Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD üçgeninde, Cemal Kaşıkçı cinayeti*.

Bu cinayet, “işlendiği yer” itibariyle Türkiye’yi bağlıyor ve şayet Türkiye hala bir hukuk devleti ise; ilk elden, zamanında, ciddi bir soruşturma yükümlülüğü altındadır.

Müslüman Kardeşler adlı örgütün bir üyesi olan Kaçıkçı, IŞİD’ın Suriye’de işlediği cinayetleri haklı ve yerinde gören yazılarıyla bilinmektedir. Bu resimde de Afganistan’da ABD destekli Taliban güçleriyle görülmektedir.

Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD üçgeninde, Cemal Kaşıkçı cinayeti*:

 

Suudi Arabistan gibi devletler, bir “hukuk” devleti değildir! Olsaydı zaten, böyle mafya yöntemiyle, başka bir devletin egemenlik ve hükümranlık haklarına kafa tutacak bir biçimde, böyle bir cinayeti bütün dünyanın gözü önünde işlemezdi!..

 

Bu cinayet, “işlendiği yer” itibariyle Türkiye’yi bağlıyor ve şayet Türkiye hala bir hukuk devletiyse; ilk elden, zamanında, ciddi bir soruşturma yükümlülüğü altındadır.

 

Üstelik bu durum, normal uluslararası hukuki şartlarda uluslararası bir krize yol açması gerekirken, her ne hikmetse, böyle bir emare yok.

 

Korkunç olan, BM’ye üye bir “ülke”, dünyanın sözüne baka baka böylesi korkunç bir cinayet işliyor; ve bu cinayetin işlendiği ülke itibariyle, soruşturma açısından birinci derecede sorumlu ülke (Türkiye) olayı basitleştirici ve bu temelde zamana yayarak geçiştirici açıklamalar ile yetiniyor.

 

Öte taraftan tuhaf ve anlaşılmaz olan; Türkiye, bu cinayeti soruşturma konusunda o kadar gönülsüz ki bu iç ve dış kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Durum böyle olunca, gerek ülke içinden muhalefet, gerek, dünyada belli başlı ülkeler tarafından, bu vahim hadisenin biran önce soruşturulması ve açıklığa kavuşturulması için dozu gün be gün artan bir baskıya maruz kalmaktadır.

 

“Üç maymunu oynayan üç ülke”

 

Ancak yaşanan gelişmeler, neredeyse “bir cinayet olabileceği” konusunda şüpheyle yaklaşılan bu olaydan daha da ilginç ve endişe verici. Keza cinayette parmağı olan ve yataklık yapan Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu, olay mahallindeki delilleri yeterince karartıp yok ettikten sonra, dalga geçercesine Konsolosluk odalarındaki gardıroplarının kapaklarını açarak; “aha bakın Kaşıkçı burada yok” diyerek, elini kolunu sallayarak çekip gidiyor!

 

  • Netice de başaktörlerin ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye’den oluşan bu üç ülke, ta başından beri bu vahim olayın üstünün örtme çabası içerisindeler; bu çabalarını da olanca çelişkili açıklamalarla hala da sürdürmektedirler.  

 

“Olayla ilgili, cevaplanması gereken sorular?”

 

1.) Uluslararası boyutu olan böylesi bir olay orta yerde duruyorken,  işlenmiş olduğu muhtemel ve güçlü delil ve ihtimallere dayanan bu cinayeti, taraf olan bu ülkeler haricinde dünyada hangi kurum kovuşturacak ve cezai müeyyide uygulayacak; BM mi, LAHEY mi?

 

2.) Türkiye gibi bir ülkenin içine düşürüldüğü bu uluslararası utançtan, onu kim ve nasıl kurtarcak!

 

3.) Bu adam (Cemal Kaşıkçı), Türkiye yönetiminin desteklediği ve siyasi yakınlık duyduğu Müslüman Kardeşler sempatizanı! Buna rağmen, başta CB. Erdoğan olmak üzere, bu sessizlik neden?

 

4.) Aynı zamanda ABD vatandaşı olan kaşıkçı CİA ajanı mı?

 

5.) ABD, vatandaşına böyle mi sahip çıkıyor? 

 

Şeklinde, bu “vahim” ve “kan dondurucu” olayla ilgili daha birçok soru sorulabilir.

 

  • editör; Çıla.

 

*Kesin olmamakla beraber, “işlenmiş olması muhtemel” bu cinayete dair kuvvetli emareler var!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

65 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”