“Panj Tani İsmaili” Geleneği’nde “Hz. Muhammed’in Mihracı ve Kırklar Meclisi” tercümesi.

“Pamir İsmailliği”nde “Kırk Kutsal Adam” Geleneği, Hz. Muhammedin Qaf (Kaf) Dağı’nı aşıp zahiri dünyadan batini dünyaya geçişi ile baslar. Kırk Kutsal Adam’ın yaşadığı “kırk kutsal dünya”yı gezen Hz. Muhammed burada, “muhabbet, marifer, tarikat ve hakikat” konusunda bilgilenir.  Hz. Muhammed’in “evrenin şahı” ile karşılaşması ile birlikte yolculuk dramatik bir son bulur…

14625442_10154628487898259_499246692_n

Bu çevirinin yapıldığı yazarın ilgili eseri.

“Panj Tani İsmaili” Geleneği’nde “Hz. Muhammed’in Mihracı ve Kırklar Meclisi” tercümesi:

 

“Pamir Panj Tani geleneğinde ‘kırk’ rakamı ve Hz. Muhammed’in ‘kırklar dünyası’na mihracı”

 

Dünyadaki tüm medeniyetlerde rakamlara kutsallık ile bakılmış. “İbrahimi din”lerde ve bu dinlerin etkin olduğu kültürlerde “kırk” rakamı, hazırlık veya tamamlanmayı belirtir.

Örnegin; Hz İbrahim, “kırk” gün çölde kalır ve bu kırk gün sonra Horeb Dağı’nda bir mağarada Tanrı ona görünür. Şeytan Hz. İsa’yı “kırk” gün boyu çölde sınar. Hz. İsa’ın cesedi mağarada “kırk” saat kaldıktan sonra tekrar dirildiğine inanılır. Budda’nın  aydınlanmaya ulaşmak için Bodhi Ağacı altında “kırk” gün boyunca oturduğuna inanılır.

 

Hz. Muhammed kırk yaşındayken, “kırk” gün boyunca Hira Dağı’ndaki bir mağarada halvete (Farsca; chilla) çekmiş ve bu süre içerisinde kendisine ayetler iner. Peygambersi bir gelenek olan “chilla eziyeti” İslam mistisizstleri için zorunlu bir uygulamadır. İslami mistisizmciler, ruhani bir doluluk yaşamak için “kırk gün boyunca” inzivaya çekilir ve bu sureyi dua ve meditasyon ile geçirirler.

 

“Pamir İsmaili” geleneğinde “kırk” rakamının sembolizmi değişik bağlamlarda uygulanmaktadır. Kırk yaşına basan  insanın beyninin tam kapasite çalıştığına ve en rasyonel kararlar verebildiğine inanılır. Bu bir tür entellektüel seviyeye (sinn-i kamal-i khirad) geliş olarak görülür. Badaksahn piri olarak da bilinen Nasir-i Khusraw, kırk yaşında İsmailizmi seçti. Yerel geleneğe göre Khusraw rüyasında, ‘doğru inancı’ seçmesi için yönlendirildi. Bu inanç, ‘doğru yola davet edilenlerin’  (al-da’wat al-hadiyya) inancıydı.

 

“Pamir İsmaili geleneği”nin diğer çok önemli bir özelliği ise kırk gün boyu çekilen “chilla (çile)” dir. Kırk gün süren “chilla” da kişi nefsini (nafs) yenip Tanrı’nın didarına nail olmayı amaçlar.

“Chilla”ya girecek insanların dini konularda yetkin (ma’rifatlı) olmaları gerekiyor; Tanrı’ya büyük bir sevgi  (muhabbet) beslemeleri gerek. Chilla’nin kışın en sert döneminde (bu döneme de cilla/çılé denilmekte) yapılması ayrıca önemli ve dikkat çekicidir. Keza bu dönemde, çok az bir yiyecek ile ayakta kalınmaya çalışılır. Arayan ile arananın arasına kimsenin girmemesi için (mesela, ‘cinler’ gibi) “chilla/çile” insanlardan uzak dağ mağaralarında yapılır. “Chilla”nın tüm kurallarına uyanların “kırkıncı günde Tanrı’nın vizyonuna didar (nail) olacakları”na inanılır.

