Remzi Aydın: Tanrı ve Işık İnsanı. (Kızılbaş)

Author cila

has written 40 post in this blog.

—Yavaş gidersen etrafını daha iyi görürsün, olayları daha rahat kavrarsın, kalbinin ritmi bozulmaz, dikkatin dağılmaz, doğru nefes alırsın. O nedenle ruh ve beden aynı hızda hareket etmeli.

—Aç bir insana benziyorum değil mi? Yemeğe saldırınca hem çiğnemeden yuttuğum için lezzetini kaçırıyorum, hem de boğulma riskim var, üstelik midemi de rahatsız edebilir.

—Hım! Bak fotoğrafçı! Yaptım-ettim sözcükleri ancak Kamil insanın ağzında doğru ve gerçektir. Çünkü o Haq ile Haq olmuştur, dolayısı ile eylemi yapan Haq’ın kendisidir.

Bir işin olup olmayacağını sezinlemek, kavramak Tanrı isteği ile ortaya çıkar. O istekte; iç-dış etmenler yüzünden, aşamaların-suretlerin özü gereğidir. Bunlar birleşince, istekte gerçekleşir. İsteğin gerçekleşmesi, eylemin oluşmasını sağlar.  Dilersem-istersem yaparım bu bağlamda yanlış algıdır. Zahirin amacı batın, batının amacı ise zahir olmaktır. Zahir batına dönerek ruhuyla kucaklaşmak ister, batın ise zahire dönerek bedeniyle kucaklaşmak ister, bu kucaklaşma somutlaşmak demektir.  Bunu sağlayan; kendi nedenini içinde taşıyan “saf ışık” temelli istektir. “Saf ışık” tanrı olarak nitelendirildiğine göre; bu istek yasa olarak dışa vuran Tanrısal eğilimdir. Kişinin evrensel yasayı kavrayabilmesi için, Tanrının, neyi ve nasıl düşündüğünü bilmesi gerekir. Işık insanı bunu bilir. İnsan dışındaki tüm canlılar-organizmalar-cansızlar bu kavrayıştan yoksundur. Bu nedenle insan kavrayıp, bildikçe Tanrı da doğru orantıyla kavrayıp bilecektir. Konuşan Tanrı biçimindeki Işık İnsanı, Tanrıya göre her zaman daha bilgedir.

—Tanrı gibi düşünebilen insan! Tanrı ile hemhal olup, hasbıhal edebilme yeteneğine kavuşması demektir, ya da Tanrı’nın kendisiyle bütünleşip, sohbet edebilmesi gerekiyor.

—Fotoğrafçı! Şimdi anladın mı İnsan Tanrının yansıması değildir, aynadaki görüntüsü olamaz.

—Şayet öyle olursa, tanrı kendi bedeninden çıkarak yine kendini her yönüyle görme yeteneğine kavuşamamış demektir. Tanrı kendisiyle ilgili sadece görünen kadar bilgilenir bu da Tanrının kendisine ait diğer yönlerde cahil olması demektir.

Işık İnsanlarının kaynağa yolculuğu... Mananali(Dêsim)

Işık İnsanlarının kaynağa yolculuğu… Mananali(Dêsim)

Oldukça şaşkındım, bu güne dek insanın Haq’ın yansıması olduğunu düşünüyordum, oysa bu yaşlı tam tersini söylüyordu. Daha ben şaşkınlığımı atamadan konuşmasına devam etmeye başladı;

—Fotoğrafçı, Toprağın teni neden sapanla yarılır biliyor musun?

—Toprağı havalandırmak, yumuşatmak ve ekini toprağa gömebilmek için.

—Kısmen evet ama daha önemli sebepleri var. “Kel başa şimşir tarak” sözünü duymuşsundur.

—Evet, değersiz olan bir şeye fazla değer vermek anlamında kullanılır.

—Hım! Toprak sürülmeyince kel kafaya benzer. Sert tabaka ölür, ölü hücrelerle kapanarak kaymak bağlar,  alttaki canlı varlık üste çıkamaz, çünkü üstte sert katman oluşmuştur. Şimşir tarak tıpkı sapan gibidir, deriyi çizerek onu uyandırır. Derideki hücreler uyanır ve uyanmak canlılığın başlangıcı demektir. Çizeceksin, kanatacaksın ki; uyanma gerçekleşsin. Tabi bunu yaparken bir şeye daha dikkat etmelisin, kanattığın, çizdiğin, parçaladığın yerde deriyi mikroplardan korumalısın, cerahat (irin) oluşunu engellemelisin.

—Yani gerçekten kel kafaya şimşir tarak sürersek saç mı çıkar?

—Canlı hücredeki saç ölmez, öyleyse hücreleri sürekli uyanık tutmak gerekir. Toprak da saç gibidir, uyanık olduğu sürece ekini eksik olmaz.

