Mustafa Özbey, asimilasyonu anlatıyor: “Erzincan’dan öteye; bir ‘Kırmanc Alevi’nin yaşam yolculuğu”.

Tırki ra…

Yıllar sonra yatılı okul arkadaşlarımla karşılaştığımda, maalesef onlarla ‘merhaba’ dışında çok fazla bir diyalog kuramadığımı ve yaşama dair aramızda ortak bir şeyin kalmadığını fark ettim. Evet, ‘asimilasyon’ işe yaramıştı!..

“Erzincan’dan öteye; bir ‘Kırmanc Alevi’nin yaşam yolculuğu” adlı anı kitabından;

Naze’nin anlatımlarını okuyunca, bir kez daha kahroldum ve kanım dondu. Karnı ağrıyan bir çocuk kendini ifade edemiyor ve ona kendi toprağında tercüman gerekiyorsa, tercüman olması gereken çocuklar, karnı ağrıyan çocuğun diliyle konuşmaktan korkuyorsa, aslında karnı ağrıyan ve korkan onlara bunu yaşatan sistemin ta kendisidir.

 

Naze, 1989-1992 yılları arasında, Tercan Yatılı Ortaokulunda okumuş. Benim yaşadığım dönemden tam 30 yıl sonra Kırmanc-Alevi toplumu üzerinde yaşatılan acı dram tarif edilir gibi değil. Bunu Naze’nin mektubundan okuyalım:

 

Kıymetli Ağabeyim Mustafa Bey. Size tesadüfen ‘facebook’ sayfasında rastladım. Sizin kendi yaşamınızdan hareketle bölgemizin sosyal hayatını temel alan bir kitap yazmaya başladığınızı öğrenince inanın çok sevindim. Sizi tanımıyorum; ve sizin soy isminizden komşularımız vardı; Yusuf amcagiller…

 

Sizin yazmakta olduğunuz kitap bölgemizin de bir ihtiyacıdır. Çünkü Tercan bölgesinde, tarihi sosyal ve kültürel hayatımıza dair yazılı bir belge yok. Her şey sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış. Bu sebeple öyle inanıyorum ki, sizin bu düşünceniz ve kitaptaki anlatımlarınız toplumumuz içinde hak ettiği yeri bulacaktır. Velhasıl sözü fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum.

*

 

Ben, 12 ile 15 yaşları arasında Tercan’da üç sene yatılı ortaokulda okudum. Köyümüzden ‘Sözer’ ailesinden biri atak yapınca bizimkiler de cesaret ederek, beni de bu okula gönderdiler. Ben gurbeti, o yaşlarda yaşadım; ve benden sonra köyümüzden dört kişi daha okudular.

 

Okulda, daha önceden okula gelenler, yani kıdemliler, yeni gelen kendi köylü çocuklarına sahip çıkmak sorumluluğunu hissediyorlardı. Elbette bizler, bu yatılı okulların neden kurulduğunu, o dönem bilmiyorduk.

 

Okul müdürü her sabah bizim o sıralarda oturmakla ne kadar şanslı olduğumuzu ve bu okula gelme olanağı olmayanların talihsizliğin anlatıyor ve devleti öven vaazlar veriyordu. İlk günlerde çok hevesliydim, ama üç yıl boyunca köyüm ve ailem burnumda  tüttü.

 

Bizimkiler zaman zaman ziyarete gelirlerdi. Bir keresinde yine böyle Tercan’a geldiklerinde annem, bize helva ve tandır ekmeği göndermişti. Ekmeğin hepsini yemezdim; ufak kırıntıları bir poşete sarardım ve hemen her akşam öper öyle yatardım. Bu yatılı okullar, en çok süt kuzusu olanlar, yani yedi yaşında okula başlayanlar için çok zordu; keza banyolarını kendileri yapmak, elbiselerini kendileri dikmek zorundaydılar. Üstelik bu yaşlarda hiçbiri tek kelime Türkçe bilmezlerdi.

