvec’te Zazaca “Ayre” diye bir dergi çıkıyordu. Bu dergiyi çıkaran arkadaşlarla irtibata geçtim. Derginin Berlin’de yayınlanması için sorumluluk üstlendim. Sanırım 4-5 sayı yayınlandı. Sonra derginin ismi üzerine bir tartışma çıktı. “Ayre”, ayrılık içeriyordu ve bu anlama geliyordu. Onun yerine “Piya (beraber)” ismini benimsedik ve derginin adı bu şekilde değişti. O sıralarda Frankfurt’ta okuyan ve bu kültürden gelen gençler de “Kormişkan” diye bir dergi çıkarmaya başladılar. Bu üç dergi çevresinde “Dersim’li, Dimili, Kırmanc, Zaza” gibi farklı adlandırmalara konu olan kültürel kimlik temelli tartışmalar genel bir ilgi görüyordu.

1988 yılında bu çevreler Frankfurt’ta bir araya gelerek bir değerlendirme yaptılar ve bunun sonucunda “Ware” ismiyle yeni bir derginin yayını başladı ama diğerleri de bir süre yayına devam ettiler. Kirmanc-Zaza dili ve kültürü içerikli, dilimize ilaveten Almanca, Türkce ve Fransizca yayın yapan Ware dergisinin, geniş bir yayın kurulu vardi. Bu, 2003 Yılına kadar yayınını sürdürerek en uzun soluklu yayın oldu. Yazı ve yayın kurulundan hatırladıklarım:

Hasan Dursun, Mehmet Doğan, İsmail Kılıç, Hasan Dewran, Sait Çiya, Hüseyin Sevinc, Hakkı Çimen, Hüseyin Cağlayan, Zilfi Selcan, Jacobson, Tekin Yıldırım, H.Eren Çelik, Celal Yıldız, Kahraman Gündüzkanat, Ludwig Paul, Haydar Şahin, Prof. J. Gippert, Ebubekir Pamukçu, Heyder, Ro Dersim, Asmeno Bêwayir, Mehmed Çapan, Daimi Cengiz, A. Azêdeylam , Musa Areyiz ve başka adını hatırlayamadığım arkadaşlarımız (affetsinler) vardı. Bu arkadaşlar, Avrupa’daki Dersim örgütlenmesine paha biçilmez hizmetler sundular.

1990 yılından itibaren Seyfi Cengiz ve arkadasları “Desmela Sure/Venge Dêsimi” ismiyle 20 sayı yayınlanan ve Kırmancki-Zazaca diline de sayfalarını ayıran bir dergi çıkardılar. Bu grup önce Partiya Sosyalista Desimi, sonra Dersim Komünist Partisi ismiyle örgütlenmeye çalıştı. “Ülkeye yerleşmek, ülkenin kendisinde örgütlü bir faaliyet yürütmek en acil görevdi. “Kendi içinden öncü bir parti çıkaramayan bir halk, kendisini kurtaramaz…” (Desmala Sure, Nisan 1995, sayı 14) Diğer toplulukla birlikte hareket etmedi. Ama sonra dergi olarak varlığını sürdüremedi. Halen bu yönlü çalışmaları devam etmektedir. Bu yayınların dışında, dilimiz ve kültürümüzü yaşatma ve tanıtma amacıyla yurt dışında “Pir”, “Serbestiye” ve “Rasti” dergileri de 90’lı ve 2000’li yılların ilk yarısına kadar yayın yaptılar.

"bizler, yolumuzun peşindeyiz"

“bizler, yolumuzun peşindeyiz”

“Dêsım/Dersim Kimliği için çabalar ve engeller”

Bütün bu tartışmalar üzerinden ben, Dersim gençlerinin kendi davaları ve kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini düşündüm ve buna yönelik çalışmalar içinde bulundum. İlk olarak 1991 ilkbaharında Avrupa´da Seyit Rıza afişi ile, “Dersim Kültür Şenlikleri” düzenledim. Bu etkinlik iki hafta arayla Frankfurt, Bilefeld, Münih ve Berlin’de devam etti. Bu gecelere Prof. Dr. Server Tanilli; sanatçılar Arif Sağ, Emekçi, Zilfi, Derdiyoklar ikilisi, Rençber, Seyfi Doğanay, Süleyman Yıldız ve Deste Günaydın’ı davet ettik. Geceler tehdit altındaydı ancak, çok görkemli ve kalabalık geçti. Almanyadaki Dersimliler, bu zorluklara rağmen bu girişimleri sahiplendiler.