 

Ayrıca bu Bu Pamir geleneğinde “kırk” rakamı, takvimi olarak mevsimleri tarif etmek için de kullanılır. Örneğin; kışın kırk günü anlamına gelen “Chilla’yı”, “çılé/zimistan-zumuston”dur ki bu kış mevsiminin en çetin ve sert dönemini tarif eder.

 

“Kış Chilla”sı iki bölümden oluşur: Aralık ayı 21’den, Ocak ayı 30’una kadar, “Büyük Chilla” anlamına gelen “Chilla-yı Kalan” olarak adlandırılır. “Kısa Chilla” anlamına gelen “Chilla-yi Kurd” ise “Büyük Chilla”nın devamı olarak kabul edilen ve 20 gün daha kısa olan zaman dilimi içerir.

 

“Kırk” rakamı, bölgede bir çok ziyaret ve hatta bazı köylerin tümü ile özdeş kullanılır. Özellikle Afganitan Wakhan Vadisi’nde “kırk” rakamı, “Saklı Kırk Kutsal Adamı (Chihil-Tanan)” adlandırmak için kullanılır. Bu “Kırk Kutsal Adam”ın ‘ayak izleri’ (yerel dilde qadamgahları) Dirch, Cgil-Taq ve Vnukut köylerinde ziyaretler olarak karşımıza çıkmaktadır. Vnukut köyündeki ziyaretin ismi, “Kırk Murid” anlamına gelen “Chil-Murid”dir.

 

Désimli dervişler ve pirler burada, Bawa Duzgı Mağarası'nda chille (çile) ye yatarlar-dı.

Désimli dervişler ve pirler de burada, Désim (Nazımiye-Kıl Köyü) Bawa Duzgı Mağarası’nda chille (çile) ye yatarlar-dı.

Pamir İsmailiği’nin  büyük mürşidlerinden “Mubarek Wakhani” ye göre “Kırk Kutsal Adam”, Hz. Muhammed’in sır dolu bir yolculuğa çıktığı, “Kırk Dünya”nın sakinleriydiler.

 

İslami mistik literatür, saklı yaşayan “Kırk Kutsal Adam”dan “Jijal Al-Ghayb” olarak bahseder. Örneğin; Tanrı ile dostluğu ifade etmek için “wali” kelimesini ilk kullanan Al-Hakim Al-Tabrizi (ölumu 912), “Kutsallığın Mührü (Khatm al-Wilayah)” adlı kitabında Allah’ın mekanında, “Dört bin Saklı Kutsal Adam” arasında yaşayan ve “abdal (vekil)” olarak isimlendirdiği bir grubun varlığından bahseder.

 

El-Temizi’nin bu düşüncesi daha sonra Ali Bin Uthman Al-Hujwiri (ölümü, 1072) tarafından daha da açıklığa kavuşturulmuştur. Al-Hujwiri Kahsf Al-Mahjub isimli biri de kitabında, “Kırk Kutsal Adam”ı şöyle tarif eder:

“Üstün (najib) olan bu kutsal adamlar, normal insanların arasında yasarlar ve onların sorunlarını çözerler…”.

 

Bu “Kırk Kutsal Adam”ın yardımını almak için insanların, özel bir meditasyon durumuna girmeleri gerekiyor ve konsantre olmuş bir vaziyette bazı duaları okumaları ve sessiz zikir yapmaları gerekiyor.