 

Bizimkiler beni çok tembih etmişti; ‘Sakın, orada Kırmanc-Alevi olduğunu söyleme; bunu gizle ve dilini de konuşma..’ diye. Okulda 500 öğrenci vardı. Hepsi de dilimizi çok iyi biliyorlardı. Buna rağmen sanki birbirimizle ‘anlaşmış’ gibiydik; hiç kimse ana dilini konuşmuyordu. Sadece yedi yaş grubundaki masumlar, konuşuyorlardı.

 

Çok acıklı bir hatıram var; o günlere dair: Bir kız çocuğu vardı; karnı ağrıyordu ve revire getirdiler. Hemşire, ‘neyin var’ diye sordu kıza. Kız, ‘zerem dezeno, zerem..” deyince, elbette hemşire anlamadı. Kızın ablası da oradaydı; hep birlikte birkaç kişiydik. Bunun üzerine hemşire, bize sordu: ‘Bu kız ne diyor; biriniz tercüme edin..’ dedi.

 

Çok fena bir andı; korkumuzdan hiçbirimizden ses çıkmadı. O küçük kızın ablası dahi! Elbette hemşire afalladı; ‘Yaa’ dedi; “Ne oluyor; biriniz tercüme edin be?..” dedi. Aramızda Birgül diye biri vardı; fakat o an orada yoktu, koğuştaydı. Birgül, İkizler Köyü’nden, çok korumacı ve iyi biriydi. Hemen koğuşa gidip durumu ona anlattım. O da koşup, geldi ve küçük kızın hemşireye söylediklerini tercüme etti.

*

Her zaman aklıma o kız gelir ve olan durum içimi burkar. Ömrüm boyunca da bu burukluk sürecek. Çünkü yardım edebilirdim ve ben o dili anlıyordum, ama sessiz kalmayı tercih etmiştik hep beraber. Oysaki Türkleri köye gelen ilkokul öğretmenleri dışında görmemiştik. Fakat ebeveynler tarafından çok iyi eğitilmiştik.

 

Korku ve bu sinikliğin nedenini bir türlü cesaret edip sorgulayamıyor idik. Bize, büyük bir ‘iyilik-lufuf’ gibi sunuluyordu o yatılı okullar! Şanslıydık; köyde kuzu otlatan, bizim yerimizde olmak isteyen, onca çocuk vardı ve o sıralarda biz bu okullarda okuyorduk. Onur kırıcı, ‘bir asimilasyon oyunun içinde olduğunuzu’ bilmeden…

 

Yıllar sonra yatılı okul arkadaşlarımla karşılaştığımda, maalesef onlarla ‘merhaba’ dışında çok fazla bir diyalog kuramadığımı ve yaşama dair aramızda ortak bir şeyin kalmadığını fark ettim. Evet, ‘asimilasyon işe yaramıştı’! Anlatılan bazı Dersimlilerin haline şaşırmıyorum; şimdinin en iyi ‘resmi ideolojinin kişilikleri’ haline geldiler;  o sıralarda o okullarda okuyan, sözde ‘şanslı’ yatılılar.

 

İnternet ortamında ‘facebook’ üzerinden çoğu arkadaşıma ulaştım. Köyümüzden de iki kişi var. Çocukluğumda aynı kaderi paylaştığımız arkadaşlarım bana, çok yabancı geliyorlar; benim de onlara yabancı geldiğim, muhakkak.

 

Bir an o günlere gittim:  Yedi yaşındaki Hüseyin’in okula o ilk geldiği günkü çığlığı; hala aklımda. “Apoo mı ca meverde; apoo..”. Hüseyin, bu çığlıklarla okula geldiği günün hemen ikinci günde kaçmıştı dağlara; köyüne gitmek için. Ne fena bir durum; o yaştaki bir çocuk için. İşte itiraza  dönüşmeliydi, bu çığlık sonradan; ne yazık ki dönüşmedi! Zamanla bir çoklarımız, ‘kendi kimliğini inkâr eden bireyler’ topluluğuna dönüştük..”.