“Avrupa Dersim Kültür Şenlikleri”nin ikincisini, Dersimlilerin yoğun talebi üzerine 1992 sonbaharında yapmaya karar verdik. Bu defa Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Kocademir’i de davet ettik. Kendisi davetimizi kabul etti. Kocademir, Dersim’de sol kesimin bağımsız ortak adayı olarak seçilmişti. Biz bu vesileyle Dersim Belediyesi’ne ekonomik destek sağlamayı da amaçlıyorduk. En azından teknik hizmetlerde destek olmak üzere. Bu defa Viyana, Hollanda ve Belçika’da olmak üzere yine Almanya’nın dört şehrinde (Bilefeld, Münih,Berlin, Frankfurt) “Kültür Şenlikleri” yapmaya karar verdik, hazırlıklar yaptık.

Zülmün defteri noksan tutulmustur motosuyla planlanan bu şenliklerin, kalabalık bir sanatçı kadrosu da katılmak için hazırlıklarını yapmıştı. Bu sanatçılar; Nihat Behram, Rençber, Gültekin, Emekci, Zilfi, Yılmaz Çelik, Ali Asker, Serdar, A.Baran, Serwan Berihas, Gülseven, Hasan Kuzu, Seyit Ali ve Türkiye’den Sadık Gürbüz, Deste Günaydın idi. Şenlikler’de, “Dersim Kültür Köşeleri” oluşturma hazırlığımız, her bölgede salon rezervasyonları ve ödemelerinin yapılmış olması, gazete ilanları, binlerce afişin basılması gibi çalışma ve hazırlıklarımız yapılmıştı.

Duyuruları Avrupa’da yayın yapan Hürriyet, Milliyet, Yeni Gündem gibi Türkiye gazetelerinde ve Perinçeklerin “2000’e  Doğru” dergisinde Seyit Rıza posterleri ile ilan için yayına girdi.

O sıralar, PKK’nın Avrupa sorumlusu Selim Çürükkaya idi. Start almamıza bir hafta kala, bu etkinliklerden vazgeçmemiz ve bunlarınKürdistan’ın bölünmesine hizmet ettiğini..“, belirterek beni telefonda tehdit etti. “Sen kendini ne sanıyorsun..” dedi ve nitekim ertesi gün de benim evimi bastılar. Sadece benim değil, bu şenliklerin her şehirdeki sorumlularının da evlerini bastılar, şiddet uyguladılar. O günlerde Tunceli Belediye Başkanının da evini bastılar,uydurmalarla “ajan” ilan ettiler başkanı. Bu tehditler üzerine, belediye başkanlığı görevini ve Dersim’i terk etti. Bir daha da dönmedi. O günden bu yana Almanya’da yaşamaktadır kendileri.

O gecelere Nihat Behram’da davetliydi. Beni aradı telefonla, bu şenliklerin yapılmasından endişeliydi, “erteleyelim, yapmayalım” gibi bir şeyler söyledi. Belediye Başkanı ve sanatcıların katılma sartları tehditlerle ortadan kaldırıldı. Biz de bir açıklamayla bu etkinliklerimizi ertelediğimizi açıkladık. Açıkçası o şartlarda örgütsüz olan biz Dersimlilerin sesini kestiler.

Foto_hay_way_zaman-16“Dersim; sömürgenin sömürgesi olamaz!..”

Bu dönemde bütün bu olan bitenleri konu alacak şekilde Seyfi Cengiz, kendi dergisi için benimle röportaj yaptı. Desmala Sure özel sayı-1 (Dersim; sömürgenin sömürgesi olamaz..) çıkararak, sorunu kamuoyuna taşıdı. Ware dergisi ise gelişmeleri kınadı, okuyucuları ile paylaştı.