 

Büyük sufi otorite Abd Al-Rahman Jami (ölümü, 1492), “Nafahat Al-Uns Min Hadrat Al-Quds” isimli kitabında, “Dört bin Kutsal Adam”ı incelerken Abdalları, kutsal adamlar içindeki ‘6 özel kategori’den birisi olarak sınıflandırıyor. Abd Al-Rahman Jami, altı kategoriyi şöyle isimlendiriyor:

1 tane qutb,  3 tane atqiya,  4 tane awtad, 7 tane abrar, 40 tane abdal, 300 tane akhyar.  Abd Al-Rahaman Jami’ye göre “Kırk Abdal”, normal insanlar içerisinde yaşamaktadırlar ama bunu kimse fark etmemektedir.

 

Orta Asya’da yaşayan Türk ve İrani topluluklar, ister Sunni olsun ister Şhii olsunlar, zor anlarda insanların yardımına koşan “Kırk Kutsal Adam”ın varlığına inanırlar. 20 Yüzyılın başında bölgeyi gezen Rus araştırmacı Andreyev’in tuttuğu notlar, bölgede etnoğrafik olarak “Kırk Kutsal Adam’a yaklasım” konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Bugünkü Tacikistan’ın Mastchah Vadisi’nde  yaşayan insanlara göre “Kırklar”, darda olan herkesin yardımına koşan, “Khidir’in (Hızır/Xızır)” yardımcılarıdır. Tatarların, “Ghayb-Yaran (Kayıp Arkadaşlar)” olarak adlandırdıkları çölde yolunu kaybedenlere yol gösterenlerdir. Kırgızalara göre ise, “Khidir (Hızır/Xızır)” Kırk (qirq shil-tan) adam”dan oluşmaktadır.

 

14627761_10154628479563259_891115776_n“Hz. Muhammed ve Kutsal Harikalar diyarı”

 

Pamir İsmailiği’ndeki “Kırk Kutsal Adam” Geleleneği’nin esin kaynağı Hz. Muhammed’in İkinci Mihrac’ı ve bu Mihraç’ta ziyaret ettiği “Kırk Kutsal Dünya”dır.  Hz. Muhammed’in Kırk Kutsal Dünya’ya çıkış anlatımı, İslam Kozmolojisi’nde dünyayı çevreleyen “Qaf (Kaf)” isimli dağ ile başlar.

Peygamberin bu yolculuğunda “Ali” kendisine eşlik ediyor ve ona güven işareti olarak parmağındaki yüzüğü veriyor. Ali, Muhammed’e yüzüğü verdiğinde kendisine “iyi yolculuklar” diler ve geri dönüşünde yüzüğü Fatma’ya bırakmasını söyler.  Hz. Muhammed’in gittiği ilk dünyada “dört zirve” bulunuyor. Bunlar, “Turfah-Ja’h (keyif yeri), Darvaza-yi Sharh (şehrin kapısı), Bazar (Pazar yeri) ve Dar Al-Salam (Barış dünyası)’dır.

 

Tüm yolculuğu boyunca Ali, kendisi olarak veya başka şekillere (ihtiyar bir adam, Hızır/Xızır, Cebrail) donuna girerek Muhammed’e eşlik ediyor. Hz. Muhammed’in bu yolculuğu aslında, Ali ile birlikte Ali’nin shahi(şah) olduğu dünyaya, yani “Ali’den Ali’yle Ali’ye yaptığı bir yolculuk“tur.

 

Birinci dünyanın ilk zirvesi olan “Turfa-Ja´h” peygambere ruhani dünyanın güzellikleri gösterilir; hoş kokular, sütten oluşan sakin nehirler, altından dağlar vs.

 

Peygamber bundan sonra şehrin kapılarından geçip Pazar yerine gelir ve ilk defa burada başka insanlar ile karşılaşır. Sonradan, “Kırk Kutsal Adam” olduğu anlaşılan bu insanlar, peygamberin tüm yolculuğu boyu karşılaştığı tek insanlardır. Acıkan peygamber, Pazar Yerin’de elini yiyeceğe uzatır ama oradakilerden bir tanesi onun elini tutar ve bu yabancının “kim” olduğunu sorar.