Yaşlı adamın yüzüne bakıyorum, kellik ve toprakla ilgili verdiği bilgi ile nereye dikkat etmemi istiyordu, asıl konu neydi?

—Ölü olan şey hareket edemez, büyüyemez ve süreç içinde dağılır, yok olur. Bu ağaçlar, bitkiler ve hatta kaya için böyledir. Uyumak, ölümün provasıdır, o nedenle sürekli uyanık ol, uyurken bile uyanıklık haline devam et.

—Uyurken nasıl uyanık olacağım? Bedenin dinlenme ihtiyacını nasıl karşılayacağım. Toprak bile aylarca beyaz yorganın altında uyuyup dinlenmiyor mu?

—Karın içindeki kurtları ve gözle gözükmeyen canlıları ne yapacaksın fotoğrafçı? Toprakta yaşamın devamlılığı kesilmiyor, yaşam yerini başka bir yaşama bırakıyor, bu saygı ve doğanın bilinci gereğidir.

—Sert ve ölü toprak, üstünde beyaz yorgan ve altta canlılığın tüm hızıyla devamı! Bir sapan ya da şimşir tarak ile altın-üste gelmesi, ölü hücrenin parçalanarak atılması, canlılığın üste çıkması! Ruh ve beden ilişkisi bu değil mi Piro?

—Devam et fotoğrafçı!

—Tanrısal öz olan ruh, beden denilen ölü tabakanın altında. Şimşir tarak ile bu ölü tabakayı parçalamalı ve ruha inmeliyim, uyandırmalıyım bu beni. Tabakanın altında olan saf akıl, tarla sürer gibi alt üst ediler, o zaman da Tanrısal öz dışa çıkmış olur.

—Hım!

“Hım!” söyleyeceği tek şey bu muydu! Neden kara köpeğimi okşayacak bir söz duymuyordum ki?  İçimden geçenleri harf harf okuduğunu anımsayınca başımı önüme eğdim. Öylece yüzüme baktı, “hepsi bu mu?” dercesine.

—Toplumlar ve kültürler de tıpkı insan bedeni gibidir. Jar u Diyar topraklarında yaşayan Des’i-mu halkının üstündeki ölü toprağı kanatırcasına parçalamadıkça, altında ne olduğunu göremeyeceğiz. Şimşir tarağa ya da sapana ihtiyacımız var.

—Nedir bu sapan ya da şimşir tarak?

—Önce kabuklaşmış ve ölü ya da uyuyan tabakayı tespit etmem gerekiyor?

—Neyi bekliyorsun?

—Düşünüyorum!

—Düşünme, akıl yürütme! Her iki davranış seni yanılgıya götürür. Yanılgılı Bilim denilen o canavarın parmakları arasında darmadağın olmaya izin verme. Hisset ve sezinle, yüreğine sor bu soruyu cevap orada.

—Tamam! Işık Yolu olan Rae Haq ya da Rae Xızıri uyuyan tabaka, bu tabakayı sarmalayan ölüm tabakası ise Zone Xızıri ya da Kırmancıki (zone ma) dediğimiz ana dilimiz. İnancı koruyan ya da inancın saklandığı tabaka burası. Öyleyse öncelikle dili ölüm halinden kurtarmamız gerekecek. Dili parçalayıp uyandırdığımızda, dil içine şifrelenen Rae Xızıri denilen Işık Felsefesini de yüzeye çıkarmış oluruz.

—Söyle bakalım fotoğrafçı! Işık Toplumunu toptan yok etmek isteyen kişi hangi yöntemi kullanır sence?

—Öncelikle inancımızla başlar, çünkü inanç ritüelleri ve duazimamlar (deyişler) bizi geçmişe bağlayan yegane olgu. Fakat Duazimamları yok etmenin yolu dili yok etmekten geçiyor. Dil ile felsefe arasındaki bağı koparırsak her ikisini de yok etmiş sayılırız. Harflerin gücünü, titreşim sayısını, rengini, kokusunu bilmeyen ruhsal rahatsızlığın dışa yansıyan bedensel tarafı tedavi etmeye çalışan dil bilimciler yetiştirerek bu süreci hızlandırmak, dili ruhundan arındırarak maddeleştirmek bu ölümü gerçekleştirir.

—Bize dostmuş gibi gözüken kuklalar, bizim bu iki yanımızı kullanarak bize sokulurlar ve içimizden biriymiş gibi ilk önce bu dokuyu yok ederler.

—Peki Piro, şimşir tarak ya da sapan nedir?

—Çift taraflı olan şimşir tarağın bir tarafı kadın bir tarafı erkektir ve her diş toplumda bir bireydir. Kendi özüne yolculuk yapan her Işık İnsanı, ölü hücreyi parçalayacak dişlidir.

—Toplumu kavramak ve bilmek doğru teşhis için en önemli özellik galiba!