Bu olaylar bana, “ortak ve istikrarlı bir mücadele ve örgütlenme gereğini” öğretti. “Berlin Dersim Cemaati” çalışmaları işte böyle başladı. Bir yıllık ön hazırlıktan sonra, resmen 1993 yılı şubat ayında, Berlin’de yaşayan, davasına duyarlı Dersimlilerle, Berlin Dersim Kültür Cemaatini kurduk.Kurumlaşma sürecinde de aynı çevrelerin tehditlerine maruz kaldık. Bu kez kitlesel dik duruş, geri adım attırdı. Kuruluş toplantısına 300 dolayında kişi katıldı. Bunların çoğu buraya gelenlerin ilk jenerasyonu idi.

İlk Yönetim Kurulu üyeleri, ben (Kemal Karabulut), Hıdır Yeşil, Ali Tutay, Hüseyin Yavuz, Zülfü Mencik, Dursun Özgül, Hıdır Güngör ve Musa Carus’dan oluştu. Denetim Kurulu Ali Bulut, Cemsi Balk, Zarif Karabulut ve Zeki Karabulut seçildi. Başkanlığa ise ben seçildim. İkinci Başkan Hıdır Yeşil oldu. Derneğimizin bugünlere gelmesinde Berlin’de yaşayan Dersimlerde çok büyük destek ve dayanışma gördük. Dernek başkanlığımızı bugüne kadar sırasıyla:

Ben, Ümit Aşkın, Gülay Kordu, Coşar Karataş, Cemsi Balk, Müslüm Karataş, Kemal Yoldaş, Kemal Uzundağ, Nurettin Ertaş, Yusuf Karadağ arkadaşlarımız üstlendiler. 1994 Yılında, Berlin Eyalet Parlamentosunda yaptığımız “Dersim Toplantısı”nda kendi coğrafyamızı ve sorunlarını duyurduk. Der Spigel Dergisi ve diğer bazı gazetelerin ilgi gösterdiği bu etkinlik duyuruldu. O sıralar Yeşiller Partisi Milletvekili olan Dersimli hemşerimiz İ. Hakkı Koşan da destek sundu.

1994 yılında Dersimde uygulanan köy boşaltmalar ve orman yakma şiddetini, Almanya kamuoyuna taşıdık. Cemsi Balk arkadaşımızın başkanlığında bir heyetle Dersim’e koştuk. Başlattığımız diger bir kampanya ile bir tır dolusu ilaç ve sağlık malzemesini Hıdır Yeşil ve Zerif Karabulut arkadaşlarımızın yönetiminde Dersim Hastahanesine ulaştırdık.

Avrupa’da ve Türkiye’de tarihte “Dersim” adıyla kurulan ilk dernektir! “Berlin Dersim Kültür Cemaati”. Bu derneğin kuruluşunu 1994 yılı sonlarına doğru kurulan (önce Vakıf olarak tasarlanmıştı) “Köln Dersim Cemaati” izledi. Sonra Mannheim’da “Bonê Kulturê Ma” ismiyle Dersimliler yeni bir dernek kurdular. Sonra 1995 yılında da “Holanda Dersim Vakfı” kuruldu.

FDG fOTO Görev Devri-2013 -Kemal Karabulut“Dêsım/Dersim çığlığı ve ses verenler”

Yıllarca bu dört kurum çeşitli ortak etkinlikler düzenledik. Seyit Rıza ve Dersim’38 önderlerinin idam yıl dönümlerinde etkinlikler yaptık, çeşitli dillerde çıkardığımız bültenlerle “Dersim çığlığı”nı dünyaya haykırdık. Dersim 37/38 soykırımını “Avrupa İnsan Hakları” ve “Birleşmiş Milletler Platformu”na taşımak için yoğun çalışmalar yürüttük, ortak komiteler kurduk. Örgütlenmemizi nasıl geliştirtirebileceğimizi tartıştık. 1997-98 yıllarında ortak “Dersim Kültür Haftaları” düzenledik. Derneklerimizde “Kirmancki-Zazaca dili” kurslarını başlattık. Yıllarca “Mannheim Derneği” öncülügünde “Weyve Kıtavu” adıyla kitap fuarı düzenledik, kültürel geceler yaptık, böylece bilinir olduk.