*

Evet, ne acı! Sevgili kızımızın satırlarını okurken, yaşadığı o acı burukluğun nefes alışverişini bile insan hissedebiliyor. Bir toplumu bu acımasızlığa mecbur etmek, tabi ki içler acısı bir durum! İnsanın insan olmaktan kaynaklı, doğuştan gelen haklarını hiçe saymak; ancak insanlık dışı bir yönetimin işi olabilir… (sayfa 35-36)

***

Zonê Ma/Kırmancki (Zazaki) ra…

 

Dêma ke hukmaté Tırku, na ‘Mektevunê Yatilu’ de ma, desté mısayis ra hên hên berdime raa xu ser. Waxt ra ma, zon u zoganê qom u hometa xo ra vışiyayme, kotvime duri. Helvet roze ame, a roze alaqiyay me xu; hama endi a roze, u waxt ra tepiya her çi vêrd vi ra, şi vi!..

“Erzıngan ra dot; rae ra şiyaena ju mordemê Kırmanc u Elevi’y”, ju kıtavê weşiye vira xo ardene ra;

 

Mı qale wakıle Naze kerd; name dekerna. Qesé ke mı Naze ra hesnay vi, u taw mı hên zona ke theji ame nist cane mı ro; na tükê mı, mı ser hêsar bi. Çıke ju doman ke néşikiya welate xo de, werte qome xo de vazo, “Zerré mı dezeno!..”, nia ke derdê xu néşikiya biyaru ra zone xu ser; jü ke kot werte derd u kéderé ju isoni, feko bin ra ard ra zon, endi çı xéré xu esto!..

 

Hama nae ki esta; çiye nainen ke bi, na suz ju suze domanuné ma niyo! Na xıravinéni, ma be xo, xo ré nékerda; hem suze pilune ma ki niyo! Çıke serru ra ravér ke na qom eve kıstene, eve qırr kerdene, ters u xof nédéné cı; nıka ki nia nıbiyene! Ju nia ters u xof nédo qomê ma; zon, zagon, yitiqat téede men kerde. Vato; “Sıma, na zone xu caverdé, qesey mekerê!..” Eke xora qesey kerd, cırm sıma ré bırrneme!..”. Dıma zora zor, Tırki mısno cı. Névatu ke; “Hem Tırki bımıse, hem ki zoné xu bımıse, hurdimina pia ret qesey bıkerê!..” Kam se vano va vazo; na suz, nia téede suze dewletu, suze hukamtê Tırkıno.

*

Wakıle Naze, serrune 1989 u 1992 ine de suka Erzıngan’i, qeza Tercan’i de şiya mektevê yatıli; şiya mektevé werti. Waxto ke ma welat de doman vime, cênc vime; welat de weşiya xu ramıtene, awa ke ama Kırmanc u Elevüné ma ser, zoné isoni nésonu ser ke biyaru ra zoné xu ser. Zof tengiye ama isoé qom u hometa ma ser; mıleté Kırmancé ma zof tharve diya. Ala reé niade; na sene tharva, na sene alanga şaa ama isoné qom u hometa ma ser! Bére nae, feké Wakıle Naze ra, eve desté qelema Naze ra buwanime:

 

  • “Bıraé mıno pil, bırau delal; Mıstefa!..

 

Tu ki zonena; cı ra ‘sosyal medya, facebook’ vané; rozé çutır ke bi ez, naza hên esalet ra rasté name tu amune. Nae ser, ez hén hésar büne ke tu weşiya xu ser, weşiya welat u dewa ma ser, weşiya qom u hometa ma ser ju kıtav nusnena. Nae  vaji ke, na karé to ra çıqaş vana honde büne sa. Helvet ez mulxute çé sıma nas kon; name sıma ra namé peén ra (Özbey), ju cirane ma bi; çê “Ap Wusıvi”.