—Kavrama ve bilmenin sınırı yoktur. O nedenle Tanrı bu Dünya’nın hep cahilidir, insanın kavrayıp bildiği her şeyde tanrı bir parça daha cehaletten kurtulur. O nedenle Işık Felsefesi gerçek bilime, bilgiye, güneşe asla sırtını dönmez, dünün yanılgılı bilgileri ile nehir kenarında kumdan kaleler yaparak içine sığınmaz. Ortodoks inançlarla arasındaki en büyük fark budur. Her çağ kendi bilgisi ve kavrayışı ile hücresini yeniler ve uykudan uyanır. Uyuyan halkı isteyen egemen güçler, halkın ölü tabaka halinde yaşaması için Dini sürekli kullanır ve bu dogmatik bilgiler binlerce yıl öncesinin gerçeği ama bu günün yalanıdır.

Kou Maran dağının patika yoluna girmiştik. Kafamı kaldırıp o muhteşem dağa baktım ve hikâyesini düşündüm. Buraya ilk geldiğimde Piro’ya sormuştum;”neden buraya Kou Maran derler?” “Sae Maran” (yılan elması) sözcüğünü ilk kez o zaman duymuştum.  Bazıları buraya Sa-Maran (şahmaran) dağı der, yılanların şahı burada yaşarmış. Bazılarına göre ise Maran halkı burada yaşarmış, Desimu halkının atası sayılan bu halk yer altı şehrinde hala hayattaymış. O zamanlar bana çok ilginç ama olağanüstü bir masal olarak gelen bu bilgiler artık öyle değildi. Elma’nın artık yediğimiz elma olmadığını biliyordum, yılan ise bildiğimiz sürünen canlı değildi. Havva’nın yediği aden elması ve havayı kandıran yılan, cennetten kovulan adem hepsi çok farklı şeylerdi ve bu felsefede her batın zahiri ile kucaklaşabiliyor, bütünleşebiliyor ve bu birliktelikten saf bilgi doğuyordu. Kitabı Natık, iki bacılıklar, insan vücudundaki uyuyan yılan ve elma, bunlara oldukça uzaktım, hele bu topraklarda bunların karşılık bulabileceğini ya da membaasının burası olduğunu düşünmek çok zordu. Üstüne üstlük ışık insanının Havva ve Adem soyundan gelmediğini öğrendiğimde, Habil ile Kabil gibi neden düşünemediğimi anlamıştım. Ve sonrası; Hamuş!

Evren denilen kubbeyi ayakta tutan direktir... Onlar yok olduğunda evren de yok olacaktır.

Evren denilen kubbeyi ayakta tutan direktir… Onlar yok olduğunda evren de yok olacaktır.

Piro-Işık insanı Romanından alıntıdır-Remzi Aydın

The following two tabs change content below.

Latest posts by cila (see all)

2 Yanıtlar Remzi Aydın: Tanrı ve Işık İnsanı. (Kızılbaş)

  1. Sevda Suner 23/06/2015 de 13:15

    Kürtlerin bağımsız devlet kurma hakkı!

    Türkiye, Iran, Irak ve Suriye’nin demokratikleştirilmesi adına, “TC,Ïran, Suriye ve Irak’ın birliği içerisinde, demokrasi içinde yaşama” projelerine inanan kalmadı ve bu teori şimdi hayat tarafından tamamıyla çürütüldü. Bu yeni değil, bu devletler, I. dünya savaşından beri zaten bu yalanlarla Kürtleri kandırdılar! Bu saaten sonra, bu türden hayat dışı söylem ve taktiklerle zaman geçirmenin kimseye faydası yoktur.

    Kürt soykırımlarının ve katliamlarının, Kürtlerin devletsizliği yüzünden gerçekleştiğini ve bu soykırım ve katliamların sorumlularının da demokratikleştirme adına Kürtleri yok etmeye çalıştıkları gerçeği, bu 4 devletin doğaları gereği Kürtleri ezmek zorunda olduğunu ne yazık ki bütün Kürtler yaşamış oldu. Eski durumu korumaya çalışmak, Kürt düşmanlarının seçtiği yoldur!

    Suriye,Irak ve Türkiye’de Kürt, Alevi, Hir,stiyan, Şii ve Sünni toplulukları zorla bir arada tutmayı amaçlayan bu yapay sınırları korumak, Kürtlere ne kazandıracaktır? Irak ve Suriye zaten şu an fiilen yokturlar. Resmi anlamda bölünmeleri ise an meselesidir. Bu Kürt düşmanı çitleri savunmanın, Kürtlerin kendileri dışında bütün düşmanlara yaradığı her zamankinden daha netçe ortadadır…

    Kürtlerin, Irak’la, Suriye ve Türkiye ile demokratik birliği gibi bir hayali savunmak tarihsel gerçekliklerden tamamen bihaber olmaktır. Bu, Türk Arap kültürünü, Türk Arap İslam sentezini tanımamak demektir. Arap ve Türkler hala, Kürtleri yok etme hayalindeler: Türkiye’de, devlet eliyle yürütülen Sünni Türk nüfusunun artırılmasına yönelik çeşitli söylemler, teşvikler ile Osmanlıcanın okullarda zorunlu ders yapılmasındaki çalışmalar varken, Arap ve Türkleri, isviçrelilerle karıştırmamak gerekir! Müslüman milletler böylesine bir demokrasiye asla izin vermezler. Herkesin kendi tabii sınırlarını çizmekle uğraştığı bu şartlarda, hala bu devletlerin Kürtler açısından meşruluğu ve birliğinden bahsetmek saçmalıktır.