1997 yılında “Stuttgart Dersim İnisiyatifi” oluştu. Giderek bu arkadaşlar da ortak çalışmalarımızda yer aldılar, Sonra “Darmstad Dersim Derneği”, “Basel Dersim Derneği”, “Münih Dersim Derneği”, “Sansa Deresi ve Çevresi Dersim Derneği” (Zürih), “Viyana Dersim Derneği”, “Mainz Dersim Derneği”, “Dortmund Dersim Derneği”, “Bochum Dersim Derneği” kuruldu. Kimi şehirlerde Dersim komiteleri ve Dersim sevdalılarının katkı ve emekleriyle geliştik.

1998 yılında Köln’de, “Dersim Kültür Haftaları” düzenledik. Bu etkinliklere öncelikle Avrupa’da doktora yapan Dersimliler, Avrupalı dil ve sosyal bilimciler, politikacılar, sendikacılar, Kilise ve diger azinlik temsilcileri katıldılar. Dersim´den ilerleyen yaşına ragmen Sılo Qız ve Hüseyin Doganay‘ın yanı sıra diasporada yaşayan Dersimli sanatçılar ve dostlarımız, enternasyonal temsilciler ve çeşitli folklorik gurupları katkı sundular.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de kurulan, o zamanki adıyla “Tunceli Kültür ve Dayanışma Dernekleri” ile irtibat kurduk. Karşılıklı davetlerde bulunduk. Dersim sevdalısı hemşerilerimiz, İstanbul’dan Selman Yeşilgöz, Cemal Taş, Mustafa Yerlitaş, Nimet Tanrıkulu, Hüseyin Ayrılmaz; Ankara’dan İbrahim Karakaya, İzmir’den Kemal Mutlu gibi dostlarla mücadele içinde tanıştık ve o zor şartlardakı azimlerine hayran kaldık. İstanbul’da çıkarılan “Dersim Dergisi”nin Avrupa temsilciliğini Berlin Derneği olarak biz üstlendik ve yayımı için elimizden gelen katkıyı sunmaya çalıştık.

Aynı dönemde Avrupa’dan milletvekilleri ve çevrecilerin olduğu heyetleri, Dersim’deki çevre katliamına dikkat çekmek üzere memlekete götürdük. Bu şekilde Dersim’de uygulanan devlet terörünün, batıda resmi düzeyde bilinir olmasını sağladık. 25 Eylül 1997’de “Munzur Vadisi – Ekolojik Tahribata Tanıklık” adlı uluslararası heyetin Dersim’e götürülmesini, Türkiye metropollerindeki Dersim dernekleri ile birlikte örgütledik. Ki bu heyet,Askeri gücler tarafindan Seyitli Köprüsü’nde önü kesilerek bekletildi, bütün gün Elazig/Tunceli yolu kapatılarak Dersime girişi engellendi.  Basında da geniş bir şekilde yer aldı. Bunun üzerine, Seyitli Köprüsü’nün Dersim ayağına yakın bir çınar fidanı diken bu heyet, aksam üstü Elazığ’a geri dönerek zorunda kaldı. Elazığda, “İnsan Hakları Derneği”nde toplanan kalabalıkla buluştu,basın acıklamaları yaptılar.

Munzur’da yapılmak istenen barajlara karşı, Türkiye’deki Dersim dernekleriyle birlikte çalışmalar yaptık. Bileşenler tarafindan görevlendirilen Celal Turna’yı bu konuda maddi manevi destekledik. O da bilimsel bir rapor hazırladı.

Dom

“Dil, tarih ve inanç alanında çalışmalar”

İlk “Xızır/Hızır Cemi”ni kendi derneğimizde ve dilimizde 1994 yılının şubat ayında yaptık. Bu gelenek o günden bu yana devam ediyor. Her yıl Avrupadaki tüm Dersim derneklerinde kendi dilimizde “Xızır Cemi” yapmaktayız ve ayrıca “aşure etkinliğimizi” de yapmaktayız.