Bu olay ile birlikte peygamber ile Kırk Kutsal Adam arasındaki konuşma da başlamış oluyor. Kırk Kutsal Adam, peygamberi Ali’nin malını  çalmakla sularlar. Peygamber ise, “Ali ile akraba olduğunu” söyler ve böylece kendisini savunmaya çalışır. Peygamberin doğru söyleyip söylemediğini anlamak için, iki taraf Ali’nin mahkemesi olan, “Dar Al-Salam”a giderler.

 

14657686_10154628565773259_1703939130_nMahkemede, “Muhammed’in Ali’nin akrabası olduğu” ve “almaya çalıştığı yiyeceğin ise Ali’nin malı olduğu” teyit edilir. Mahkemede önemli bir şey daha olur:

Kırk Kutsal Adam’ın, “Ali” diye hitap ettiği kişinin yüzü, “Muhmammed’in Miraç’ta gördüğü Allah’ın yüzü”dür. Ali’yi gören Muhammed, heyecan ve mutluluk duyar . Ali’nin  didarına (dara durmaya) nail olan Muhammed’e; “surete  odaklaşmaması ve ma’na bulmak için kırk dünyada yolculuğuna devam etmesi” söylenir.

 

Otuz Dokuzuncu Dünya’da Muhammed, ışık içindeki (ba nur pichida) bir peri (pari) ile konuşur. Peygamber  ışık içindeki peri ile yaptığı sohbetten, Ali’nin Kırk Kutsal Adam’a, “kutsal misyonu bitirmek için 3 bin yıl sonra Allah’ın habercisi olarak  Muhammed isminde bir kişinin geleceğini” söylediğini anlar.

 

Peygamber periye, “dünyanın yaradılışı” hakkında bazı sorular sorar. Peri, “dünyanın yaradılışının (bunyad guzasht) Allah tarafından bin awtad önce baslatıldığını” söyler. Peri, “bir awtad’ın 3 bin qarn ve 1 qarn’ın ise 3 bin yıl ettiğini” anlatır. Peygamber bu bilgi karşısında şok olur ve bayılıp yere yığılır. Gözlerini açtığında, elinde bir kadeh şarap tutan Ali’yi görür. Ali, Muhammed’e, “gördüğü mucizeleri ve duyduğu sırları anlaması için şaraptan içmesini” söyler.

 

İslam Mistisizminde “şarap”; “ruhsal coşku” veren “mistik ruhu sarhoş eden” ve kisinin birey kimliğini terk edip, evrensel kimliğe geçişini sağlayan ve böylece Tanrı’yı görmesini sağlayan bir semboldür. Peygamber, kadehten şarabı içtikten hemen sonra “Allah’ın varlığına tanıklık eder” ve şu itirafta bulunur:

 

14642605_10154628559843259_1623418653_n“Ali, her şeyin başı ve sonudur. Ali, Allah’tır”.

 

Bu itiraf ile birlikte Muhammed’in Kırk Kutsal Dünya’daki yolculuğu da son bulur ve Medine’ye geri döner. Muhammed hemen Fatima/Fatma’nın evine gider. Ali uyumaktadır ve Muhammed Ali’nin kendisine, “Kaf (Qaf) Dağı’nda verdiği yüzüğü Fatma’ya verir.

 

Yazar: Abdulmamad Iloliev

 

Tercüme: Erdal Kıllı erdalkilli@hotmail.com

Editöryal düzenleme: Asmén Ercan Gür

 

Yazar hakkında:

 

Abdulmamad Iloliev, Londra’da bulunan “İsmaili Araştırmalar Enstitüsü” için çalışmaktadır. “Ortadoğu ve İslam Arastırmaları” konusunda doktora titrini (tez), Camebrige Üniverstesi’nden alan Iloliev, adına şimdiye kadar İngilizce ve Tacik dilinde yayınlanmış bir kitap ve birçok bilimsel makale bulunmaktadır.

 

Kaynak:  The Ismaili-Sufi Sage of Pamir: Mubarak-i Wakhani and the Esoteric Tradition of the Pamiri Muslims.

(Visited 699 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1.740 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone