Vank’ın Çocukları: “Dêsim 1938’in Gül Yüzlü Çocukları”nın* çığlıkları dile geldi.

Geçmişin izinde kaybolmaya yüz tutmuş duyulmayan, bizden kaçırılan duyulması istenmeyen o çığlıklar, kendilerini ancak yıllar sonra Gündoğan’ların büyük ve özverili çalışmalarıyla duyurabildiler: Tarihin acılı ve hüzün dolu yaprakları arasında unutulmaya yüz tutmuş “Dêsim 1938’in Gül Yüzlü Çocukları”*nın çığlıklarıdır bunlar. Ve 1938’i hafızasına kazıyarak onu vakur bir şekilde, yıllarca yazılmış fakat Dêsim’de bir dağ başında bir taş (qurç) yığınının altına saklanmış, unutulmuş bir “mektup” gibi, “bir iki tutam saç” gibi günümüzde bizimle buluşturan bu anlatımlar, bu dile gelmeler… Sultan Demir niajni (teyze), Give/Kühet (Emine) niajni, Aslıhan Kiremitçiyan (Fatma Yavuz) niajni başta olmak üzere, yüreklerini ve anılarını bizlere bırakıp ölümsüzleştiler. Bu dünyadan bedenen ayrılan tüm bu çocuklar, bu insan-ı kâmillerimiz bu emek dolu çalışmayla artık yüreğimizdeki ebedi yerini aldılar; toprağı bol, ışıklar içinde olsunlar! (çılagazete, editör)

Yönetmen, Nezahat Gündoğan.

Yönetmen, Nezahat Gündoğan.

Bir “Miraz Film” yapımı olan Nezahat ve Kazım Gündoğan imzalı “Vank’ın Çocukları”  adlı ve daha önce “Keşis’in Torunları” olarak kitaplaştırılan çalışmayı kaynak alan belgesel türdeki bu çalışma; 1938 Dersim katliamından kurtulan ve her biri bir yere savrulan, farklı kültür ve inançlara dahil aynı sülaleden (kırk kaşık) Dêsimli Ermenilerin izini süren bu belgesel film, evlatlık verildiği ailede ismi Fatma Yavuz, etnik kimliği ve inancı ise Türk ve Sünni ‘yapılan’ Aslıhan Kiremitçiyan’ın hikayesine odaklanıyor. Yönetmen Gündoğan bu yepyeni filminin ilk gösterimini festival kapsamında yapacak ve filmin ardından seyircileriyle söyleşecek. Nezahat Gündoğan daha önce de “Dersim’in Kayıp Kızları” filmiyle festivale konuk olmuştu….” (Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri festivali, Kızlırmak Sineması, 5 Mayıs 2016)
***
Ankara “Uluslararası Kadın Filmleri Festivali”nde sevgili Nezahat ve Kazım Gündoğanlar’ın öyküleri ve kahramanlarını “Keşisin Torunları” adıyla daha önce kitaplaştırılıp yayımlanan “sözlü tarih çalışması”ndan aldıkları “Vank’ın Çocukları” adlı belgeseli seyretmeye davetli gitmiştim.

***

Kâzım-Gündoğan-Keşişin-TorunlarıDersimli-ErmenilerDêsim’in Halwori Köyü Vank’ı Klisesi Keşisi’nin torunlarını konu alan, başlarına yörede yaşayan Alevi komşularıyla 1938’de gelen “Tertele/Soykırım” ve akabinde bir şekilde kurtulan bu çocukların ve torunlarının sürgünü ve her birinin dağıldıkları coğrafyalardaki yaşamlarını, anayurtları Dêsim ile olan aidiyetlerini, bir “kenger” misali savrulup yaşadıkları coğrafyalardaki bu geçmişin ağır travması altında “birden çok kimlikle” bocalayarak yaşama tutunma çabalarını, bunun üzerinden bir “güvercin tedirginliğiyle” kurdukları duygusal bağı konu alan hayat hikayelerine yer verilen belgesel türündeki bu çalışma, yetmiş dakika süren ve yılları alan meşakkatli bir emeğin ürünü. Şunu söyleyebilirim ki diğer çalışmalarla mukayese ettiğimde “profesyonellik” ve verilen emek açısından en başarılısı olmuş!

***

ÇhemêMuzır

Çhemê Muzıri (Munzur Çayı, Dêsim)

Olay kurgusu, çekimler ve tüm bunların oturtulduğu Dêsim’in o muhteşem coğrafyası, bu kanlı ve acılarla dolu tarihin bir tanığı olan Munzur’un belgeselde ağırlıklı kuş bakışı yer alması, yani doğanın bu anlatımda çocuklarla beraber dile gelmesi, geçiş efektleri çok etkileyici olmuş. Film gösterimi sonrası Nezahat ve Kazım Gündoğan ile aynı zamanda “Dêsim’in Kayıp Kızı” da olan ve bu çalışmada da Keşisin torunu olarak yer alan Aslıhan Kiremitçiyan teyzenin kızı Zeynep Ünlü ile yapılan mülakat da çok duygulu, güzel ve bir o kadar bu çalışmayı anlamak açısından bilgilendiriciydi.

***

Sözün özü hayıflanarak; “gelmeyenlerin çok şey kaçırdığını” belirtmek isterim. Benim için bu çalışmayı daha da anlamlı kılan ise komşumuz olan niajni (teyze) Give (Emine) nenenin ablası Sultan Demir niajninin konuşmasını Türkçe’ye çevirmemin yanı sıra Keşisin akrabalarından olan Give Kiremitçiyan (Emine) ile komşumuz olan kızı ve torunu Hemed (Ahmet Ak) anlatımlarına çocukluğumdan sonra ikinci defa tanık olmam ve hayat öykülerini iyice bir öğrenmem oldu.

***

13139116_1783695065196146_534846223529183437_nBu güzel fakat acılı yürekli insanları o kadim coğrafyanın anayurdu ile buluşturup bu şekilde tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkartarak “yüzleşmemizi” sağlayan sevgili Nezahat Ve Kazım Gündoğan çiftine başta olmak üzere, bu çalışmaların önünü açan Zeynep Ünlü, Hemed (Ahmet Ak) ve katkısı olan diğer tüm canlara, yüreklere buradan ayrıca teşekkür ederim.

***

Gerek “Keşis’in Torunları” adlı sözlü tarih çalışması kaynaklı kitaplaştırılan çalışmada ve gerekse bunun bir ürünü olan “Vank’ın Çocukları” adlı belgesel tüdeki çalışmada yer alan emek veren, yüreğini dökmek suretiyle ortak olan acılarımızı (travmalarımızı) bir nebze olsun hafifletmek için iyi ki dile gelmiş ve bunu büyük bir cesaret ve yüreklilikle paylaşmışsınız.

***

Hayatta olan yakınlarına sağlıklı ve mutlu ömürler diliyorum. Göçüp giden fakat yüreğimizde yaşayarak ölümsüzleşen ve artık bedenen bu dünyada olmayan tüm bu çocukların, bu insan-ı kâmillerimizin de toprağı bol olsun, ışıklar içinde uyusunlar! Dêsimanlı kamillerimizin dili ve ifadesiyle; “Heq u Thala rama xo cıdo!”

 

Asmên Ercan Gür (aliyedemeniz@hotmail.com)

*Söz öbeği; Celal Yıldız (Dersim Dile Geldi).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2.339 kere okundu

Gülengül Üsdtündağ; “Yetiş Pirim”