Sanırım kurulusumuzla birlikte veya sonraki yıl başlamak üzere Dersim 37/38 soykırımı yıldönümünde kitlesel anma etkinlikleri düzenledik ve bu gelenek de o günden bu yana devam etmektedir.Federasyonlaşmamızla (2006) birlikte ve öncülügünde belirlenmis olan “4 Mayıs” Dersim Tertelesi Anma Günü” (Roza Şaê) anmasını gerçekleştirmekteyiz.

Aynı şekilde Dersim meselesini çeşitli yönleriyle konu edinen uluslararası çapta bilim adamlarının katıldığı konferanslar, paneller düzenledik. Türkiye’den de tarihimiz hakkında araştırmalar yapan, bilim ve siyaset alanında Prof. Baskın Oran, Prof. Bedriye Poyraz, Prof. Nese Özgen, Sosyolog Dr. Sükrü Aslan, Doç. Zeliha Hepkon, Prof. Ufuk Uras, Av. Hüseyin Aygün, Av. Cihan Söylemez, Dr. Kenan Engin, yazar Celal Yıldız, yazar Seyfi Cengiz gibi sahsiyetleri davet ederek düzenledigimiz konferanslarda Berlinli ve Avrupa’da yaşayan Dersimlilerle buluşturduk. Bunların bir bölümünü Kiliselerde, Eyalet Parlamentosunda ve kendi derneğimizde yaptık.

Yine, Avrupa’da lisansüstü öğrenimi gören Dersimlilerden Dr.Hüseyin Çağlayan, Dr.Kahraman Gündüzkanat, Dr.Zilfi Selcan, Dr. H.Eren Çelik ve Egitmen Hakkı Çimen gibi isimleri ilk günden beri derneğimize davet ettik, dilimiz, kimliğimiz, tarihimiz konulu tartışma programları düzenledik.

Avrupa’daki Dersimlilerin en önemli etkinliklerinden birisi de “Umudun Türküsü” kampanyasıydı. Alevi Dernekleri ve Dersim Derneklerinin de desteklemesiyle Dersim’de engellileri için bir Rehabilitasyon Merkezi 2005 yılında inşa edildi ve açıldı.

Yine 2005 yılında AB Parlamento binasında, Brüksel’de Cem Özdemir’in himayesinde Dersim’de barajların yaratacağı zararları konu edinen bir konferansı düzenledik. Bunun yanı sıra Berlin Derneğimizde kurulduğumuz yıldan bu yana zaman zaman kesintiye uğrasa da kendi dilimizi öğretecek kursları hala yapmaktayız.

Yaşları 3 ile 7 arası olan çocuklarımızdan 20-25 kişiden oluşan bir çocuk grubumuz var. ”Domenê Ma” adını alan bu coçuk gurubumuz, anadil (Zazaca) ve müzik kursları görmekte, uluslararası festivallerin yanısıra geleneksel Avrupa Dersim Festivalleri ve derneğimizin çeşitli etkinliklerinde sahne almaktadırlar. Gurubun oluşmasına ve düzenli eğitimine olaganüstü emek sarfeden sevgili Aynur Çiçek’i burada anmadan geçemeyeceğim.

1997 yılından bu yana her yıl “Gağan Kutlaması ve etkinliği” yapmaktayız. Gelinen asamada Avrupa’da tüm Dersim derneklerinde kutlanmaktadır.