 

Na kıtavé tuyo ke, tu seré qomé ma de nusnena; nae buzone ke zof kare de qımetino, hewlu. Çıke na kar u gurê to rê zof motajiya qome ma esta. Çıke cao ke ma, dewune welatê qeza Tercani de zon u zogané yitiqaté qome ma ser, weşiya xu ramıta; hata nıka nia kéşi je tu na karo de nianen dest cı nıkerdo, négurêtu xo dest.Weşiya qomi ser, weşiya isoné ma ser, hata nıka se biyo, se nébiyo; ni nia péro çond sey serru ra, nia fekra ve fek, qosra ve gos hata na roze ame. Nia ke biyo taé malumaté qomé ma vurriyo, taé ki biyo vind şiyo. Na minval ser hén guman kon ke, nu kıtavé tu, zerré qom u hometa ma de zof alaqa vinenu; coka ez honde büné sa.

 

Endi se ke biyo, qesa xu zof derg mekeri; mesela ke toré qesey kon, yon ae ser:

 

-Hona ke ez, des u dı ve des u phonc serru de viyo, na serru de şiyene mektevé yatıli é Tercani; nia hiré serri ra téser şüné na mektevé wertey. Çutır şüné na mektev; çı tengiye mı onte; xoré ez zonon. Uncia ki tené biyari ra zone xu ser ke bıraé xore ki vaji:

 

Dewa ma de ju mulxut u çé bi; çé ‘Sözer’u. Roze, inu cesaret kerd; axré ju domané xu rusna na mektevé yatıli é Tercani. A, tené waxt vérd ra, nafa ez ki şüne na mektevé yatıli. Ravér, zerriya mua u piye mı zof çine viye; hama na çé Sözer u ra diyağ gurétvi. Na serru de, ez gıno na raa qurvetiye; na serru de mı ‘ğeriviye’ çıka, sene qotık u qarnaşiya zona. Nia ke ez ke şüne na mektev, dıma mı; dewa ma ra çor domané bini ki jé mı amey na mektevé yatıli.

 

Nia ke bi, na domané maê ke ma ra tepia newe ame na mektev, iye ke inu ra ravêr amé, eve dinu ma, nainu ré wayir vejiyayme ke zof tengiye meoncé. Heya ma kar u gur;eé dewe ra, suxre ra, çinebiyayina dewe ra, feqıréni ver xeleşiyayme; hama çiyé esto ke u waxt ondér, aqılê mı zof waxt néşiyené ser!

 

Mı yi serru de zof xori fam nékerdene ke ‘Na hukmaté Tırk, ma ré na rındiye ça kenu? Ça honde maseraf kenu; na mektevuné yatıli seweta ma kerdé ra?”. Mudırê mektevi ki her roza Heqi, her sodır amené, ma ra vatené; “Qımeté ma rınd bızone; sans u taliye sıma guriyo ke sıma amé na mektev;  qedır u qımeté na mektevi rınd bızoné..”. Nia vatené, pey ra hukmatê Tırki goynené ke goynené…

 

Ça zur bıkeri; çıke Heq ra ayano; ravér hewesé mı ki na mektev ré zof bi. Ravér ez ke şüné, ez ki zof büne sa. Hama dıma ke xeyle waxt vérdvi ra, hama hama ke hirê serri ke bi pırr; ez endi gıra gıra na mektev ra bézar büné. Çıke dewa mı, çé ma zof kotené mı vir; nia ez, honde biyene ğeriv.

