Kemal Karabulut: “Göç toplumunda hafıza kültürü” hakkında politikalar ve sesler…

Almanya’da yabancılar politikasının oluşturulmasında merkezi bir rol üstlene gelmiş olan Berlin/Krezberg’de “Göç toplumunda hafıza kültürü hakkında politikalar ve sesler” mottosu ile “Dersim’38 Tertelesi Anıtı“nın konu edilmesi, Dersimliler adına bu mücadeleyi verenler açısından bir değerli bir kazanım olarak sevindirici olmuştur… 

Berlin Belediye Meclisi

“Göç toplumunda hafıza kültürü” hakkında politikalar ve sesler: 

 

Konu: Berlin’de, “Nisangê 38’i/Dersim 1937-38 Tertele Anıtı”; Kolokyum; 29-30 Kasım 2018.  

 

Karar: Belediye Projeyi onaylamalıdır!.. 

 

2015 yılında ön çalışmalarımızla SPD, Yeşiller, Sol Parti ve Piratenlerin desteği ile Berlin Friedrichshein/Kreuzberg Belediye Meclisinde gündeme alınan, “Nisangê 38´i/Dersim Tertelesi Anıtı” önergemiz, CDU’nun ( Hıristiyan Demokratlar) itirazına takılmış ve komisyonlara (kültür, uyum ve tarihi anıtlar) yönlendirilmişti.  

 

Önergemiz, tüm bu komisyonlarda özel sunumlarımız ve bilgilendirmelerimiz ile ayrı ayrı gündeme alınmış ve değerlendirmişti. Topluma açık olarak yürütülen o komisyon toplantılarına, Berlin’deki Türkiye kökenli sağ kurumların (Vatan Partisi, Alperenler, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Berlin Türk Toplumu vs.) ile el altında Türk Büyükelçiliği desteği ile bu kurumların temsilcileri bu toplantıya katılarak, anıt çalışmasının önlenmesi için gayret sarf etmiş ve hatta şiddete yönelmişlerdir. 

 

Önergemizde geçen “Dersim 38 Anıtı” konusu, Alman basını ile Türkiye’den Sözcü ve Aydınlık Gazeteleri’nin Avrupa’da ve Türkiye’de çıkan sayfalarına taşınmıştır. Komisyonlar ve Belediye ise vardıkları ortak bir mutabakatla, konunun toplum nezdinde tartışılarak açıklığa kavuşturulması gerekliliğine işaret etmişlerdir.  

 

 

Bu hedefle başta Belediye olmak üzere, Kreuzberg Müzesi, Üniversiteler (Berlin Teknik ve Hür) “Hafıza Bilimi” alanında çalışmalar yapan kişi ve kurumlarla hazırlığı, bir yıldır sürdürülmekte olan bir “Kolokyum”, 29-30 Kasım 2018 tarihinde Berlin-Aquarium’da yapıldı.  

 

Almanya’da yabancılar politikasının oluşturulmasında merkezi bir rol üstlene gelmiş olan Berlin/Krezberg’de “Göç toplumunda hafıza kültürü hakkında politikalar ve sesler” mottosu ile “Dersim’38 Tertelesi Anıtı“nın konu edilmesi, Dersimliler adına bu mücadeleyi verenler açısından bir değerli bir kazanım olarak sevindirici olmuştur… 

 

Kültür senatörü, eski ve yeni belediye başkanları, “tarihle yüzleşme” alanında uzman bilim insanları ile diğer toplum temsilcileri, siyasi parti sözcüleri katılım sağladı ve olumlu katkılar sundular.

 

Bu değerli kişilikler, Berlin Hür Üniversitesi’nden Prof.DrMartin Lücke, Berlin Teknik Üniversitesi’nden DiplIng. Gülşah Stapel, Kültür Senatörü Clara Herrmann, Müze Müdüresi Natalie Bayer, Belediye Meclisi Baskanı Dr. Wolfgan Lenck ve Berlin-Brandenburg Eyalet Uyum Dairesi sorumlusu Günter Piening sunumları ile projemizin Belediye tarafından kabul edilmesi gerekliliğini vurguladılar. 

 

İki gün süren sunum ve değerlendirmeler, tüm muhalif ve provokatif müdahalelere rağmen, oluşturulan çalışma atölyelerinde bilim insanları, kurum temsilcileri ve FDG üyesi bir kurum olarak “Dersim Berlin Kültür Derneği” adına FDG 2. Başkanı olan ben (Kemal Karabulut) tarafından yapılan sunumlarla gayet verimli sonuçlar alındı. 

 

Sonuç: Yapılan muhalefete rağmen tüm diğer katılan temsilci ve sözcülerin ortak mutabakatı ile “projemiz”, Şubat- Mart 2019 tarihlerinde tekrar Belediye Meclisi gündemine gelecektir. 

 

Bu güzel ve heyecan veren çalışma vesilesiyle, Dersim 1937-38 ‘de yitirdiğimiz masum-u paklarımıza ve değerli anılarına saygıyla; sonuç alana kadar çalışmalarımızı sürdüreceğimizin bilinmesini isteriz. 