    Orta Doğu’daki vahşetten kurtulmanın yolu şu anda mümkün olmayan “devletsizlik” gibi ütopyaların peşinde koşmak değildir. Kendi güvenli ve bağımsız devletini kurmaktır. Kürtlerin ve Kürdistan’ın diğer bütün halklarının can güvenliğinin ve özgürlüğünün tek garantisi budur.
    Türkiye’nin ve iran’ın temel hedefi mümkün olduğunca eski Irak-Suriye statükosunun korunması, Kürtlerin varlıksız durumunun devam etmesine yöneliktir. Kürtlerin ise karşı olması gereken, kendi devletlerine sahibi olma fikri değildir; Irak, Türkiye, Suriye, İran gibi katliamcı, baskıcı devletlerin varlığı olmalıdır.
    Sınırları, 2 Albay tarafından çizilmiş ve 100 yılldır zorla bir arada tutulmaya çalışılan bir ülkeler için yapılacak en akıllıca şey, bu ülkelerde yaşayan halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duymaktır.

    Yapay sınırlara ve bu yapay sınırların üzerine kurulan, hayatı kendi halkları için cehenneme çeviren Kürt düşmanı devletlere hayır! Fakat demokrasiyi yeşertmeye çalışan, Kürdistan gibi çoğulcu, özgürlükçü yönetimlere evet! Kürdistan’da kurulacak bir devlet ister federe, ister bağımsız olsun, orada yaşayan tüm halkları, yani tüm Kürdistan halklarını temsil edeceğine göre, ortadoğu için, Kürdistan’da yaşayan tüm halkların enternasyonal birliği için en iyi çözümdür.

    Sevda Suner. Haziran 2015
    Lyon-France

    Cevapla
  2. KIZILBASLARIN SESI 05/06/2014 de 23:14

    Yüz cicek acsin Bin fikir yarissin deriz.

    TEK GERCEK VAR BIZ ALEVIYIZ !

    ALEVILER ÖZGÜRLÜK ESITLIK ICIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLENMELI !

    Alevi`lerin tek Yolu ve bir tek Kapi`si vardir. Baslangic da olsa Bayrak acmak kendisi icin uluslararasi örgütlenmek ve kurumlasmaktir !

    Tarih ispatlidir ki; Alevi`ler kendi toplumunu ayri bir millet gören kendine özgü halk inanclari (Raa-haq,Bektasi vs) olan,Anadolu cografyasinda karsitlarini soy`dan gelen irkci zalim`ler gören.Alevi Paradigmasi Yezit mantik „Güruh-u be-haqe“ karsi dik duran hakikatcilik olarak kervanlasmis devri mirastir.

    Alevi`lik,Semanizim`dir,Zerdüslük`tür,Mezdekcilik`tir,Manicilik`tir,Islam`dir,Hurufi`lik,Sii`lik,Ismaili`liktir,Ehl-i hak`tir denildi. Yazanlarin cogu pisman olduysa da her hastaligin ilaci farkli etki yapti.Alevi halkin hak esitligi var olma hakki degil ama Alevi`lik adlandirilan asimilasyon tasavvufu,inkarci zihniyetlerin hem inanc özgenligimize hem`de Alevi milletine karsi stratejik komplo teorisi olarak kullanildi.
    Sihirli bir sözcük olarak Alevi`lik asimilasyon formatlamadir. yani Alevi`ler veya Alevi halki denilmek istenmez.Tespit ve yorumlarda „bir kültür „bir felsefe anlayisi „islamin ici ya da disi“Insan sevgisi“kültürel grup“ yok Mezhep`tir,Caferi tarikatidir,Ehlibeyt`tir vs. kirli statiko siyaseti yapiliyor. Türk ittiati tarrakicilerin medotlari, Alevi`lik kürt`lügün bir tür zenginligi`dir denilerek kadar afarozca infazci hafiza siyaseti ile gercekler carpitiliyor. Dostlar yok öyle bir sey.

