Moldova Gagavuzya’sı için “özerklik” (dil ve kültür) şahane; ya Kürt ve Zaza halkı için!(?)

Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan Moldova ziyaretinde, Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Cumhuriyetini’de gezmiş ve Gagavuz Ortodoks Hristiyan Türklerini de ziyaret etmiş. Zatıalileri Gagavuzlara, “özerkliğin ne kadar güzel bir şey” olduğunu, anlatmışlar. Bizde bu sayede, “özerkliğin öcü olmadığını”, bu arada Türklerin de Hristiyan olabileceklerini öğrenmiş olduk. Dünyada farklılıkların değeri ve anlamı var. Burası baskıcı ve boğucu.. Küçücük Gagavuzya bizden daha özgür ve mutlu.. Hayat gerçek öğretici, öğrenmeyi bilene… ” (Burhan Nur)

Moldova Gagavuzya’sı için “özerklik” (dil ve kültür) şahane; ya Kürt ve Zaza halkı için!(?)

Gruru verici olan şey; Hristiyan bir ülkenin, Müslüman Türk bir topluluğa “özerklik hakkı” tanındığı için!..

 

Cb. Erdoğan’ın dün (19.10.2018) Moldovya, Gagavuzya Özerk Cumhuriyeti’nde yaptığı konuşma, “dil ve etnik köken aidiyeti” açısından, bu ve benzeri yok sayılmış “kendine özgü” etnik toplulukların varlığı ve yaşam hakkı için önemli, dikkat çekici ve elbette yerinde ve isabetli tespitler içermekteydi!

 

Ancak bu konuşma ile (dışarının tersine),  yani içeride kendi ülkesinde (Türkiye), sıkı sıkıya sarıldığı tek tipçi “ulus devlet” ve “ümmetçi” ideolojisini düşününce; insanın yüreği burkuluyor.  Bu temel ve bu bakış açısıyla, bu konuşma dikkate alınıp değerlendirildiğinde ve yaşadığımız ülkedeki Gagavuz halkı gibi milyonlarca Kürt ve Zaza halkının, başta ana dilleri olmak üzere yok sayılan siyasi, sosyal ve kültürel varlık ve hakları düşünüldüğünde, kara bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu vahim durum sonucu da insan; “bu ne yaman çelişki” diye düşünmekten kahroluyor.

 

Daha açık bir ifadeyle; Zazalar, Kürtler, Lazlar, Abazalar, Çerkezler vb. etnik toplulukların başta “ana dilleri” olmak üzere, aynı sosyo-kültürel ve siyasi hakların tanınması gerekmektedir. Yok bunları “tek bayrak, tek dili tek din, tek millet” diye inkar ediyorsun! O halde neden elin ülkesi olan Moldovya  Cumhuriyeti’nin, sayısı Kürt ve Zazalardan çok çok az olan Müslüman Gagavuz halkına (etnisitesine) verdiği siyasi özerkliği ve bu temelde “ana dillerini konuşma hakkını” alkışlıyorsun ve buna seviniyorsun! (?) Bu, ne yaman bir çelişki!..

 

Şayet, bunun “ülke bütünlüğü” ile yakından bir alakası var ise, Moldovya Cumhuriyeti yetkilileri “aptal” mı! Eğer “yok” ise, o halde siz neden kendi ülkende bu halkın başta “ana dilleri” olmak üzere, tüm kültürel ve siyasi haklarını “RABİA” işareti ile inkar ediyorsun? TRT Kurdi’nin varlığı, bu halk topluluklarının (özellikle Zazalar) ana dillerinin ölümden kurtulup yaşaması için iş için yeterli mi? Ve de “orta öğretimde aynı şubeden (sınıf düzeyi), en az on öğrenci bu dersi seçerse, ana dilleri için öğretmen atar ve bu dersi öğretirim” diyorsun!

 

Bir başka çarpıcı örnek: Bugün İsvicre’de üç tane “resmi dil” olduğu halde, İsviçre neden bölünmüyor! Ve başta Almanya olmak üzere, yıllardır “dış Türklere ana dilleri öğretilsin” diye bu ülkeler Türkiye’den öğretmen talep ediyor; inançları için de yine bu Hırıstiyan ülkeler, Müslüman imam talep ediyor! Eee; bunların “milli birlik ve bütünlükleri” neden tehlikeye girmiyor!

 

Aynı ziyarette, CB. Erdoğan tarafından, Gökoğuz Türkleri için de “özerklik” sözü alındı.

Elbette tüm bunlar çok üzücü; keza CB Erdoğan’nın yıllardır süren iktidarından önce tüm bunların Kemalist rejimin ve vesayet odaklarının karşı çıktığını; terör gerekçesiyle böyle bir bölünme riski ve korkusu yaşadıklarını söyleniyordu.

 

Oysa; özellikle 2008 Anayasa reformu onayıyla, ne Kemalist rejim kaldı, ne de bu “tek tipçi” vesayet odakları! Hadi diyelim terör ve şiddet gerekçe gösteriliyor; o vakit asla böyle bir terör ve şiddete bulaşmayan, ülkesinin birlik ve bütünlüğünden yana başta büyük bir kesim Kürtler olmak üzere, Aleviler, Dersimliler, Zazalar, Lazlar, Çerkezler, Abazalar vb. topluluklara gerek ana dilleri, gerekse inanç alanında kendini ifade etme ve toplumsal varlıklarını sürdürebilmeleri için yasal engeller kaldırılmıyor ve bu halk topluluklarının kendi kültürel varlıklarını koruyarak yaşamaları için kolaylaştırıcı haklar tanınmıyor?

 

Mesela; ülkemizde Zazaca konuşulan en büyük üçüncü dil. Ve bu dili konuşan veya bilenlerin sayısı muhtemelen beş milyon civarındadır. Üstelik bu dil, BM-UNESCO verilerine göre “ölmek üzere olan dil” kategorisindedir. Geleceği açısından tehlike çanları çalınan bu dil, pekala okullarda “aynı şubeden en az on öğrenci seçecek” gibi dilin seçilip ve öğrenilmesinin öündeki engel kaldırılamaz mı! Bu yapılırsa, bu dilleri artık “ekonomik” olmadığı için pek tercih edilmeyen ve bu sebeple de konuşulmayan, fakat kadim kültürel bir değer olan “Zazaca”,  isteyen öğrenciler tarafından seçmeli olarak öğretilse; bu insanlar topyekün böylesi demokratik bir devleti daha çok sevmez ve sahiplenmezler mi!..

 

editör; Çılagazete.

 

  • İşte o konuşma; ve ele aldığımız konuya dair CB. Erdoğan’nın konuşması (3. Dakikadan sonrasına dikkat buyurun!).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

102 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”