 

Gegane ke, nınga mua u piye mı kotené ra na qeza Tercani; tey noné soji ve hewla çéyi ardené; déne ju, mıré rusnené. Mı, na non péru néwerdené, néqedenené. Hên ju dı çhivi, hurdi murdi ke ver ra mendené; mı pılosnené ju phaç, kerdené bıné balişna xu; dêne wu. Werte de gegane na paçu ra vetené; phaç kerdené, kélé xu cı ra bırrnené’, tepia pılosnenne ru na paçu kerdené huréndi. Endi tu hesav ke; ez, naza honde bıvi ğeriv…

 

Na mektevé yatıli de çıqaş domaniye ke tene piliye, ğeriviye ontené inu re uncia ki honde çetın névi. Hama domané ke hona hurdiye, hewt serru deré, na mektevé yatıli inu ré zof çetın vi. Çı ke guné bé mue, bé pi ebe xu rovaré xu bıkeré, eve xu kıncune xo buşiyé, eve xo roné, wedaré. Ju nu névi; heté ra ki na domané qom u hometa ma, sılxetiye ra Tırki nézonené; alanga şaa bine ki na viye.

 

Nıka yenu mı viri; hona ke mua u piyé mı, ez nérusnay vi na mektev, ez temey kerd vi. Mı ra vat vi; ‘Tu ke şiya uza, tu ke şiya mektev uza mevaze -Ez, Elevi u Kırmancu. Xora ke sere yitiqat de qal amera, qeyta qesey meke; xu beli meke!’. Nia, ez temey kerd vi. Na mektevo ke ma şiyene, hama hama ke néjdiye 500 (phonc sey) televé xu bi. Nia butine ki zoné ma ‘Kırmancki’ rınd zonené; çı ke zonê mua u dakıla xo bi; zoné pi u khalıkê xo bi.

 

Hama unci ki na domanu ra qeyta ju kéşi, na zoné ma qesey nékerdene; çı ke tersene, xof day vi ma. Hén ke xof u ters do ve ma honde beşir; nia ju doman néşikiyene zone ma ra feké xu tern keru; zone mua dakıla xo ra, zoné pi u khalik” xo ra ju dı çekü vazo;  ni yimkaniya xu çine Biye. Yi domané ke tené qıziyé; hewt ya ki heşt (7-8) serru de ré, belka inu werté xo de zoné xu qesey kerdené. Çı ke hona doman bi; hona ters çıko nézonené!

 

Hal mezalé ma domanu, yi serru de nia vi. Zof sarré tu ki medeznin, hama na serru ra, ju xatıra mına xıravıne esta ke hona hona yena mı vir. Na ke ame mı viri, ez zof kun xo ver, bon pozxın, bon mırrozın; mırradin. Bé, tore qalé na mesela bıkeri; biyari ra zoné xu ser:

 

  • Ju çéneke biye; rozé zerré xu dezo; nae ser gureta arda revirê mektevi. Xemşira cı ra Tırki pers kena vana; “Çéna mı; çıké tu esto, vaze?”. Çéneka feqıre Zonê Ma ra vana; ‘’zerré mı dezeno..’.

 

Helvet xemşira zoné ma nézonené; çéneke se vana, se névana, nişkina bişeru ser, fam bıkeru. Waa na çéneke, wua xuya pile ki u ca ra, a ki tey ama.  U ca ma, ju dı, hirê teney vime. Xemşira ke na çéneke se vana, fam nékerde; nafa xo çarrna ma, ma ra vake; ‘Na çéneke se vana? Mıré bıçarné Tırki?’

 

U taw, tı hén zona ke dina rıjiye ma ser; ma tersu ver néşikiyayme ke fekê xu tern keme; çeküye dı çekü vajime. Qenderé wua a çéneke bila tersu ver vengé xu névet! Nafa ki xemşira her ke şiye qariye; herediye ma ra. Tırki ra vake, ‘Nére sıma re se biyo; sıma ça qesey nékené?’.

 

Qoğısé ma de ju çêneke biye; name xu Birgül’e viye. Dewa İkizler ra viye; isoné xoré zof zerrevêsayiye viye; nia amene ke seb keru. Ez desınde terkıto, şino qoğıse, lé na Birgül’e. Mı hal hekat cıré qeseykerd. A ki ustera amé revir; derdé na çéneka qıze, zoné ma ra çarrna Tırki; xemşira ra vake.”