    Sonucta islam Semsiyesi altinda birligi vaaz edenler de var.Demokratik islam safsatasi da var. Türk Devleti ile birlikte ayni Pay`a paylasanlarin Alevileri inkari kücümsenemez.
    72 Milleti bir gözle görme,Alevi`leri dünya`ya kimlik`siz sunmak icin`dir.“ Her milleti bir Nazar´da esit görüyorsunuz“ cifte standartli siyasi taktiktir. Alevi`lere„yanlis dümedigi`dir. Günümüz`de Anadolu`da faliyet sürdüren Devleti eline gecirmek isteyen tüm ulusal vede sinifsal örgütlenmelerin Programlarin`da Alevi`ler yoktur. Alevi kimligi vatandaslarimiz,yurttaslarimiz kavramlarinda linc edilmeye özen gösteriliyor.Parti programlarinda halk,millet kabul görmiyorsak yasadisi olmamizin kabulü özenlendiriliyor.
    Stratejik Arastirmalar Enstitüsünün 2009 Alevi raporlarinda Türkiyede Alevi`nin hakki birey olarak önü acik tutulmasi önerilirken. Evrensel sartlarda Aleviler topluluk olarak uluslararasi gündemlestirilirse Türkiye Cumhuriyeti devletini bilinemiyecek cikmazlara zorlar diyerek raporlamistir.

    Nerde Demokratik örgütler ? Soruyoruz nerde demokrasi ? Alevilerin millet,özgün din,kültürel özerklik,Demokratik temsilcilik,esit hukuk,kendi kaderini kendi tain hakki yoktur.Neden solcuyum,hzalkciyim,devrimciyim diyenler dahil hic bir Evrensel hak Alevi halki icin programlarinda yok.Sinif ve inanc ve ulusalcilik,idolojik siyasette inkarcilik Alevi`ler icin 4 x 4 uygulaniyor.
    Islam icine sokma ugrasilari icin Cami-Cemevi Projeleri gibi yapilan devletci yalaka yeminler tas gibi. Alevi sorunu sadece inanc maksat`li degildir. Alevi meselesi sadece Inanc denilirse bilinsin ki; Dersim,Kocgiri Kizilbas soykirimlari sakli kaliyor,Madimak,Metris,Gezi direniste topraga düsen Genclerimizin isikli ruhlarin yüceligi sakli kaliyor.Gazi,Maras,Corum,Malatya katliamlari.soykirimlarinin hakki sakli kaliyor.Munzur suyu`nun kizilligi ,Evliyalar´in Cig`ligi,Süngü`lenen Bebek`lerin hak`ki ve direne direnedüsen kizilbaslarin hakki sakli kaliyor. Alevist olamazsak birlik`ten ve dirlik`ten uzaklasirsak Bozatli Hizir´ín hakki`da sakli kaliyor.
    Alevi`ler Evrensel haklar icin,Avrupa Birligi azinlik haklari sözlesmeleri,Avrupa insan haklari ,Birlesmis milletler uluslararsi halklar hukuku cevresinde var olma hakkini,Demokrasi hakkini Referanduma sunmasina kadar gündeme otutturmak zorunda.
    Devlet-i Osmani Ali-ye TC Devleti oldu. Osmanli sürecinde Kizilbas denilen millete cagimizda Alevi milleti deniliyor.Iste „Marao „(biz`den) olgusuda tam da bura da hakikata dikkat cekiyor. „Marao „demek milletimiz`den anlaminda`dir yani „Kevme ma,“Sare ma „demek de „Alevi halk“demek oluyor.

    Uluslararsi Evrensel haklar cercevesinde Topluluk.ulus,gruplarin dil.kültür,etnik köken ve Birilerine esitlendirilmeyen ayricaliklar var olma haklari ve kendilerini temsil halklari var.Idolojinin ulus tanimi tarihin ve bilimin gerisinde kaldi.

    Hüseyin Aygün SKYTÜRK360 Programinda „Aleviler ulustur„Büyüklerimiz biz ne Türk`üz ne Kürd`üz Alevi`yiz dediler „demis bu tartismasiz bir gercekciliktir.

    Yavuz Selim`in Bitlis-i idrisi`nin dinbaz,kindar mirasi Derebey`ligin ilhak ahlakini musru görmek AKP`ya yaranmaktir.
    Dersim,Kocgiri,Maras Kizilbas (Alevi)soykirimlari Corum, Malatya,Madimak,Gazi,Gezi kizilbas direnen gencligimizin haykirisi unutturulamaz.Kindarciligin ve Erdoganin katliamlari,zindanlar,daragaclari,kursunlar faili mechul ve tek tarafli zulüm,inkar,ilhak bize cok sey ögretmesi gerekiyor.
    Gercekci olmasi gereken Aydin halk önderlerinin görevi Alevi`ligi örgütlemek degil,Alevi`leri örgütlemektir.Kizilbas Ruhi sekillenmelerimize,konusabildigimiz tüm dillere,geleneksel kültürümüze,mülki cografyamiza sahip cikmadan tarihimize,mirasimiza,kendimize, toplumumuza sahip cikamayiz.
    Kizilbas halkin tarihi carpitilarak yazildi.Padisah Fermanlari,Emirnameleri,Seyhülislam Hutbeleri,Kadilarin Fetvalari,Genelkurmay ,Pullu,yildizli inzibat,jandarma komutanlarin,Postallarin okutturulan ihaneti tarih degildir.Dersim tarihi diye bile ordunun Avcilarin tarihi yazildi.Asker Baytari överek devrimcilik adina ulusal tespitler,kanitlar basliklariyla okutturanlari unutmamaliyiz .Seyit Riza adina sahtekarca yazilmis Mektuplari hatirlayin.karerli Mehmet efendinin kitabi belgeli sahitligi ayrica (Ayse Hür 11.2013 Radikal`da Belgelerle yazdi) Halkimizin hafizasindaki tarih ile türk islam sentezcilerinin yazdiklari tarihin birbiriyle uyusmadigi gün gectikce acikliga cikarken.Halk hafizasindaki tarihimizi kaleme döktükce teoriler,teorisyenler,koplocular,revizyonist,kindar milliyetcilerin fikirleri kasiniyor uykulari kaciyor.