 

Kamuoyuna duyurulur; Berlin, 01.12.2018. 

 

*** 

 

 Anıt talebimizin kabul görmemesi; toplumsal varlığımız, yani tarihimizin de kabul görmeyeceğine bir işarettir. Bundan dolayıdır ki Berlin ve Almanya’da yasayan Dersim toplumu olarak, 2015 yılında yapılmış olan müracaatımızın kabulünü, önemli bir jest olarak değerlendiriyoruz… 

Berlin’de Nisangê 38´i; TERTELE Anıtı (Dersim 1937-38; Kolokyum 29-30 Kasım 2018”konusuna dair sunumumdan:

 

-Alman Endüstrisi 60’yılların başından itibaren yabancı işçi gücüne ihtiyaç duydu. Yaptığı çağrı üzerine çeşitli ülkelerden Almanya’ya yoğun bir isçi göçü oldu. Bunun üzerine gelenler yalnızca ‘iş gücünü’ getirmediler; onlar tarihlerini, kültürlerini, insani ruh ve hayallerini de birlikte getirdiler. 

 

Dersimliler de bir ‘kültür gurubu’ olarak  geldiler. Ve yarım asra yakındır buradalar; büyük çoğunluğu Federal Almanya vatandaşı olmak üzere Avrupa’dalar. 

 

Ancak Dersimliler, Türkiye’den Avrupa ve Almanya’ya gelen topluluklar içerisinde farklıydılar! Keza Türkiye’de uzun seneler boyunca hakim sistem ve diğer etnisiteler tarafından yok sayıldılar; kültürle kimlik ve hakları yok sayıldı ve aşağılandılar. Ki bu durum hala sürmektedir. Ancak burada Avrupa’da (Almanya) toplumsal kültürel kimliğimiz tanınmaktadır. Bu sebeple onurumuzla yaşayabilme hakkımızın olduğuna inanıyoruz. 

 

Burada sadece söz konusu olan, “Dersim 1938 Soykırım Anıtı” değildir; tarihimizin, kültürümüzün de tanınması, toplum tarafından kabulünü ve görünür kılınmasını istiyoruz ki Türkiye’de toplumsal varlığımızın tanınmasına da olumlu yönde bir etki ve katkısı olsun. 

 

Çünkü Dersim’de yaşananlar ve hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmaması; şimdiye kadar Dersimlilerin hafızalarında tahribatlara yeterince yol açmıştır. 

Bu sebeple: 

 

– Anıt talebimizin kabul görmemesi; toplumsal varlığımız, yani tarihimizin de kabul görmeyeceğine bir işarettir. Bundan dolayıdır ki Berlin ve Almanya’da yasayan Dersim toplumu olarak, 2015 yılında yapılmış olan müracaatımızın kabulünü, önemli bir jest olarak değerlendiriyoruz:

 

– Toplumumuz Anıt talebimizi son derece önemsemektedir. Bu kabul, toplumumuz tarafından, onur ve itibar iadesi’ şeklinde değerlendirilecektir. 

 

– Dêsım-Dersim’de yaşatılan zulümlerin benzeri, Anadolu tarihinde birçok topluma uygulanmıştır. Ancak Dersimde etnik bir azınlığa karsı önceden hesaplanan, planlanan ve uygulanan topluca yok etme halidir. 

 

– Diğer tarihi zulümlerle benzer şeklinde dikilen anıtlar ile ele alınması; insanlık tarihinde üçüncü derece bir büyüklüğe sahip olan bu Soykırımı gölgede bırakır. 

 

– Türk Devleti, tarihsel çalışmaların yapılmasını ve yüzleşilmesini istemiyor. Kendi doğrularını dayatıyor. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin zamanın başbakanı Erdoğan’ın (şimdi Cumhurbaşkanı) “Dersim Soykırımı” için 23.11.2011 tarihinde “özür” diledi; ancak akabinde gerçek bir yüzleşmeye dönük hiçbir adım atılmadı. Bu sorun hangi tarihçiler tarafın da resmi olarak araştırıldı? Hangi bilirkişi ve resmi heyet raporları var? Yok! Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarafından ne kadar araştırılırsa ve böylelikle gerçekler ortaya çıkarsa, bunu yapanlar ve hala arkasında durup savunanlar için o kadar vahim durumlar ortaya çıkıyor. 

 

– 2009 yılından itibaren Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonumuz (FDG) tarafından başlatılan “Oral-History Project/Dersim 1937-38 Sözlü Tarih Projesi” çerçevesinde tanıklarla yapılan söyleşiler de bu vahim durumu, insanlık ailesi için büyük utancı görmek mümkündür. 

 

 

– Ve son olarak; tüm katliam/soykırım yapanların kullandığı dünyada değişmeyen bir argüman vardır: 

 

“Kalkışma vardı; bastırdık!..” 

 

Kemal Karabulut 

 

Not: Bu açıklama Almanya’da, Almanca olarak yapılmıştır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

100 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”