Sarmaşık bitkisi ve Dersimliler – Hüseyin Sevinç

Sarmaşık bitkisi ve Dersimliler

 

Bu ara tabiatı ve insanların dışındaki canlıları, hayvanları, bitkileri gözlemliyorum. Onların yaşamlarını düşünüyorum. Bu düşünme ve gözlemleme sonucunda Dersim ya da Dersimlilerle ilgili tedirgince çağrışımlar hafızama yerleşiveriyor nedense.

 

Demek ki, “Gerçek bilinç tedirgindir; bildiklerini durmadan sorgular” demekle haklıydı Duvignaud. Bendeki tedirginlik de böyle bir şey. Kendimi sorguluyorum, hayvanların, bitkilerin yaşamlarını sorguluyor veya anlamaya çalışıyorum. Ve bu öğrenme ve anlama sürecinde sorgulamanın önemini daha bir fark ediyorum. Bendeki bu durumu sinirlilik ya da sataşma ruh hali ile ilişkilendirmeyin sakın. Yaşamı bir kabullenme üzerine kurmadığımdandır bu durum. Bilinenden kurtulmanın önemine verdiğim değerdendir bendeki bu tedirginlik.

 

Mesela, koca bir ağacın kocaman gövdesine sarılan, uzanarak ağacın ta tepesine çıkan bir sarmaşığa rastlıyorum. Yemyeşil ve parlak yaprakları, gel yumuşaklığıma uzan der gibi bir his ve sevgi bırakıyor insanda. O yanıltıcı masumiyet ve çiçeklerinin aşina güzelliği karşısında o ara hoş bir huzur süzülür içinize. Sonra? Sonra düşüncelerin derinleşir. Bu mübarek ağaç nasıl da böyle yemyeşil ve canlı kalabiliyor diye sorular düşer aklına. Sorular sordukça, sorgulamalar girer dünyana. Bunlara verilecek cevaplar dolaşıverir beyninde… Bir anda içinizi kaplayan o huzur bu kez hüzne ve tedirginliğe bırakır yerini. Çağrışımlar yaparsınız çevrenizde yaşananlarla. Yanı başınızda olanlarla benzerlikler kurarsınız.

 

Nerede ise hergün rastladığın, önünden geçtiğin; sevdiğin, okşayıp sarıldığın ağacın aslında “katil” bir bitki olduğunun farkına varırsın bir anda. Ürperirsin elinde olmadan. Ve başlarsınız bu bitkiye dair hislerini ve bildiklerini yeniden sorgulamaya.

 

Bu sarmaşık gıdasını nereden alıyor. Başkasının besinine konan bir asalak mı yoksa? Görünüşe bakılırsa sevdalısıymış gibi sarılıp, kucakladığı o kocaman ağacın, aslında ölümüne sebebiyet veren bir cani ya da bir katil olduğunu fark ediyor insan. Görünenin yanıltıcı olduğunun bilincine varıyorsun. Ağacı gün be gün kuvvetten düşürdüğü, kuruttuğu gelir aklına. Dışardan yemyeşil ve muhteşem gözüken bu yaratığın aslında son derece bencil ve nankör olduğunu öğreniyorsun. Kendi yaşamı pahasına o koca ağaca nefes aldırmadığını; onu içten içe çürüttüğünü ve kuruttuğunu görüyorsun. Bu hisler ve duygular içinde başlarken sorgulamaya, bu ağacın kendini aslında, sözde aşıkmış gibi sarıldığı  başka bir canlıyı öldürerek var ettiğini fark ediyorsun.

 

Tüm bu düşünme, sorgulama ve farkındalık süreci bir bakarsın daha uzak diyarlara götürdü seni. Mesela Dersim ve orada yaşıananlar gelip katılıverir bu düşünceler kervanına. Dersimlilerin silahlı şiddet gruplarıyla bugün yaşadıkları, Sarmaşık ağacının yaşamı ile son derece benzerlikler taşıdığını fark ediyorsun. Duygular işte. Bakarsın önünde peşpeşe diziliverdiler. Oralı olmadan yapamazsın; duymadım, görmedim diyemezsin ki. Böyle yapmamak kendinden kaçmak olur. Ki bu da insanın ancak kendisini anlamasına, kendisiyle yüzleşmesine götürür insanı.

 

Gel ki kendini aldat. Gel de görünen bu duruma gözlerini kapa; yanıbaşında yaşananları görmezlikten gel!… “Her şey gözlerinin önünde cereyan ediyor ve sen susuyorsun ey insanoğlu” diyen bir ses çınlıyor hissine kapılıyorsunuz o an.

 

Dersim’de yıllardır yaşananlar ve Ovacık’taki son infaz olayı bugüne kadar yapılamayan sorgulamaları yapmayı dayatıyor bizlere. Suskun kalmakla bu suçlara ortak olduğunu anlamalı insanlar.

 

Rıza Örük silahsız, savunmasız bir emekçi idi. Ve silahlı bir gurup tarafından kuytu bir orman çukurunda 25 Eylül 2017 günü insafsızca katledildi. Bu cinayeti işleyenlerin en azından birkaçı da muhtemelen Dersimliydi. Son yıllarda tanık olduğumuz sivil vatandaşlarımızın bu infaz olaylarında Sarmaşık ağacına benzer bir benzerlik yaşanıyor hakikaten. Beslendikleri toprağa ihanet etme, orayı adeta kurutma, bitirme ve nefes aldırtmama!.. Gelinen noktada can çekişen bir Dersim olgusu ile burun burunayız..

 

Artık sarmaşığın muhteşem güzelliğine vurulmaktansa, onun asalakça beslendiği, ağaca yaptığı ihaneti görmenin çok daha önemli olduğunu anlamamız gerekiyor. O koca ağaç nasıl ki kendini sarmaşığa teslim etmekle hayatına son verdiğinin farkında değilse, Dersimliler de  kendini bu “kurtarıcılardan” kurtarma farkındalığını elde etmedikçe geleceklerinin ağaca benzer bir teslimiyetçilik içinde ölümle sonuçlanacağını bilmek ve görmek durumundadırlar.

 

Ekmeğini bölüşen, evini açan; yatağını kendileri ile paylaşan bir toprağın insanlarına kurşun sıkan her kimse kendine gelmeli, yaptığını sorgulamalı; kendisiyle yüzleşmelidır. Bu yapılanın ihanet ve nankörlük olduğunu, başka bir değişle insanlığa karşı suç işlendiklerini; yaptıklarından vaz geçmelerini beklediklerini tüm Dersimliler yüksek ses ve ortak bir duruşla dile getirmek durumundadırlar.

 

Ve bu bilinç farkındalık sonrasında her Dersimli, bir diğer Dersimli’den sorumlu kılmalı kendini…

 

 

Hüseyin Sevinç, 27.09.2017.

 

(Visited 153 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

714 kere okundu

Widgetized Section

Go to Admin » appearance » Widgets » and move a widget into Advertise Widget Zone