    Biz Alevi`ler bir millet olarak ayri bir halk olarak cogunluklara karsi azinlik olarak
    Bizi tanimayan hic bir halki hic bir idolojiyi hic bir siyasi örgütü tek tarafli destekleme mecburiyetimiz olmamalidir.Alevi`lerin örgütlenmelerini tahamül edemiyen farkli ulusal,sovenist,milliyetci her türden Renk`e ve Don`a giren güclere sir vermemeli el uzatmamaliyiz. Islam Bayragi Semsiyesi gibi hasta mantik Pir Sultanci Ruh`a , Yunus felsefesi´ne „Be Haq`tir“ ve anti Desimi`dir,anti Munzur`idir, anti Duzgi`dir.
    Dersim ne Kürdistan ne de Türk cografyasi`dir.Alevi milleti olarak variz taninmiyoruz,Ayni felsefeyi tasiyan Kizilbas halk inanclarimiz Sercesmesi,Celebileri ile Bektasilik,Talip,Reyber,Pir,Mürsidi ile Ocakzadelik var taninmiyor. Birden fazla dil konusabilirken bir yanimiz yüzyillar yasakli.Edebiyatimiz cok asirlik revize mahkumiyetiyle cekistiriliyor. Kültürümüz yasadisi ilan edilmis.Mülki Cografyamiz memleket“Welat“ isgal edilmis.Yerlesim alanlarimiz insansizlastirmak icin terör merkezlerine cevrilmis.Dogasi degerleri yagma altinda sulari cevrilmis daglari Mayin`lanmis. Uluslararasi tüm halklara gecen yasal cercevenin biz Alevi halk olarak disindayiz.Azinlik hakkimizi vede var olma hakkimiz`i kullanamiyan halkiz. Hangi Anayasa, Babayasa varsa bizi disinda olmamizi isteyenlerin siyaset oyunlarina sunulmus.Idolojilerin,Demogojilerin uydusu olmaktan cikmak gerekiyor.

    Alevi milleti ( Kizilbaslar) hic bir zaman zor ve siddet kullanarak toplum adina örgüt olarak komsu halklara karsi intikam kini gütmemistir. Nefsi Müdafaya gectigi süreclerde Akli-selim bariscil olmayi yeglemistir. Alevi`ler Evrensel Platformlara`da saygili ve Baris`tan yanadir.Hem birlesmis milletlerin azinliklarin esitlik haklari,hem Avrupa Konseyinin Helsinki sözlesmesi azinliklara kader tayin hakki,Azinlik topluluklarin var olma hakki bizimde hakkimizdir. Aleviler bütün halklar ve kendisi icin esit demokrasi ve özgürlük hakkinitaninmasina özverili davranir. Alevi halki bilmelidir ki; var olmasini inkar eden bilinc bulandiran siyasi amac lari dogrultusunda Komplo Teori ve Eylemler`le kindarlik yapanlar bizzat halklarin kardesliginin ve Devrimci fikir karsitlaridir.

    Son Parlemento secim sürecinde Adiyaman`da Sirri Süreyya Önder`e bir Alevi Dedesi`nin söyledigi gibi “Siz bizden ne istiyorsunuz bosuna ugrasiyorsunuz „Biz bir Alevi`nin Basbakan olmasini istiyoruz bosuna zaman harcamayin bir tek oy bile yok ” gidin dedigini ve kovulduklari`nin itiraflarini TV10 da acik acik söyledi kendisi eski bir Nur`cu olduguda itiraf etti.