*

Uyo nuyo, her waxt na çêneka qıze ke yena mı vir; xo ra zof sermaon; kon xu ver. Werte ra çond serri vérd vi ra, hona hona ki héniyo. Çı ke ma, u zon zonıtené; jé sıté mua ma ki ma rê helal vi; hama ma tersu ver veng nékerdené; xu néné nézonetıne ser. Helvet hona ke ma u waxt dewe de vime, ma hesnene ke ma ra qeyir ‘Tırk’ este, zone ma ra qeyir yi ki zone xo Tırki qesey kené. Çıke maylimé ke amené dewa ma, yi ki Tırk vi; ma, yi di vi; zonıtene sene isoniyé.

 

Hama çı hêf ke mua u piye ma, ma temey kerd vi; ma ra vat vi; ‘Yamu yamu; mektev de nia ju çékü zoné ma qesey mekeré..’. Ma ki vatené, ‘raşt ke heniyo; ma ke qesey bıkeme, na mektevu ra ma erzené tever; nafa ki mua u piyé ma herediné ma ra’. Hem ki ma néwastené şime dewe, dewe de mal gau dıma, bijeku dıma bıfetelime; suxré dewe bıkeme. Thıka ret vi; thıka cısn cısn werd amene diyaene. Ju werd névi; kıncé newey ki déné ma ra; cıl u colé ma nerm vi, pak vi; xeyle ki olvozé ma bi.

 

Mae feqır u zaru; hona doman vime, aqılé ma halve hal néşiyené ser. Ma çı zonené ke nia kené ke; ma, ‘zon u zogané xo ra duri kume, ravurime, Tırk vime’.

 

Serru ra tepia ez ke rasté olvozuné xuyé meketevi amune; yeno mı vir ke ma jumini ra vışiyayvi me, kotvime duri; mı nia da ke werté ma de thowa némendo; démake alaqa ma rew ra, ta na mektevu de jumini ra bıriya! Ma, honde kés jumini sılam kerdené; dıma werté ma de thowa névêrdena ra; ma her ke şivi jumin de bivimé xam. ‘Zerreweşiya Kırmanciye’ ra, pey ra thowa ma re némend vi; to hén zonené ke na zerreweşiye, zerré ma ra je ciğer u pıske jüy qurfna ma ra guréta. Çıke isu ke eve zerreweşiye nı vi; pey ra thova nımanenu. Hama hama benu je merdey; ju lese de ke can u roy çiné bu, a lese çınay ré bena; isu benu merde, merdena nainene ki esta.

 

Dêma ke hukmaté Tırku, na ‘Mektevunê Yatilu’ de ma, desté mısayis ra hén hén berdime raa xu ser. Waxt ra ma, zon u zoganê qom u hometa xo ra vışiyayme, kotvime duri. Helvet roze ame, a roze alaqiyay me xu; hama endi a roze, u waxt ra tepiya her çi vérd vi ra şi vi…

 

Na mesela wendisi ser, eke tae wendoğ u roşberune Désımızu ra ke qal yenu ra, coka ez qe sas névon. Dêma ke nia téde na sevev ra, nu çiyo xerrepiyayo ke amey vi ma ser, seveve xo nuyo, van. Ma nıka ni; waxto ke şime na mektevu, u waxt raa olağa Kırmanciye ra vejiyay me kotvi me duri; waxt ra ki şime raa olağa Tırku ser. Çı héf ke endi, ebe zon u zogane Tırku ra qesey keme, weşiye ebe Tırki fam keme…

 

Nıka xo xo de nia fikirün; heté ra ki bıne lewu ra hüyn! Hama nae vaji ke; serru ra dıma zof héfé mı mı rê, na domané ke şiyé na mektevu, nainu ré, qom u hometa ma ré yenu. Hêfé mı mı ré ki yenu; nu sene tezel u taliyo şia vi, nia maeyvi ma ser. Hetere huyn, heter ki bon mırrozın. Çıke u waxt ma, sa biyene, xo xode vatene; “Nu tali u tezele çı rındo, çı guriyo; ma rınd ke ameyme na mektevuné yatılü..”. Tırki de na hal ser ju çekü esto, cıra vane; “trajikomik”. 