15 Kasım 2009 tarihinde Prof. Dr. Jost Gippert (Üni. Frankfurt) ve Prof. Dr. Ludwig Paul’un (Üni. Hamburg) katıldığı Zazacayı konu edinen bir “dil konferansı” gerçekleştirdik. Dilbilimi konusunda Almanya´nın en popüler bilimcileri olan bu şahısların konferansında, dernegimizde izdiham yaşadık. Özü itibari ile Kırmancki/Zazaca’nın başlı başına “bağımsız bir dil olduğu ve herhangi bir dilin lehcesi olmadığına..” dair görüşlerini belirttiler.

fdg - fOTO 2. Kongre“Dersim Avrupa Diaspora Örgütlenmesi”

Avrupa’da dernekleşmemiz 2006 yılında “Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)” kurulmasına yol açtı. 2005 yılında başlayan çalışma bir yıl sürdü. İlk kurucu başkan Aslan Kaya oldu. İlk Yönetim Kurulu üyeleri arasında hatırladığım kadarıyla Ali Haydar Gürbüz, Cemsi Balk, Ali Erenler, Tahsin Tekin, Ali Rıza Aslan, Ümit Aşkın, Ali Rıza Ulucan vardı. Federasyonun ilk kuruluşunda 16 üye derneği vardı. İsviçre (2), Hollanda, ve Avusturya dışındaki derneklerin tamamı Almanya’daydı.

Federasyonun ilk büyük etkinliği “Avrupa Dersim Kültür Festivali” oldu. İlki 2006 yılında Russelsaim’de yapıldı. Tahminen 10.000 kişi katıldı. Bu etkinliği Almanya’daki Türkiye’li sosyalist örgütler de destekledi. Bu kültür şenlikleri her yıl devam etti. 3. Kültür Şenlikleri yapıldığında (2008) YEKKOM, ki bir Kürt örgütüdür, geleneksel festival disiplinine riayet etmemesinden ötürü çıkardığı sıkıntılar akabinde; alternatif bir “Dersim Festivali” yapmaya başladı. Bu ayrışmanın nedeni politikti, Tunceli Belediyesi’de bu festivalle birlikte YEKKOM’un festivalini destekledi. Bu festivaller bugün hala devam etmektedir.

Merkezi İstanbul’da bulunan “Dersim Dernekleri Federasyonu-DEDEF”, bugüne kadar festivallerde bizimle hareket etti ama dört yıldır YEKKOM’la birlikte ve onu destekliyorlar. Ne yazık ki bu da siyasi-politik ve “Dêsim Fikriyatını” görmeyen, önemsemeyen bir tutum ve davranış biçimi. Geçen yıl bu grubun Almanya’daki uzantıları “Avrupa Dersim İnisiyatifi”ni kurdular ve bizimle tamamen ayrıştılar.

“Hızır Cemleri ve Gağan” kutlamaları yaygınlaştırdı. “Dersim 1937-38 Soykırımı“nı duyurmak ve dikkatleri çekmek kurumlar nezdinde çok sayıda çalışmalar yürüttük. Eyalet Parlamentolarında toplantılar yapıldı. “FDG”, 2006-2010 yılları arasında çeşitli aralıklarla “Dersim Post” adlı bir gazete çıkardı. “AABF” ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde tarihimizi, inancımızı ve dilimizi anlatan “Munzur Tanıktır” ve “Vengê Dêsımi” adlı Yol Tv.’de programlar yaptı ve halende dönem dönem yapılmaktadır. Gençlik örgütlenmesine önem verdi. “Cencê Dêsımi” oluşumunu kurdu. Kadınların örgütlenmesine büyük önem verdi ve yönetiminde 1/3 kadın kotası koydu.

2009 , 15 Kasım’da 37/38 den sonra ilk defa Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildikleri Elazığ Buğday Meydanında kitlesel anma gerçekleştirdi. Bu anmalar her yıl aynı tarihte hala yapılmaktadır. “FDG”, “İtikat kurulu” her yıl büyük Dersim coğrafyasında “Xızır Cemleri”nin gerçekleşmesi için proğramlar yapmaktadır. 2013 yılında Dersim’de kurulan “Kırmanciye Kültür Merkezi” ile dayanışma içinde, dilimizin öğrenilmesi, yaşatılması çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca federasyonumuz, Türkiye’de bir Dersimi çatı kurumu olarak faaliyet yürüten “Dersim Magdurlar Platformu” ile dayanışma içindedir.  Dersim konulu gazete haberleri,filmler ve kitaplar yayınladılar.

1938’e dair arşivlerin açılması ve “Dersim’in idam edilen önderlerinin mezar yerlerinin belirlenmesi” amacıyla çesitli heyetler Ankara’da hükümet nezdinde görüşmeler yaptılar.