    Unutulmaz tarih hatiratirasi iki örnek durusu yorum yapmadan sunuyoruz;
    Birinci örnek;1900 larin basinda “Dersim`in ikrarından, imanın`dan ve adet töresinden vaz gecmeyin“diyerek vasiyet eden Kocusagi İdare Ibrahim`e baris ricasinda ayaklarina kadar gidilmesini dilenen devlete mesaji “Tamam teslim olacağım, şartım şudur, önce Pir Baba`mın (Pir ile Atalari`nin) Mezarları´nı ziyaret edip kendilerinden Helal´lik isterim „demistir.
    Kocusagi Idare ibrahim iki yil Amed zindaninda Kadi`larin Huku`kuna itiraz eder. Kizilbas durusunu destanlastirir.102 yil hapis cezasi alir, Yine de Amed Zindani Kale Surlarin`dan atliyarak Welat Jaru-Dijar`a gelir Heyderan büyükleri Davul Zurna ile karsilarlar. Devletle savasa devam eder teklif edilen Dersim Mebusluğu`nu”Ora`da hala Osman`lının kokusunu sezinliyorum ben Osman`lının Ceşme`sin den su icmem“diyerek red eder. Bu tavrıyla Seyit Rıza`nın da Mebusluğu kabul etmemesine vesile olur.

    Ikinci örnek; Kürt Serefhan`nin Serefname`sinden aktaralim;
    „Idris-i Bitlisi Yavuz Sultan Selime rapor sunarak şöyle dedi: ‘Bura`da öznel birlikten fazla çokluk vardır. Herkes ‘yalnız ben olayım, benden başkası olmasın’ diyor. Ve kimse kimseye itaat etmiyor. Yüce amaç Kızılbaşlar topluluğu parçalamaya ve birliğini darmadağın etmeye yol açacak tedbirleri almak olduğuna göre; Sultan`lık Sarayı’nın adamlarından, bütün Kürt Beyleri`nin itaat edecekleri, boyun eğecekleri birinin tayin edilmesi daha iyi olur; böylece bu iş en hızlı ve en iyi şekilde tamamlanır.”Şerefhan, a.g.e, s. 481

    Kizilbas Aday`lar olmasa Kürdistan Seriyat`in kalesi.
    Maasli bin “Kürt Melle`” icin Altan Tan DTP lilere mevlüt okutuyor. Kürdistan`da her taraf “Allah,allah”üc vakit bes vakit Vahi`ler ucuyor bir ucu Urfa,bir ucu Amed Ulemalar hicte azalmiyor.
    Dersim`li kizilbas siyaset kürtcüleri, Türk`cü solcular dogmatikt kul´luk siyasetcileridir.Alevi kimligini tanimak Paradigma`yi kavramaktir.Her ne kadar sonuna kadar, oportonist kararlarda inat´ta etseler „ben Alevi degilim „sözünü kullanmazlar. Tehsiren Kizilbas`ca „Ekrad.i Be ittikat`in “ ne anlam tasidigini bildikleri halde, En sevecen ve mesru hakka düskün olmak istemezler.Ahlaki miras kimliginden vaz gecmemeleri`de yüreklerinin yetmemezligidir.

    BDP-HDP nin Dersim`li Kizilbaslar icin siyasi asimilasyon ulusal inkar ve Mülki cografyasin`da mesru ilhak ve koltuklara yapistirdigi bir kac Gazeteci,güneyli iltica siyasetcilerden olusuyor.Böl yönet propaganda komitelerin`den. Figüran Kul`lar`dan baska Dersim Kizilbasligi icin sundugu bir sey yoktur. HDP dedikleri Türkcü`lük Donun`da bati Anadolu Yeni Projesi.Kürtcü Halil Ibrahim Baranin demesine göre Halklarin kallesligi partisi.HDP Hem idolojik maksatli hem demogojisi icin hem solcu geleneksel siyaset kafatasciligi icin kücük capli oyun .Nerde Alevi`adaylar kazanma sansi yüksekse onlar orda özgür ordulasiyor.

    Türkcü`lük esittir kürkcü`lük,solcu`luk esittir orta yolcu`luk,sonuc Anti kapitalist müslümanlarida eklersek islam kardesligi ,Komplo Potansiyel Minafik bulma projesinden öte bir sey degildir.
    Ulusal olsun Uluslararasi olsun devlet kurulurken demokratik kurallardan biri Referandum`dur,Alevi`ler Devletlesmemis`tir fakat Türkler´in devleti Kizilbas`in ve Dersimli`nin gönlünde mesru yer bulamamistir.Kürt`lerin Devletinin`de Dersim mülki cografyasinda da mesru`tiyeti yoktur.

    Haritalar bugün kü; sartlar da Evrensel bir kac Emperyalist öncü güclerin cikarlari geregi ve bir kac özellik Haritalar bugün kü; sartlar da Evrensel bir kac Emperyalist öncü güclerin cikarlari geregi ve bir kac özellik ve kosullara Diplomasi sözlesmeleri cercevesinde baglantili ve kaliciligina önem vererek belirlenir. Bu yapilirken burjuva Reformlari projeleri baglamin da her ülke ve halk´in özgenligi ve taleplerine göre bicimlendiri`lir. Federal devlet ,Kanton Devletleri ,Cok uluslu Devletler,Federasyon Devletleri ,Kademeli Makam`li alt devlet yapilarini cesitliligi`de dahil Model coktur.Burda sadece Diaspora yasayan halklarin toprak bagimtisiz ulus Devletler örgütlenmeleri`nin oldugunu`da hatirlatmakta fayda vardir. Mesele Devlet ve Alevi`ler olunca her sarti her sekli incelemek hakkimizdir.Kürt`ler islamist`ler olarak Seriyati sever,Müslümanligi iman olarak benimser.Kürtler islam Semsiyesi´ni kendisinin siyaseti oldugunu acikca dile getirir. Laikligi tartisir, Kemalizmi hem sever hem döverler.