 

Dıma, mı ‘sosyal medya ser (cı ra facebook vané)’ na mektev raste olvozuné biyo. Çı ke mı, yi juve ju sae kerd vi, di vi. Mı ke ni di, nafa ki büné posaman; çıke mı nia da ke ma jumin ra hen ke duri me; endi isoné ju qom u homete nime; isoné xamime. Zerré ma jumini ra névésa; çıke werté ma de né zon u zogané qomé ma bi, né yiman u yitiqate ma bi, né ki zagoné qom u hometa ma ma ré pey de némend vi…

 

Nıka, sayiya to de şinu yi rozu; nia ke şinu yi rozu; bıra Wuşe ame aqılé mı! Wuşe ke u waxt hona hewt u heşt (7-8) serru de vi. Hona hona ke u bervis u jivayise dey, gos u kherikuné mı ra néşiyo; yenu mı vir:

 

Domanê Ma; Yajiya Vacuğe u Puluri (Dêsim).

‘Apoo, mı ca meverde; apoo, mı ca meverde!..’ .

 

Wuşe, eve a domanêniya xu rozé mektev ra rema şi. Hêvetu ra remay vi; doman vi, aqıl nékerdené. Rema şi ke şêru dewa xu, şêru bıresu mua u piye xu. Fıqare Wuşe, nia gınay vi a ra u olağu gınay vi, yi dere u derxuno, gınay vi yi ko u qertisu ke şéru dewa xu, şéru bıresu çé xu. Nıka fıkirun ke Wuşe ma ra baqıl viyo. İsu ke na mesela ser fikirino tüké isoni bené thik; tı hén zona cane ison ré theji sono péde; ‘Çıxaş zoro, na serru de, ju doman ke tek teyna bıgıno na yazı u yavan, ra u olağa xu vind keru!..

 

Coka van; ‘guné ma rew bıalaqiyene ra xu’; dusté na politiqa qefçıle de, dusté na politiqa hukmaté Tırki de (qomé xo ra duri fiştene/asimilasyon) biyamene! Hama hén névi; niye ke jé ma, nia gınay ve deste na politiqa hukmatê Tırki; çı hêf ke nainu, sılxetiye ra zon u zogané xu, yitiqat u yimané xu, ‘kamiya xu’ yinkar kerde; nia kerde vindi şiye..”. (p.36)

*

Yaa; mı ke na mektuva çéna mawa zerrevésayiye nia da wendene, zerré mı zon da; efkér ez guretu. Na hal ju isoni rê, illam ke u isono ke sere na meselu de sarré xu deznenu, xori fam kenu; inu ré yizrave de pilu, je merdena. Ju hukmat ke ju qomi rê na xıravinéni kerde, tı hên zonena ke isonê yi qomi bınge ra, koke ra pér u pia qırr kerde; qe ferqé xu çıko.

yazar, Mustafa Özbey ve eşleri Gülendem xanım.

Çıke nia ke kerd, qom xo ra fişt duri (da asimilasyon dest), endi estena yi qomi, werté qomuné dina ra waxt ra werte ra darina wu sona; bena vindi. Na ki merdena yi qom u hometa… (pelge 35-36 ra)

 

  • Erzincan’dan öteye; bir ‘Kırmanc Alevi’nin yaşam yolculuğu/Heqeta Weşiya Ju Mordemê Kırmanc u Elevi’y”; nustoğ: Mustafa Özbey.

 

  • Tırki ra Zonê Ma-Kırmnacki ser çarnayis & redakde kerdene: Asmên Ercan GürAsma gulane; serra 2018 i.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1.396 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”