Foto DSTP“Dersim  1937-38 Sözlü tarih Projesi/DSTP”

2009 yılında, “Dersim 1937-38 Sözlü Tarih” çalışması, FDG’nin girişimi ile başladı. Kasım 2009 Berlin’de başlayan bu girişim, şu anda devam ediyor ve bu proje kapsamında 1938’e tanıklık etmiş 350 dolayında kişiyle bilimsel ve akademik bir yöntemle söyleşiler yapıldı. Şu anda bu kayıtların nasıl değerlendirilmesi gerektiği yönünde tartışmalar ile beraber çalışmalar sürmektedir.

Sonuçta, şunu söyleyebilirim ki; çocukluğumun geçtiği Lac Deresi ve yaylalarında, yaşlılarımızın anlatımları kendilerinin, “ne Türk nede Kürt olduğu“nu ve kendilerine, “Ma Kırmanc’me” diyorlardı. Komşu kavimleri daima başka şekilde isimlendirirlerdi. Okulla Türkçe’yi öğrendim, Kürtçe’yi de bilmiyorum. Tarihimizde her iki komşu kavimden de zülüm gördügümüz ve her ikisininde bizleri kendilerinden görmediği sır değildir; İdris-i Bitlisi, Çaldıran, Hamidiye Alayları ve sonrası “37/38 Tertelesi”.. Bir toplum kendinden olmayanları, onları ortadan kaldırmak için tarihler boyu bu türden zulümleri reva görmesi çok üzüntü vericidir.

Peki, “Biz kimiz? diye kendime sorduğumda, net bir cevabı halen ben de bulamıyorum. Ancak Dersimlilerin büyük bir bölümünün “Horasan” ve “Hazar Denizi”nin güney eteklerinde ki “Deylam bölgesi”nden gelerek yerleştiklerini ve dillerine de “Dımılki” dedikleri tezini anlamlı buluyorum. Tarihsel süreçlerde bunlara baska göçlerinde dahil olduğunu ve diliyle, itikat ve inancı ile “kendine özgün bir üst kimlige büründürmüş olan bir Dersim” ve Dersimliden söz edebiliriz. Yani kaçanların ve göçenlerin mekanı, korunası çok renkli bir kültür mozaiği. Yani Dımılilerin, Kırmancların, Ermenilerin, Horesan Türkmenlerinin, Kürt göçerlerin ve Macur olarak yereştirilenlerin yurdu. Tarihi yazımlar, anlatımlar ve okumalar bunu bize ispatlıyor.

Bu anlamda bu kültürleri barındıran bir üst kimlik olarak oluşan “Dersim kimliği“nin farklı bir tarihe, farklı bir dile ve kültüre sahip olduğuna inanıyorum. Dersime, kendisine ait olmayan bir kimlik dayatılmasını ise anlamsız ve beyhude bir çaba olarak buluyorum. Çünkü bir beden uymayan bir elbise er  ya da geç çıkartılıp atılır.

Tarihi ile yüzleşmiş bir Türkiye’de, demokratik bir Anadolu coğrafyasında, diğer yaşayan tüm kültürlerle hak eşitliği ve kardeşlik temelinde, tüm kültürel değerleriyle yaşayan “Özerk bir Dersim“i düşlüyorum. Bımanê weşiye de (şimdilik, kalın sağlıcakla..) Berlin,Ocak 2016.

foto-dersim tertele 2015Kemal KARABULUT *

(* Avrupa’daki ilk Dersim Derneğinin kurucu Baskanı–Berlin Dersim Kültür Cemaati- 2011-2013 Dönemi ve Bu yeni Dönemde , Avrupa Dersim Dernekleri Fedrasyonu ( FDG ) Genel Sekreteri, Berlin Dersim Cemaati Denetim Kurulu üyesi.)

https://www.facebook.com/FDG.Resmi.sayfasi/?fref=ts 

https://www.facebook.com/Dersim-Meclisi-2016-149587968746341/?fref=ts

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2.635 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”