    Kizilbas halkin 15.yüzyil ortalarinda Anadolu cografyasinada cogunlugunu temsil ettigini yazan tarihciler var.Bu halkin Antalya Elmalida,Aksehirde,Otlukbeyinde ,Amasya Kalesinde, Sivas Banazda,Yildiz Daginda,Toroslarda,Binboga`larda,Gavur Dag`inda,Kalan Deresin`den,Cukurova`ya kadar yasam tarihi olmustur. Yer gök sahittir ki; Dadaloglu,Yunus Emre`yi,Kizil irmagimizi,Firati.Muradi,Karliovayi,Askaleyi, Elbistan,Pazarcik`i,Arguvan`i,Varto,Hinis`i,Dersimin Daglarin`dan ArdahanaKonya ovalarina kadar,Aydin,Amasya,Kirsehir,Erzurum,Antep,Elazig hatta Aksehir,Karamanda izleri yazili.

    Söz hak sa hak`tir.KulHimmeti,Yozgati,Erzincan´i,Corum`u,Tokat`i,Kars`i,Celalli`leri,Abdal`lari,Kalenderi`leri,“Aslim Horasanin Hoy`u dikecegim Bayrak Tokatin Kazovasi „diyen Pir Sultan`i unutulur mu ?“ Seriyat Cinayettir „diyen Yunus Emre unutulur mu ?
    Abdal Musalar,Khal Mem ve Khal Ferati,Mansuru,Munzuru,Bave Düzgini birbirinden ayirmaz.direnenlerimiz.dövüsenlerimiz,düsenlerimiz ölümsüzlesenlerimiz bizimdir. Seyd Usen,Seyd Riza da.Cevahir Hüseyin´imiz,Kaypakkayalarimiz ,Ali Haydarimiz da bizimdir .Türk yazmanlarca“ Zazaca“ söylenen Halkimizin bölgesel olarak birden fazla dil konusurken“Zone ma“ Zone Hizir“So-be“Dimli“lolki“ vs söylenmesinden bu toplumun tarihine cizgi cekip Dil esittir ulus diyerek meydani bos bulan „Zaza ulusu“diyenler bile cikti.
    Hirsiz iktidardan alinmazsa 10 yili gecmez Türkiye cografyasini okurken incelerken Halife`lerin,Seyh`lerin,Mollalarin hatta Sure ve Ayet´lerin isimleriyle bir islam sistem kurumlasiyor.Bu sürec Tuz´lu Tuz´suz,Seker`li,Serbetli ,Aci`li,Namaz ve Kindar`ca,Ezan´la,Vaaz`la devam ediyor.Diyarbakir Hamas´in kalesi olsun istemeyiz.kutlu dogum haftalari inim inim inletiyor Ahmedi.Ünlü DTP li Altan Tan Mollaliga soyunuyor .Urfa`da bilmem kac Asiret Devleti cikar bilinmez.Serif .Seyit kac Ibrahim Peygamber,kac Abbasi,kaci Emevi Emiri cikar cikmaz bilinmez.

    Aslanlar tarihi yazmadikca Avci´lar`in yazdiklari hikayelerle övüne dururlar. Yol Haritamiz Avlanmis`ligimizi,yaralarimizi sararak tarihin düzlügüne cikarip diklenecek marifetimizin önünü acmaliyiz.
    Ezberin bozulmasi mutlaktir.Türk Alevi`si Kürt Alevi`si ve Arap Alevi`si de var`dir demek inandirici olmadigini tüm halkimiz er veya gec kavriyacaktir.

    Alevi`lerin tek yolu ve kurtulus hedefi Uluslararasi örgütlenmek, kendi gücüyle kendince Devlet olmak icin Proje gelistirmektir.
    Cözümsüzlük Kizilbas`a mülksüz´lük, Dersim`e tahammülsüz´lük statikocu inkardir.

    Halkimiz halklarin kardesligini karsilikli saygi demokrasi cercevesinde özgürlük icin savunur.

    Halkimiz Revizyonist,oportonist,milliyetci,bölücü,inkarci.ilhakci oyunlara gelmez.

    Bizden baska biz yok diyebilecek Kizilbaslar omuz omuza !
    Aleviler özgür Aleviler var olmalidir !

    YASASIN ALEVI HALKIN ÖZGÜR ÖRGÜTLENMELERi

    Kizilbaslarin Sesi

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

4.184 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”